Geri geri yürüdü sanki odamın içi bile fazla gelmişti ona. Yatağa oturdu. Dizleri karnına çekili, ayakları çıplak, üstündeki hırka kendinden büyüktü. Kolları içine gömülmüş, var olmamaya çalışıyordu. Yavaşça yere çöktüm. Onunla aynı hizaya ama çok yakınına değil. Aramızda bir boşluk bıraktım. Kaçacak bir yer olduğunu görsün diye. “Ben Nare.” dedim sadece. “Burada senin için varım.” Başını kaldırmadı. Ama nefesi biraz daha düzenliydi artık. Bir süre sonra: “Adın ne?” diye sordum. Bu soru onu hazırlıksız yakaladı. İnsanlar genelde ilk olarak neden buradasın, kim yaptı, korkuyor musun diye sorardı. Adını sormak… ona insan olduğunu hatırlatıyordu. “İstemiyorsan söyleme.” diye ekledim hemen. “Sonra da olur.” Sessizlik uzadı. O kadar uzadı ki cevap vermeyeceğini düşündüm. Sonra çok kı

