Sözler ağzımdan dökülürken aslında kime konuştuğumu bilmiyordum. Havin ’e mi, Fırat’ a mı, yoksa kendi içimde hala hayatta kalmaya çalışan o eski bana mı… “Eskiden köyler hep güzel gelirdi.” dedim yavaşça. “Sanki herkesin birbirine sahip çıktığı, dayanışmanın olduğu yerler gibi… İnsanlar yoksul olurdu belki ama mutlu olurdu diye düşünürdüm. Aklım almıyor bu kadar karışık işleri. Herkes kazansa, herkes doysa… güzel olmaz mı?” Bu cümle biter bitmez yüzümdeki o saf hayalin ne kadar kırılgan olduğu hissedildi. Fırat hafifçe başını salladı, sonra koltuğa yaslanıp konuştu. Sesi sakin ama yükü ağırdı. “Sen de Miran gibi düşünüyorsun.” dedi Havin yerine bu kez Fırat konuşarak. “Tabii o gerçeği biliyor. Bildiği halde herkes kazansın istiyor. O yüzden yükü daha ağır.” Bir an durdu. Sanki kelimel

