Ve o ikinci haber geldikten sonra her şey öyle hızlı değişti ki… Sanki ev halkı, sanki köy, sanki dünyanın kendisi bir anda bambaşka bir yöne akmaya başlamıştı. Ben ise o akıntının içinde savrulan bir yaprak gibiydim. O haber şuydu: Mehmet Ağa yeniden evleniyordu. Hem de ben evlendikten yani kaynanam öldükten sadece üç ay sonra. Bunu duyduğum an mideme bir yumruk oturdu. Zihnim dondu, ne düşündüğümü bile hatırlamıyorum. “Olmaz.” dedim içimden, “Bu kadar da olmaz.” Ama oluyordu. Kaynanam mezarında daha toprağa alışamamışken o, yeni bir gelin getiriyordu eve. Kadınsızlığa sadece üç ay dayanmıştı. Bu beni en çok sarsan şeydi: insan, kendine beş çocuk doğurmuş, evini çekip çevirmiş, yıllarca yanında durmuş o kadar iyi bir kadının ardından nasıl bu kadar çabuk evlenirdi? Hem de… Hem de

