Firuze Taşlı Toka

3806 Words
Filiz kıran fırtınası gibi sözlerin,kalbimde yeşeren ümit filizlerini biçip attı. .... Berdan Şidanlı keyifli bir ıslık çalarak arabayı sürmeye başladı.Turanşah'ların çiftliğinden bir an önce uzaklaşmak için gazı kökledi. "Ee Leyal bunca yıl neler yaptın?Niye daha önce dönmedin Mardin'e? Yoksa seni bir yerde zorla mı tutuyorlardı?"dedi. Leyal rahatça arkasına yaslandı. "Yoo yaşadığım yerde keyfim gayet yerindeydi.Ben dönmek istemedim." "Hâlâ çok şaşkınım yaşıyor olman müthiş bir şey.Bize dediler ki; sen bir şoför tarafından Dicle Nehri'nin kıyısından Cizre'ye götürülürken arabanın frenleri bozulmuş ve nehire düşmüş.Şoför kurtulmuş ama seni bulamamışlar.Arabada sana ait ayakkabı,hırka ve DNA'kalıntıları bulunmuş.Kurtulmana ihtimal verilmediği için öldü olarak kabul edildin." "Acaba niye böyle bir şey yapmışlar?" "Turanşah'lardan her şey beklenir.Seni bizden kaçırmak için yapmışlardır.Dedem seni onların elinden kurtarmak istiyordu çünkü çok seviyordu.Kızının emane..." "Kes!"diye içinde tuttuğu öfkeyle gürledi Leyal. Kızın bağırması ile irkilen Berdan hızla ona döndü. Leyal'in mavilerinde yıkıcı bir fırtına vardı. "Arabaya senin zırvalıklarını dinlemek için binmedim!Ben sizin ciğerinizi bilirim.Seni görünce intikam selamı çakmak istedim.Babamı baban öldürdü, mükafat verir gibi üç yıl gibi komik bir süreyle içeriden çıktı.O deden azılı bir katil!"diye bağırdı. "Hop hop dur bakalım,baban ölmeyi hak..." "Kes lan! Ben sözümü daha bitirmedim.Babam ve annem birbirini sevmiş ve evlenmiş bunun neresinde kötülük var?Sevgiye, insanların mutluluğa tahammülünüz yok.Biliyorum ki annemi de siz öldürdünüz."derken öfkeli solukları havaya karışıyordu. Berdan karşısındaki kızın korkusuzca kendine meydan okumasını hayretle izliyordu. Leyal burnundan sınırlı bir nefes bırakıp devam etti: "Annemin bir mezarı bile yok,kayıplara karıştı ve bulunamadı.Yaptığınız her şeyi fitil fitil burnunuzdan getireceğim! Sizin var ya içinizden geçeceğim!Enkaza çevirdiğiniz hayatımızdan bir kale inşaa ettim.Acı dolu çığlıklarınız o kalenin duvarlarında yankılanacak!"dedi,Leyal sesiyle nefret kusarak. Berdan şaşkınlığını bastırıp alaycı bir dudak büküşle konuştu: "Arabada yalnızız ve fazla cesursun.Sana şu an istediğim her şeyi yapabilir o sözlerini de tek tek yuttururum!"dedi, uyararak. Leyal'in dudağının kenarı dalga geçer gibi yukarı kıvrıldı. "Birincisi arabada tek değiliz.Aramızda Cihat Mirza Turanşah kalkanı var.Sen bir Turanşah kadının kılına bile dokumazsın.Bu acziyetinin de farkındasın.Ne demişler sırtını ya bir ağaya ya bir dağa yasla.Ben dağ gibi bir ağaya yasladım.Çift dikiş.İkincisi asıl ben size neler yapacağım neler...Şimdi derhal arabayı durdur!"diye emrederek bağırdı. "Durdurmazsam ne yapacaksın?"dedi,Berdan blöf yaparak.Kafasının içinde, Mirza tehdit unsuru olarak duruyordu.Açıktan Leyal'e bir şey yapamazdı ama kızı bir süre korkutmaya karar verdi. "Sana dur dedim!"diye yeniden bağırdı Leyal. Berdan kahkaha atarak cevap verdi. "Havai fişek gösterisi sever misin?"dedi,Leyal esrarlı bakışları eşliğinde. "Nee!"dedi,Berdandan yandan bakış atarak. "Diyorum ki arabanın benzin deposuna yanan kibrit çöpleri attım, az sonra buum! diye havai fişek gösterisi başlayacak(!)Sen beni kandırdığını zannedip halama zafer kazanmış komutan pozları keserken ben arabanı kundaklıyordum."dedi,Leyal elinde tuttuğu kibrit kutusunu başıyla işaret edip sırıtarak. "Benzin tutuşmuş yanıyordur,patlaması an meselesi."diye ekledi. Berdan'ın kalın kaşları yukarı fırlarken kahverengi gözleri korkuyla ayrıldı. "Ne yaptın!"diye bağırarak ani bir frenle arabayı yolun kenarına kırıp, durduğu gibi kendini dışarı attı. Toprağın üzerinde emekleyerek daha uzağa kaçmaya çalışıyordu. Leyal arka camı indirip başını çıkardı. Kendini daha fazla tutamayıp puskurarak gülmeye başladı. "Şaka şaka gül diye yaptım.Sırtımı aslında ilk önce zekama yaslamıştım söylemeyi unutmuşum.Sana kestiğim raconu anladın mı?Ben sizden biriyle tek kalsam bile bana hiçbir şey yapamayacağınızı göstermek istedim.Tek başıma orduyum."deyip arabadan çıktı. Olduğu yerde donup kalan Berdan öfkeyle ayağa kalktı. "Seni var ya..."deyip Leyal'e doğru yürümeye başladı. "Çocukken beni ağlattın diye,Mirza kaç defa ağzını burnunu kırmıştı?Ben seni iki dakika da paket yaparım ama..."diyen Leyal rahat bir tavırla saatine bakıp on bire kadar saymaya başladı. "1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11"dediğinde tozu dumana katarak gelen siyah bir cip yanlarında durdu.Öfke dolu bedeniyle cipten inan Mirza alev almışcasına parlayan ölümcül gözlerini,Berdan Şidanlı'ya dikti. Leyal küçümser bir bakış attığı Berdan'a "Hoşça kal dayı oğlu.Dedene de Turanşah'ların Leyal hortlamış gelmiş sana da selamı var de..."deyip Mirza'ya doğru adımlayıp önünde durduğunda "Merhaba emmi oğlu."dedi,lakayt şekilde. Mirza cipin kapısını açıp "Arabaya geç!"diyerek kızı içeri tıkıştırdı. Tehlike saçan gözleri yeniden Berdan'ı buldu. Hızla dibinde bitip yakasını kavradığı gibi suratına okkalı bir yumruk gömdü. Berdan yere yapışırken "Uuu çok sert oldu."dedi,Leyal zevkten dört köşe olarak. Mirza'nın öfkesi yerli yerinde duruyordu. "Sakın haddini aşma!Hududuma dalma! Hududum namusumdur çiğnemeyi aklından bile geçirme!"diye kükredi Berdan'a. "Bir daha bu kadar kibar olmam!"diye ekleyip arabaya geçti ve çalıştırıp yola koyuldu.Asık suratı buz gibiydi.Leyal kaçamak bakışlarla kendine bakıyordu. Mirza güçlü parmaklarıyla kavradığı direksiyonu sert bir şekilde çevirip çiftliğin yoluna döndü. "Bir daha Berdan iti ya da Şidanlı'lardan hiç kimseyle muhatap olmayacaksın!Arabasına binip nasıl gidersin?"dedi, dişlerinin arasından. Leyal öfkeyle yüzünü buruşturdu. "O insan taklidi yapan zavallı,bana hiçbir şey yapamaz.Benim hiç kimseye ihtiyacım yok.Ben yalnızlığımı kendime zırh yaptım.Birilerine sırtımı yaslamayı 16 yıl önce bıraktım ki o dayandığım sırt acımasızca geri çekildiğinde yere düşmeyeyim diye." "Tek başına kurt olmayı bırakıp sürünün içinde aslan olcaksın! Kadın olmak zordur bu topraklarda.Buralarda kadın olmak, sesi duyulmayan bir şarkı söylemek gibidir; melodisi güzel ama dinleyeni yoktur."dedi,Mirza yoldan gözünü çekmeden. "Kadın, çoğu zaman bir birey değil, bir görevdir; susması öğretilir, görünmeden yaşaması beklenir.Çoğu ailede bir kız çocuğu doğduğunda utançla eğilir başlar, onurunun incindiğini düşünür erkek müsveddeleri.Senin adın niye Leyal biliyor musun? Leyal'in bir anlamı da delikanlı demek. Deden Murtaza Şidanlı annene 'erkek çocuk doğurursan onu kabul eder, seni de affederim.Yok doğuramazsan ikinizi de öldürürüm' demiş.Doğurduğu çocuk kız olunca annen suç işlemiş gibi bunun ağırlığı altında ezilmiş ve sana Leyal ismini vermiş.Hâlâ bu iğrenç zihniyete sahip zavallılar var buralarda.Kadınları gözlerini kırpmadan harcarlar.Ayrıca aşiretin bir takım kuralları ve usulleri vardır.Kendi kafana göre hareket etmeyeceksin!"diye ekledi. Son cümleleri ile, Leyal'in boğazına bir yumru oturdu.Kollarını göğsünde bağlayıp başını cama yasladı ve dışarıyı izliyor izlenimi vererek sessizce ağlamaya başladı. "Ne yani erkek doğmayı becebilseydim annem ölmeyecek,ben de konaktan atılmayacak mıydım?"diye düşünüp sessizce hıçkırdı.Feryat figan doldu yüreği.Öte taraftan deli gibi merak ettiği bir şey vardı ama alacağı cevap istediği gibi olmazsa diye de çok korkuyordu.Yine de merakını gidermeliydi.Huzursuzca kıpırdanıp başını Mirza'ya çevirdi. "Şey..."deyip kısa bir es verdi. "Ney?"dedi,Mirza gözünün ucuyla bakarak. "Sen de mi beni ölü zannediyordun? Bunca yıl ölümü biliyordun?"dedi,Leyal kısık sesiyle. Alacağı cevabı beklerken hem gergin hem de vücudunun heyecandan titremesine engel olamıyordu. parmaklarını birbirine geçirip gerdi. Mirza birkaç saniye sessiz kaldı. Düşünceli gözlerini yoldan çekmeden konuşmaya başladı. "Yoo yaşadığını biliyordum.Teyzem seni Şidanlı'lardan ve babaannemin hışmından korumak için öldüğün yalanını kurguladı.En başından beri planını biliyordum.Hatta ona destek oldum.Zamanla unuttum seni, aklımdan çıkıp gittin.Umurumda da değildin.Zaten kendi sıkıntılarım vardı, büyüdüğümde her anlamda bambaşka bir adam oldum.Çocukluğumuza dair de pek bir şey yok aklımda.Adı üstünde çocukluktu işte.Basit,komik, hatta saçma sapan şeylerdi."dedi,buzu bile donduracak soğuk sesiyle. Leyal gözyaşlarını zor zaptediyordu.Adamın her kelimesi iğne iğne battı yüreğine.Oysa ölü zannedildiği meselesini duyduğunda, demek ki Mirza da beni öldü zannediyormuş ve o yüzden arayıp sormamış diye kendi içinde mutluluktan havalara uçmuştu.İçinde yeşeren ümit filizlerini, Mirza'nın sözleri filiz kıran fırtınası gibi biçip attı.Kırılan kalbinin boynu büküldü. Derin bir nefes verip "Ben de seni hatırlatıyorum zaten Mirza abi."dedi,kahroluşunu gizleyerek. Abi demesiyle kaşları çatılan Mirza ters bir bakış attı."Arabayı durdurur musun Mirza abi, midem kötü,birazcık temiz hava alsam iyi olacak."dedi,Leyal yeniden. Mirza arabayı uygun bir yere park etti. "Senin gelmene gerek yok abiciğim."diyen Leyal arabadan çıktı. Mirza burnundan sinirli bir nefes bıraktı. "Hay ben abinin mecburiyetlerini s..."deyip sessizce küfür ederek arabadan çıktı. Leyal çayırdaki kır çiçeklerine tebessüm ederek bakıyordu.Gönlü hâlâ Mirza'nın sözlerinin yasını tutsa da bunu dış dünyasına yansıtmıyordu.Aslında niye bu kadar kırıldığını çözemiyordu.Çocukluğunda , Mirza'ya hastalık derecesinde bağlanmıştı ve ondan ayrılmak travması olmuştu.Çok üzülmesinin sebebini bu duruma bağladı.Kafasındaki düşüncelerle biraz ilerideki mor çiçekli kengerin yanına geldi. Elini uzatıp parlak renkli çiçeğe dokunurken eline diken battı."Ah!"diyerek elini hızla geri çekti. "Dikkat etsene dikeni olduğunu görmüyor musun?"dedi,Mirza kızarak. "Görmüyorum!"diye bağıran Leyal elini uzatıp dikeni avuçladı.Canı çok kötü yanıyordu.Aslında ağlamak için fırsat yaratmıştı.Elinin değil yüreğinin acısına hüngür hüngür ağlamaya başladı.İçi giden Mirza seri şekilde yanına gelip elini tutmak isterken Leyal fırsat vermeyip hızla arkasına sakladı. Mirza uzanıp ,elini çekerek tuttu.Avucunu açtırıp cebinden çıkardığı mendille kanayan yerleri sildi. Nefesini üfleyerek, kızın elinde kalan dikenleri incitmeden çıkardı."Ağlama!"dedi,içi giderek.İkisinin de aklına çocukluk anıları üşüştü. Yedi yaşındaki Leyal eline batan diken yüzünden ağlıyordu."Mavi boncuk ağlama."dedi,elini tutan Mirza yarasına üfleyerek. "Seçil'in eline diken batmıştı,annen parmağını öpünce 'artık ağrımıyor hemen geçti' demişti.Gerçekten de anneler öpünce acı hemen geçiyor mu ben annem olmadığı bilmiyorum?"dedi,küçük Leyal. "Annem senin de annen,seni çok seviyor,sakın üzülme."dedi,Mirza. "Biliyorum ben de onu çok seviyorum ama sahici anne öpünce ne oluyor merak ediyorum."dedi, Leyal. "O zaman ben öperim belki ben öpünce de hemencecik geçer."dedi,Mirza ve diken batmış küçük parmağı birkaç defa incitmeden öptü. "Aaa gerçekten de geçti."dedi,Leyal şaşkınca kıkırdayarak. "Mirza biliyor musun ben hayaletlerden çok korkuyorum."dedi,birden. "Hayaletlerden korkmana gerek yok çünkü ben varım.Hem ben bir hayaletim ama kimseye söylemiyorum sadece sana söyledim.Benden korkuyor musun?"dedi,Mirza ciddiyetle. "Sahiden de hayalet misin?"dedi,Leyal mavi gözlerini kocaman açarak. "Evet senin hayaletinim,her yerden çıkar bir anda gelirim yanına." "Yaşasın benim hayaletim var."dedi,Leyal Mirza'ya kocaman sarılarak. Anıların içinden çıkıp kendilerine geldiklerinde sadece imalı bakışlar kaldı geriye. Leyal hızla çekti elini ve arabaya doğru yürüyüp içine geçti.Mirza da peşinden gelip arabaya bindiğinde yola koyuldular. On dakika içinde çiftlikteydiler.Mirza arabayı park ettiğinde içinden çıkıp eve girdiler.Geldiklerini gören Dilda hala ve Seçil hemen yanlarına geldi. "Leyal iyi misin?"dedi,halası merakla. "İyiyim merak etmeyin."dedi,Leyal. "Ben zaten her şeyi anlatacaktım,tek gayem seni korumaktı ve başka bir yol bulamayıp öldüğüne herkesi inandırdım."dedi, Dilda hala. "Anlıyorum sizi."dedi,Leyal solgun sesiyle. "Kuzum sizli bizli konuşman gücüme gidiyor.Hala diye hitap edemez misin?" "Söyleyebilir miyim bilmiyorum, birdenbire hayatım altüst oldu.Hâlâ şaşkınlık içerisindeyim.Bana biraz zaman verin." "Tabii haklısın ama ben de biraz heyecanlıyım.İçimde bir sızı olarak duruyordun,en sonunda yanımızdasın ve artık huzurluyum.Dilinden hala dediğini duyarsam dünyanın en mutlu insanı olurum." Birlikte eve geçtiler.Mirza ve Leyal ellerini yıkadığında terasa hazırlanmış kahvaltı masalarına oturdular.Mirza için köşeye ayrı bir masa hazırlanmıştı.Hanımlar daha büyük olan masaya geçti.Leyal Mirza'nın ayrı masaya oturmasına yine bir anlam veremiyordu. "Demek ki sebebi ben değilmişim, ailesiyle de aynı masaya oturmuyor."diye düşündü. "Peki ama neden?"diye fısıldadı düşünceli gözleri kısılırken. "Leyal hadi canım karnımızı iyice doyurup enerji depolayalım.Kahvaltıdan sonra alışverişe gidiyoruz."dedi,Seçil neşeli sesiyle. Seçil'in sesiyle kendine gelip tebessümle karşılık verdi. "Senin için temiz ve kullanılmamış kıyafetler getirdik.Her türlü ihtiyacın var.Ölçülerin Seçil'inkilere yakın o yüzden beden ölçülerinde zorlanmadık."dedi,Dilda hala. "Teşekkür ederim."dedi,Leyal memnun şekilde. Sohbet eşliğinde,aslında Dilda halanın soruları, Leyal'in kısa cevaplarıyla geçti kahvaltı zamanı. Leyal'in aklına gelen şeyle gözleri endişeyle kocaman büyüdü. "Tokam!"dedi,elini saçına atarak. "Nasıl unuttum tokam yok!Çantamda da yoktu... Ama en son Güney Kore'de bay Megaloman beni zorla uçağa atmadan önce saçlarımdaydı."diye düşündü.Bakışları halasına kaydı. "Evin içinde ya da kaldığım odada firuze taşlarından yapılmış bir toka gördünüz mü?"dedi. "Yok görmedim."dedi,Dilda Hanım düşünceli şekilde. "Ben de görmedim."dedi,Seçil başını olumsuzca sallayarak. Leyal bir hışımla masadan kalkıp Mirza'nın yanına geldi. "Tokam...Sen beni zorla uçağa götürürken saçımda firuze taşlarından yapılmış bir toka vardı.O toka benim için çok kıymetli.Ne yaptın tokama çöpe falan mı attın?"dedi,sinirli sesiyle. Mirza umursamazca çayından bir yudum aldı. "Oradan bakınca toka mı her ne saçmalıksa öyle şeylerle ilgilinecek bir adam gibi mi duruyorum?"dedi. "Şu dakikadan sonra ilgileneceksin!O toka senin yüzünden kayboldu ve benim için manevi değeri çok yüksek.Tokamı istiyorum!"dedi,dişlerinin arasından. "Bana bak çirkef Sultan 2. Ruken, tokan o kadar değerliyse sahip çıksaydın.Senin tokanla falan uğraşacak boş beleş vaktim yok benim."dedi,Mirza. Leyal'in dolan mavi gözleri karaları kasıp kavuruyordu.Damlamak üzere olan gözyaşını göstermemek için arkasını dönüp yukarıya çıktı. Aslında tokayı küçükken Mirza hediye etmişti. Babasıyla birlikte gittiği bir iş gezisinden döndüğünde 'Sana gözlerinin rengindeki on bir tane firuze taşından yapılmış toka aldım' demişti. Tokayı çok seven Leyal ona adeta doğa üstü güçler atfedip bir uğur gibi görüyor;tokanın kendine şans getirdiğine ve koruduğuna inanıyordu.Mirza'nın 'Seni zamanla unuttum,aklımdan çıkıp gittin' demesi ile beni unutan nasıl olsa tokayı da unutmuştur diye düşünüp tokanın değerli olduğunu söylemekten çekinmemişti. ... Kızın dolan gözleri Mirza'nın göğsüne yumru gibi oturmuş kalkmıyordu. "Lanet olsun!"deyip telefonu eline alıp salona geçti.Özel jetin bakımıyla ilgilenen adamını aradı. Telefonu açan adam -Buyur Ağam,dedi. -Seyhan, uçakta firuze taşlarından yapılmış bir toka buldunuz mu? Adam birkaç saniye düşünüp -Yok Ağam görmedik.İçerinin temizliği ile ilgilenen Fatma Hanım da görse bana söylerdi. -O toka yüksek ihtimalle uçakta kayboldu,tokayı bul ve gün içinde bana getir. -Anladım Beyim etraflıca arayıp dönerim size. -O tokayı mutlaka istiyorum,diyen Mirza telefonu kapattı. Leyal tokası için üzülüp ağlamaya devam ederek duş almış ve kendisi için getirilen kıyafetleri giyiyordu. Taş rengi salaş pantolon üzerine bohem tarzı dökümlü, pastel yeşil tonlarında ince keten kumaştan bir bluz getirmişlerdi.Kıyafetleri giyinip saçlarını salaş bir örgü yaptı.Taba rengi düz deri sandaleti giyinip hasır çantayı eline aldı.Aslında makyaj yapmayı çok seviyordu ama yanında herhangi bir makyaj malzemesi yoktu.Odadan çıkıp aşağıya indi.Mirza'nın gözü üzerindeydi.Saçını toplamış olmasına ve üzerindeki kıyafetlerin vücut hatlarını belli etmemesine memnuniyetle minik bir tebessüm etti.Kız, kendine baktığında ise anında duygusuz bir ifade takındı. "Uuu çok yakışmış."dedi,Seçil. "Zaten çok güzelsin kıyafetler de çok yakışmış."diyen Dilda hala "Biz çıkıyoruz Ağam."dedi, Mirza'ya bakarak. "Ben de Cemal'in yanına gideceğim.Akşam evde görüşürüz."dedi,Mirza Leyal'e bakarak. "Görüşürüz abiciğim."dedi,Seçil. Birlikte evden çıkıp arabaya geçtiler. Şoför arabayı çalıştırdığında yola koyuldular. "Şu arazileri görüyor musun?Hepsini biz ekip biçiyoruz."dedi, Dilda hala. Leyal gözlerinin alabildiğine dek uzanan ucu bucağı görünmeyen ekili araziye kaşlarını kaldırarak baktı. "Tarım benim için çok önemli büyük bir özveriyle ilgileniyorum.Çünkü dünya nüfusu hızla artıyor doğal kaynaklar sınırlı ve iklim giderek değişiyor.Gelecekte gıda kıtlığı kaçınılmaz hâle gelecek.Tarım, insanlığın temel gıda ihtiyacını karşılayan en kritik sektör olduğu için gelecekte iklime dayanıklı ürün çeşitleri geliştirmek,açlıkla mücadelede anahtar rol oynayacak.Yıllardır biriktirdiğim ata tohumlarıyla tarım yapıyoruz.Kara kılçık buğdayı,arpa,pamuk,çeşitli sebze ve meyveler yetiştiriyoruz.Benim en çok üzerinde durduğum ve tarımına önem verdiğim bitki ise zeytin ağacı.Zeytin gelecekteki kıtlıklar için önemli bir bitki.Kuraklığa dayanıklı ve az su ile yetişebilen nadir ağaç türlerinden biridir.İki bin yıl kadar yaşayabilir. Bu özellikleri sayesinde iklim değişikliğine karşı dirençli bir tarım ürünü olarak çok değerlidir.Ayrıca zeytin ve zeytinyağı, besin değeri yüksek ve uzun ömürlü olduğu için gıda güvenliği açısından büyük önem taşır.Tıpkı bir ilaç gibidir.Zeytin ağaçlarını canımız gibi korumalıyız, çünkü yakın gelecekte dünyanın kıtlıktan kıvrandığı zamanlarda zeytin zengini ülkeler ayakta kalabilecek.Zeytin kıtlık için anahtar bir bitki.Hani bir türkü vardır "Zeytin yağlı yiyemem aman,basma da fisdan giyemem aman"diye başlar.O türkünün hikayesini biliyor musunuz?" "Ben bir ara okumuştum."dedi,Seçil. "Ben hiç bilmiyorum hatta böyle şeylerle ilgilenmiyorum."dedi,Leyal. "O türkü aslında Amerikan Marshall Planı’nın uzantısıdır. 2. Dünya Savaşı sonrası Amerika bir yardım paketi hazırlar. Adı da Marshall Planı’dır.1948-1951 yılları arasında yürürlüğe girer. Türkiye ile birlikte 16 ülke yararlanır. ABD çok eski yıllardan beri dünyanın en büyük mısır üreticisidir. Haliyle ülkede birikmiş olan mısırı eritmenin yolu da bunu diğer ülkelere satmaktan geçecektir. Amerika elindeki mısır dağını eritmek için Marshall Planı’ndan faydalanmak isteyen ülkelere mısırözü yağı alma ön koşulu koyar. Türkiye de buna karşılık ilk margarin fabrikasını kurar. Sırf bu yüzden birçok zeytin ağacı yerinden sökülür. Elde kalan zeytinlerden elde edilen yağ da ABD’ye satılır ve mısırözü yağı olarak bize geri döner. Margarin satabilmek için ve mısırözü yağına teşvik etmek amacıyla ısınan zeytinyağının kanser yaptığı bilgisi kamuoyuna pompalanır. Oysa zeytinyağı en zor yanan sıvı yağlardan biridir. Sonuç olarak Türk insanı bu tarz haberlerle zeytinyağından uzaklaştırılıp margarine alıştırılır. Bu da yetmez, zeytinyağı hakkında olumsuz imaj oluşturmak için bir de türkü siparişi verilir. Bir anda döneminin en popüler türküsü haline gelir."dedi,Dilda hala. "Böyle şeyler üzerine hiç düşünmedim.Böyle konuların önemini kavrayacak bir bakış açım hiç olmadı."dedi,Leyal. "Bu bir bilinç meselesi,yanımda kala kala bir çok farkındalık kazanırsın.Tabii seni hiçbir şeye zorlaman,Allah insana irade vermiş ve seçimlerinde serbest bırakmıştır."dedi,Dilda hala gülümseyerek. "Ben Hristiyanlığı benimsedim."dedi, Leyal. "Özgür iradenle istediğin dini seçebilirsin ama İslam'ı doğru kayağından Kur'an-ı Kerim'den okumanı çok isterim."dedi,Dilda hala. "Bilmem belki bir gün..."dedi,Leyal. .... Tokayı bulamayan Seyhan çekinerek Mirza'yı aradı. -Buldunuz mu? dedi Mirza merakla. -Yok Ağam bulamadık.Her taşın altına baktık ama yok bulamıyoruz.Aramaktan beynimiz fenikti."dedi,adam çekinerek. Mirza'nın yüzü öfkeyle kasılırken alnındaki damarlar belirginleşti ve şakaklarına kadar gerildi. -Bana bahane sunan cesaretinizi s...meyin lan! Uçak için ne kadar görevli adam varsa ve onlardan daha fazla adam çağırıp hepsini teyakkuza geçir ve o tokayı bul! Gerekirse uçağı silkeleyin ama o tokayı mutlaka bulun! Bulduğunuzda kadın görevlilerden biri dokunup alsın paketleyip sana versin.Erkeklerden biri dokunmasın.Tokayı bir saat içinde elimde istiyorum! -Anladım Beyim hemen buluyoruz! dedi,adam korku ve telaşeyle. Telefonu kapatan Mirza "İnanamıyorum toka arıyoruz."deyip sinirli bir nefes bıraktı. .... Alışverişe çıkan hanımlar Mardin'in en şık sokaklarından birine girdiklerinde şoför arabayı otoparka park etti. Arabadan çıktıklarında Seçil sağ eliyle,Leyal'in elini tuttu.Leyal yüzüne baktığında kocaman gülümsedi.Küçükken Seçil ile çok iyi anlaşırdı.Birbirlerini çok sever kavga etmeden oynarlardı.Civan oyunlarını bozduğunda birlikte onu döverlerdi.Seçil'lerin annesi ikisini birlikte alışverişe götürdüğü zaman mağazanın içinde kıkırdayarak koşturup rengarenk elbiselerin içinden birbirlerine tavsiye ederek kıyafet seçerlerdi. İkisinin de aklına o anlar gelmişti.Ellerini çözmeden yürümeye başladılar.İkisinin de gözleri ışıltılı vitrinlere, kalpleri ise alışveriş heyecanına teslim olmuştu.Alışveriş yapacakları butik onlar için bugünlük kapatılmıştı.Dilda hala el ele tutuşmalarına gülümseyerek bakıyor, arkalarından yürüyordu.Alışveriş yapacakları butiğin altın detaylı döner kapısından içeri adım attıklarında, içerideki loş ama sıcak aydınlatma onları adeta başka bir dünyaya taşıdı.Butiğin müdüresi ve üç tane satış danışmanı kız kapıda karşılayıp üçüyle de tokalaştı."Ben dinlenme alanında kahve içeceğim siz keyfinize göre beğenin."dedi,Dilda Hanım. Leyal ve Seçil kıyafetlere doğru adımladı.Gözleri ışıl ışıl parlıyordu.Kristal avizelerden süzülen ışıklar, ipek ve kaşmir kumaşların üzerinde zarifçe dans ediyor,içeriden hafif bir klasik müzik tınısı yükseliyordu. İlk durak, renk cümbüşüyle dolu kıyafet reyonu oldu.Seçil, askıların arasında adeta profesyonel bir define avcısı gibi dolaşırken,Leyal bir anda neon pembe bir ceketle çıkageldi. "Bak bak bak! Bunu giyip sokağa çıkarsam trafik durur!" dedi,gülerek. Seçil kahkahayla başını salladı. "Çocukken de böyleydin.Senin enerjine uyacak tek renk bu olabilir zaten!" dedi ve hemen yanında duran parıltılı bir elbiseyi kaptı. "Ama bu da sahne ışığı gibi, belki birlikte kombin yaparız, ne dersin?"dedi. "Neden olmasın?"dedi,Leyal. Kendilerini alışverişe kaptırıp kıyafetlerin arasında kayboldular. Deneme kabinleri adeta onların sahnesi olmuştu. Her biri perdenin arkasından bir jüriye çıkıyormuş gibi "Tadaa!" nidalarıyla poz veriyor, her yeni kombini bir moda defilesi ciddiyetiyle değerlendiriyorlardı.Seçil bir yandan mağaza asistanıyla zarifçe sohbet ediyor "Bu koleksiyon İtalya'dan mı geldi?" diye sorarken diğer yandan büyük bir aynanın karşısında çantasını omzuna alıp kendi yansımasını inceliyordu. "Şunu denemeliyim."dedi, Leyal, pudra rengi bir tulumu heyecanla göstererek.Seçil hemen yanıtladı: "Ama o benim göz koyduğumdu!" Ardından ikisi de gülmeye başladılar. Deneme odaları küçük birer özel salon gibiydi; kadife koltuk, gül kokulu mumlar ve içeride servis edilen minik limonlu sular… Leyal aynanın karşısına geçtiğinde,Seçil perdenin ucundan başını uzatıp “Bir dakika! Sen o tulumla doğrudan Cannes kırmızı halısına çıkarsın,” diye haykırdı.Leyal tulumu çıkarıp ayırdığı kıyafetlerin arasına koydu.Gözüne takılan, dizlerinin üzerinde kalacak kısalıkta,kolsuz;vücuduna yapışacak elbiseye gülümseyerek baktı ve alıp kabine girdi.Elbiseyi giydiğinde kabinden çıkıp "Seçil gelip bakar mısın?"dedi.Elbiseyi düzeltirken "Çok yakışmış."diyen sesle irkildi. Arkasını döndüğünde,elleri ceplerinde ayaklarını omuz genişliğinde açmış Mirza ile karşılaştı. "Yakışmış ama giyemeyeceğin bir elbise alman hiç mantıklı olmaz."diyen Mirza'nın derin bakışları ,kızın vücudunda santim santim dolaşıyordu. "İstediğim kıyafeti alırım.Seni niye ilgilendirmek?Hangi sıfatla bana karışmak?"dedi,Leyal elini beline atarak. "Abinim ya o sıfatla karışmak.Ayrıca sıfat olarak değil hayatındaki özne olarak karışmak..."dedi,Mirza ciddiyetle. "Sen ancak hayatımdaki belirtisiz nesne olabilmek.Benden sanane,ben senin maraban olmamak." "Çatım altındaki bir kadın bu şekilde giyinemez.Bir Turanşah kadını,bazı erkeklerin iğrenç düşüncelerine malzeme olamaz!" "Sen mağarana dön! Git mamut falan kovala.Şurada iki dakika keyiflendim hemen gelip neşeme katliam yaptın." "O diline ayar ver ben verirsem yutmak zorunda kalırsın.Ayrıca kadın formuna entegre olmuş, 'x' kromozomunu karekterine giydirmiş,mızmız,kaprisli prenses erkek nüfüsu giderek çoğalmakta.Kadınlar yakında mağara adamı duasına çıkacak.Benim gibi erkekliğin bütün özelliklerine sadık kalmış adam gibi adamların yanında en azından Mahmut abi olmak zorunda kalmıyorsunuz."diyen Mirza'nın gözüne Leyal'in ayırdığı mini etekler çarptı.Hemen eteklerin yanına adımladı. "Bunları sen mi ayırdın?Seçil benden dolayı böyle şeyler giyemeyeceğine göre... Bunlar ne! Bunların yarısı nerede?Bunları terziye ver boyunu uzatsın!"dedi,delirerek. "Ne terzisi ne uzatması? Balkonu salona katar gibi ne o öyle?"dedi,Leyal umursamazca. "İnanamıyorum hepsi bir karış."dedi,Mirza mini eteklerin boyunu ölçerek. "Yoo iki karış dedi."Leyal kendi karışıyla ölçerek. "Senin yüzünden tahtalı köy ve Bakırköy arasında gidip gidip geliyorum!"diye bağırdı Mirza. "Adresini Bakırköy'e aldır gidip gelmek zor olmasın." "Terzi falan nereden çıktı zaten alamazsın."dedi,Mirza net ve sert şekilde. "Sananeee!"dedi,Leyal öfke dolu sesiyle. " 'Türk Milletinin kadını utanan,erkeği kıskanan bir millettir.Bu konuda arıza varsa insan bozulmuş demektir.Hicap kadının,kıskanma erkeğin madalyasıdır ve Türk Milletinin en bariz özelliğidir.' Ben senin yaşadığın yerdeki erkeklere benzemem!"dedi,Mirza tüm ciddiyetiyle. Sonrasında gözlerini mavilere düğümledi ve mavileri savunmasızca kara gözlerine esir alıp konuştu: "Ne demiş şair; "Mühür gözlüm seni elden Sakınırım kıskanırım Uçan kuştan esen yelden Sakınırım kıskanırım Havadaki turnalardan Su içtiğin kurnalardan Giyindiğin urbalardan Sakınırım kıskanırım Beşikte yatan kuzundan Hem oğlundan hem kızından Ben seni senin gözünden Sakınırım kıskanırım Al'İzzet'i oncalardan Elindeki goncalardan Yerdeki karıncalardan Sakınırım kıskanırım"diye şiiri okudu karakteristik sesiyle. Leyal donmuş kalmış ,göz bebekleri genişlemiş, duyduklarına adeta inanamaz hâlde bakıyordu.Alnının ortasında beliren derin çizgiler şaşkınlıkla birlikte gelen kafa karışıklığını da yansıtıyordu. "Kızın kafasının karıştığının farkında olan Mirza "Yani şiirin bizimle bir ilgisi yok.Ailemden birisin ve kıskançlık seviyemi anlatan çok güzel bir şiir olduğu için söyledim."deyip cebindeki tokayı çıkardı. "Tokam!"dedi,Leyal gözleri parlayarak.Tokayı almak için birden Mirza'nın eline uzandı ama Mirza anında avucunu yumdu. "Tokayı istiyorsan istediğim kriterlere uyan kıyafetler alırsın.Benim istediğimi yaptırmak için tokaya falan ihtiyacım yok.Toka kozunu senin için ortaya sürdüm.Çabucak ikna ol da bağırmaktan boğazın tahriş olmasın diye.Bir de ben buradan çıkıp gittiğimde arkamdan ağlama diye emzikli şeker getirdim.Ağlayan bebekleri emzikle sustururlar ya ondan mütevellit şey ettim."deyip ceketinin cebinden çıkardığı emzikli şekeri Leyal'in avucuna bıraktı. Leyal bir şekere bir Mirza'ya bakıyordu. "İşlerim var ben gidiyorum,sana kolay gelsin.Kategorileri azalttığım için kolay geleceğine eminim.Çok düşünceli adamım.Akşam yemeğine mamut bile avlıyorum."diyen Mirza ellerini yeniden cebine koyup mağrur şekilde uzaklaştı. Leyal elindeki emzikli şekerin ambalajını çıkarıp hırsla ağzına soktu.Şekeri katur kütür kırıp yerken "Mağaracı başı! Yaban!Mağaralar federasyonu başkanı!"diye bağırdı. Bağırmasına koşturup gelen Seçil ve satış danışmanı kızlar merakla kendine bakıyordu. "Siz gidin ben ilgilenirim."dedi,Seçil görevlilere. Onlar uzaklaştığında,Seçil "Ne oldu?"diye sordu. "Mağara adamı seçimlerime taş koydu.Mağarasından getirdiği taşı koydu."dedi,Leyal ağlayamsı sesiyle. "Mağara ada mı?..Abim mi?Az önce butiğe girerken görmüştüm.Anladım! Aldığın kıyafetler Cihat Mirza Turanşah gümrük kapısına takıldı." "Evet çok iyi anlamışsın.Ama bu burada kalmaz göstereceğim ben ona emzikli şekeri falan."dedi,Leyal kırdığı şekeri yemeye devam ederek. "Mağaza da ne varsa alacağım, ödeyeceği astronomik rakamla dudağını uçuklatayım da görsün."diye ekledi. "Ama onunla böyle mücadele edemezsin.Abim isterse içindekileri bırak olduğu gibi mağazayı alsan bile umursamaz ve bu onu maddi açıdan zerre kadar etkilemez.İstersen sana mağazalar zinciri alır." "Ben onunla nasıl mücadele edeceğimi biliyorum..."diyen Leyal yeni kıyafetler seçmek için işe koyuldu. .... Mağazadan ayrılan Cihat Mirza arabaya atlayıp can dostu Nöroloji Uzmanı Doç.Dr. Cemal Atahan'ın muayenehanesine geldi. Arabayı park edip içinden çıktı ve binanın içine girdi.Asansöre geçip beşinci katta durdu. Açık kapıdan içeri girdiğinde Cemal'le karşılaştı. "Oo hoş geldin dostum."dedi,Cemal sıkıca sarılarak. "Hoş buldum." Cemal sekreterinden iki tane şekersiz Türk kahvesi istediğinde birlikte odaya geçtiler. "Ee nasılsın? Gittin kızı getirdin ondan sonra yüzünü göremedik.Kuzenin nasıl? Seni gördüğümde ne yaptı?Sen ne hissettin?Seni gördüğüne çok mutlu olmuştur."dedi,Cemal heyecanlı sesiyle. "Beni sınava falan soktuysan bileyim yani?Ne bu soru yağmuru? Ayrıca Leyal beni unutmuş." "Nasıl unutmuş?Nereden anladın kendi mi söyledi?" "Vurdu beni!" "Neee! Yok artık Ağam biznen eğlenir."dedi,Cemal devasa şaşkınlığı ile. "Eğlendiğim falan yok ciddi ciddi vurdu beni." "Sen de vurmasına izin mi verdin? Hayatta inanmam." "Gerçekten unutmuş mu diye denemek istedim o yüzden vurmasına izin verdim.Unutmasaydı vuramazdı beni."dedi,Mirza üzgün sesiyle. "Hem hatırlamaması ve benden uzak durması onun yararına olur."diye ekledi. "O nasıl olacak?Aynı evin içinde,yan yana sürekli gözlerinin önünde olacak uzak durabilecek misin?" "Niye duramayayım?" "Ne bileyim küçüklükten beri Leyal'e özel ilgin var.Öldüğünü zannettiğinde yaşadığın acıya şahit oldum.Ayrıca 14 yaşındaydın ve öyle küçük de sayılmazdın." "Yoo özel ilgim falan yoktu sadece acıyordum o kıza.Ayrıca onun öldüğünü zannettiğim günlerde babam ve annem ölmüştü.Yaşadığım acı onları kaybetmemden dolayıydı." "Ne yani kızın yaşadığını öğrendiğinde hiçbir şey hissetmedin mi?Benden de mi saklayacaksın dostum hadi anlat." "Kapatalım bu konuyu.Leyal'in karga yiyen, ailesiyle bile aynı masada yemek yiyemeyen bir adamla işi yok.O nalet tarikatı daha yeni yeni çözümlemeye başladım.Ama hâlâ annemin babama 'beni öldürmek zorundasın başka seçeneğimiz yok,yap şunu!Mecbursun."diye bağırışını, babamın çaresizlik içinde hüngür hüngür ağlayarak annemi vurmasını ve arkasından kendi kafasına sıkmasını unutamıyorum ve annemin sözlerini çözemiyorum."dedi,Mirza kahrolarak.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD