günlerdir uyuyamıyorum. bir dünya mektup okudum çoğunda ağlamaktan gözlerim şişti, bazılarında da şok oldum. bı şehre benim ismimi vermişler benim adıma bir sürü yardımlar arsalar hiç düşünmeden alınmış. söylenmemiş sözler beni derinden etkiledi. eğitimim gittikçe zorlaşıyor kralın hediye ettiği kraliyet yıldızı inanılmaz güçlü ve zarif, yanı başımda duran violet e silahın neden yapıldığını soramadım bir türlü.
~"leydimmm ben geldim"
~"Violettttt bende seni bekliyordum"
~"bir şey mi oldu leydim!"
~"ne hayır sadece antrenman yeni bitti ve üstüne sen gelmen mükemmel oldu hehehe"
~"leydim beni bu kadar sevmeniz beni çok sevindiriyor"
violet e ssarıldı. sonra çimlere oturduk geriye yaslandım violet ise nazik bir şekilde yanıma oturdu
~"Violet hediye edilen kılıç hakkında ne düşünüyorsun"
~"oldukça güzel neden sordunuz ki ?"
~"kral mektupda Kılıç'ın kraliyet yıldızı ile yapıldığından bahsetmiş kraliyet yıldızı nedir"
~"kralın bu kadar size değer verdiğini bilmiyordum leydim"
~"huh ne?"
~"sarayın üstündeki devasa yıldız derinliği bilinemeyen bir güce sahip ve kılıç o yıldızla yapılmış."
yerimden kalktım bu kadar değerli bir şey beklemiyordum
~"bu çılgınca!"
~"kraldan beklendiği gibi. umarım bir gün bu silahı en derinden hak edip bu Dünya'nın kahramanı olursunuz."
~"umarım"
..........................................
Zaman hızla akıp giderken çoktan 2 yıl geçmişti silah kullanmakta ustalaşan Talia artık turnuvayı bekliyor du ama birden terslikler olmaya başladı tüm askerler büyük bir sefer için çağırıldı kocaman sarayda Talia ve violet yapayalnız kaldı
~"neden aniden böyle bir şeye kalkışıldı anlamıyorum"
~"büyük ihtimalle turnuvadan dolayı böyle bir şey oldu leydim üzülmeyin onları tekrar göreceksiniz"
~"iyiki yanımdasın violet"
~"her zaman yanınızda yım leydim"
gittikçe aralarındaki bağ artarken pythonissam hiç gelmemişti bu yüzden Talia pythonissam a hiç güvenmiyor du
~"geçen gösterdiğin hareketi artık iyi bir şekilde yapa-"
aniden bir ses yükseldi bir grup asker sarayın kapısına gelmişti.
~"buda ne?
sese doğru gittim daha önce görmediğim askerler di
inanılmaz soğuk duruyorlardı
~"prenses Talia kralın isteği üzerine buraya sizi turnuvaya davet edebilmek için geldik. eğer kabul ederseniz 2 günde saraya varmış olun."
~"pekala geliyorum"
Ah cidden hikaye basit ilerliyor bu yüzden düşünmedim bile
hikaye bitsede artık evime dönsem... gerçek evime.
~"hazırlanmaya başlayalım leydim."
~"ah evet İş başına"
krala gidince ilk olarak tapınakta ki yaşadıklarımı anlatacağım bu büyük bir tehdit sonuçta. sonrasında kardeşlerim ile tanışırım yada dediklerimin tam tersi olur ehe. neyseee geriye kalan tek şey hazırlanmak yıllarımın geçtiği evden sonunda gidiyorum yuppi.
iki günüm su gibi geçti gözlerimi açtığımda violet in başımın üstünde beklediğini gördüm.
~"V-violet bir şey mi oldu"
~"uyanmanızı bekliyordum leydim kraliyet ten at arabası geldi bizi bekliyorlar."
yerimden hızlıca kalktım.
~"nee neden beni erken kaldırmadın ?"
~"çok tatlıydı'nız uyandıramadım hehe"
~"Violet yine her zamanki gibi mükemmel sin!"
~"hadi bakalım şimdi giyinip kraliyet'e gitme vakti"
üstümü güzelce giydim. arabanın yanına vardığımda beni bir asker karşıladı kapıyı açtı.
~"buyurun prenses"
içerisi çok tatlı ve rahattı. yolculuk 2 saat sürdü ardından görkemli saraya vardık
~"içeriden daha güzel görünüyor Değilmi violet ?"
~"kesinlikle leydim"
araba durdu. asker kapıyı açtığında karşımda bir sürü görkemli hizmetçi ile kahya duruyor du sanki onu bir yerden hatırlıyordum.
~"hoş geldiniz prenses ve leydi Violet"
selam verdi bende ona, kalbim çıkacak gibi atıyor her zaman okuduğum hikâyelerin içinde olmak çok değişik ve olağanüstü.
~"size yolu göstereyim."
kahyayı takip ederken aynı zamanda burda sert olmam lazım nede olsa bu insanlar beni sevmiyor sevselerdi 2 yıl boyunca cesaretli askerler yerine normal hizmetçiler olurdu onlara kızgın değilim ama yinede kimseye güvenemem.
~"işte burası az sonra tüm Aileniz ile yemek yiyeceksiniz, ardından ise sizi odanıza yerleştireceğim."
~"teşekkürler."
yerime oturdum etrafımdaki hizmetçiler bana iğrenerek bakıyorlardı bu çokta rahatsız edici durmuyor du sonuçta hayatım misty ve jen gibi kişiler ile geçti. düşüncelere dalmış iken birden kapı açıldı içeri Kral Aurelian ve prensler girdi onlar yıllar önce gördüğüm kişilerdi ayağa kalktım ve selam verdim.
"prensesim karşınızda imparator Aurelian stella regia, prensler: damian ,abel, jon,Zeri ve son olarak prenses Jannet"
bir dakika ne Jannet!! bu nasıl olur ne olduğunu çözemeden herkes yerine oturdu kral konuşmaya başladı
"burayı beğendin mi Talia"
başımı kaldırdım
"ah evet burası çok güzel"
"yabancılık çekme lütfen burası artık seninde evin"
"Ben sadece turnuva olduğu için burdayım sanmıştım sonra beni sürgünüme yollarsınız diye düşünüyordum?"
kral dediklerime şaşırmış gibi duruyor du
"sana bunun sürgün olduğunu kim söyledi?"
"misty, hizmetçiler."
"anlıyorum. sürgün değildin sadece koruma altındaydın"
"seni görmüş olmak beni çok mutlu etti Talia"
ikizim Abel kraldan bile daha mutlu duruyordu
"bende öyle"
"huh oda öyleymiş Abel"
yanında oturan zeri diğer kardeşlerim aksine benden hiç hoşnut durmuyordu
"ne demek istedin ?"
"cidden mutlu mu oldun ne bileyim canavarlar sadece sinirli olurlar sanmıştım"
sözleri söylerken gülüyordu bu inanılmaz rahatsız edici görünüyor
"zeri kes çeneni."
Jannet zeriyi tersledi ama umrunda bile değidi
"Jannet sendemi bu lanetin büyüsüne kapıldın tabi onunla kalmak seni deli etmiş olmalı"
"zeri Ağzından çıkanlara dikkat et!"
"ne yani baba Haksız mıyım sevgili kızın artık düzeldiği herşey bitmiş mi oluyor şuna bak kraliyet gibi bir yerde Annemin katili canavar ile yan yana-"
Talia bu duruma o kadar öfkelenmişti ki gözleri kıpkırmızı olmuştu elinde tuttuğu çatalı aldı havaya kaldırıp masaya geçirdi zeri birden duraksadı.
"Çok mu biliyorsun ne yaşadığımdan hiç haberin oldu mu ha! sen burda rahat rahat yaşarken ben karanlık büyü kullanan biri ile aynı evde kaldım o çok sevdiğin annen yüzünden krallık yok oluyordu Benim yüzümden Değil!"
herkes sessizliğe büründü zeri elini masaya vurdu
"iğrençsin"
dedi ve gitti
"leydim iyimisiniz?"
"iyiyim violet sadece bir arsıza gerekli şeyleri söyledim"
"bu olanlar için üzgünüm Talia zeriyi çok uyardık ama dinlemedi"
"sizin suçunuz değil kralım"
kral eli ile kahyaya işaret etti
"liad git, Talia ve violet e yerlerini göster Talia yemek yiyememiş gibi duruyor ona odasında hazırlat"
"emredersiniz imparatorum"
odaya doğru gitmeye başladık.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Sarayın içi çok büyük ve ihtişamlıydı kahya bizi Üçüncü kata getirdi.
~"bu kat tamamen size ait leydim sağdaki oda yatak odası, yanındaki oda ise kıyafet odası, diğer taraftaki odalar, size özel misafir odası, Leydi Violet'in odası, onun kıyafet odası, artı olarak ders için bir oda ve sizin özel hizmetçilerinizin kalacağı oda var. bir sorunuz varmıdır?."
tüm bunları sayarken nefessiz kaldım resmen bunlar çok fazla değilmi ?
~"bay Kahya bu çok fazla değilmi?"
~"kraliyet ailesi için hiçbir şey leydim. aslında imparator size 3 kat vermek istiyordu ama bunun daha iyi olacağını düşündü."
oha ne gerek var anlamıyorum tüm bunlar beklediğimden çok çok fazla.
~"teşekkürler kahya bey en iyisi odama gidip uzanayım."
~"bir şeye ihtiyacınız var ise bana seslenin hemen gelirim, aynı zamanda yarın sabah size özel hizmetçi seçeceksiniz ve bir şövalye. size iyi geceler"
huh? ne ara akşam oldu anlayamadım uykum bile gelmişti tuhaf.
~"leydim hadi sizi hazırlayıp yatağa yatıralım."
~"bugün benle yatar mısın Violet?."
Violet e Tatlış kedi bakışı ile baktım onunla uyumak beni güvende hissettiriyor artık benim ablam gibi onu çok seviyorum.
~"ah peki leydim hadi uyuyalım."
~"yeyy teşekkürler violet."
sabah olduğunda violet beni kaldırdı, kıyafetlerimi giydirdi, saçlarımı yaptı ardından yemek salonuna gittik her şey çok sakin görünüyor du. huzurlu.
~"yemekler leziz!"
~"sizi keyifli görmek ne güzel leydim"
~"senide violet. eee burayı sevdin mi?"
~"asıl size sormak lazım leydim, ben gayet memnunum."
~"bende öyle dün biraz zeri ile atışsam da gayet iyiyim"
~"sevindim leydim unutmadan bu gün baya bi işimiz var."
~"sen varken hiç sıkılmıyorum Violet"
violet in bana ışıltılı bakışını gördüğümde dediğim şeylerden etkilendiğini anlayabiliyorum bu yüzden ona şirin şeyler söylemek çok güzel oluyor hehe.
~"leydim her zamanki gibi çok tatlısınız!"
~"Violet beni şımartıyorsun "
birden konuşmamızın ortasında içeri Kahya girdi.
~"umarım bölmüyorumdur"
~"sıkıntı yok ne için gelmiştiniz!"
~"Prensesim hizmetçiler sizi bekliyor, bugün ki programınız artık başlamalı."
~"anlıyorum hadi gidelim Violet."
~"peki leydim"
Violet'in elini tuttum ve kahyayı takip etmeye başladık
bir odaya girdik
~"evet prensesim bunlar size hizmet etmek için gönüllü olmuş hizmetçiler."
sadece 10 kişi vardı hala.
kimi seçsem ki yüzlerine baktığımda resmen zorla gelmiş gibi duran 9 hizmetçi vardı aralarından biri tüm heyecanıyla bana bakıyordu.
~"sen öne çık lütfen."
~"emredersiniz."
~"ilk olarak seni seçiyorum, bana kendini tanıt."
~"benim adım Lana prensesim başka bir şeyim yok."
~"anlıyorum lütfen bana iyi bak Lana."
~"tabiki prensesim!"
Lana yerine geçti, diğerlerine baktım ama hiçbiri hoşnut durmuyor du.
kimi seçsem bilemiyorum diğerlerini seçsem ağlamaya başlayacaklar mış gibi duruyor. ne yapsam diye düşünürken birden kapı açıldı, içeri iki kişi geldi biri büyük ihtimalle hizmetçilerin başıydı diğerine bakarken şok oldum bu Jen onun buraya geleceğini düşünmemiş tim.
~"aniden geldiğimiz için lütfen bağışlayın prensesim size hizmetçi olarak son anda gönüllü olan birini getirdim, umarım seçmeniz daha bitmemiştir?."
~"ah hayır daha bakıyordum "
~"öyle ise size tanıtayım, Jen Cliff kendisi halktan biri zamanında sizin hizmetçiliginizi yapmış isterseniz onu seç-"
~"gerek yok"
~"fazla hızlı reddetiniz prensesim."
~"kabul etmiyorum dedim başka bir şey demem mi lazım?"
~"ahh tabiki hayır prensesim emriniz olur"
~"seçmem bitti kahya lütfen geri kalanını götür, zaten seçsem ağlamaya başlayacak gibi duruyorlardı hepsi sevinmiştir."
lanaya döndüm gülümseyerek.
"bana lana yeter" dedim.
~"emredersiniz prensesim geri kalanını hizmetçi başı Eldon
Francis halleder."
hepsi gidince Eldon hizmetçiyi odasına götürdü, Violet ile bizde kral'ı görmeye gittik kapısı devasaydı tıkladığım anda açıldı kapının karşısında kral oturuyor du bir sürü kağıtlar vardı çok yoğun olmalı.
~"hoş geldin seni görmek harika."
birden ilgilendiği her şeyi bıraktı yanında duran hizmetçiye el işareti yaparak.
~"Glenn bana ve kızıma çay hazırla."
~"emredersiniz imparatorum."
~"leydim halletmem gereken birkaç işim var biraz izin isteyebilir miyim ?"
~"tabiki violet izin istemene gerek yok, görüşürüz."
Violet bana gülümsedi ve kral a selam vererek gitti.
ben ise kralın olduğu masaya yaklaştım. elini koltuğa uzattı
~"oturabilirsin kızım."
~"peki."
oturduğumda oda sessizliğe büründü
~"sizinle konuşmam gereken bir şey var."
~"dinliyorum."
~"aslında size bunu önceden söylemek istiyordum fakat olaylar çıkınca kaldı. biliyorsunuz ki uzun yıllardır kraliyette çok saygı duyulan bir tapınak var."
~"evet bize oldukça fazla iyilikleri dokundu. saphiren tapınağı."
~"ben bu olaylar olmadan önce oraya kılık değiştirerek gittim. beni içeri kabul ettiler girdiğimde her şey güzel duruyordu fakat ikinci kata çıktığımda her yer karanlıktı, orda agatha benim kimliğimi çözdü."
kral doğruldu dikkat ile dinlemeye başladı.
~"bana kendisinin tanrı olduğunu söyledi beni öldürmeye kalktı ama bir şey yapamadan Violet beni gelip kurtardı."
kral çok öfkeli duruyor du ellerini masaya vurdu.
~"JON HEMEN BURAYA GEL"
birden bire odada jon belirdi.
~"ne oldu baba?"
~"saphiren tapınağına git ve agathayı tutukla onu ölüm kulesine hapis et Anlaşıldımı !?"
~"emredersin baba."
Jon birden yok oldu
~"umarım benim yüzümden başınız belaya girmez."
~"dert etme kızım aslında bana bunu demen çok iyi oldu, o cadı o kadar iyi saklanmış ki fark edememişim bile!"
~"oda mı yıllar önce yok ettiğin ülkeden ?"
~"Cadılar Üllkesi Morganne."
~"Umarım oradaki kadınlar sırf bilgili oldukları için cadı diye öldürülmemiştir."
~"hayır hayal edemeyeceğin kadar canilik yapmışlardı onları mecbur öldürmek zorunda kaldık, bilge oldukları için katleden kişi babam dı hatta annemi bile bu yüzden öldürdü."
Ohaaa şaka yapıyor degilmi
~"bu çok üzücü kralım."
~"senden bir şey isteyeceğim."
~"emredersiniz kralım"
~"hayır bu bir emir değil rica, lütfen bana baba dermisin yani istersen tabiki."
isteğe bak çok tatlı.
~"bu sizin için sorun olmazmı sonuçta kralsınız başkaların yanında demek uygun mu bilmiyorum."
~"diğerleri de bana baba der yani sıkıntı yok."
~"o halde Baba ben yavaşça kalkayım."
kral bana bakarken birden gözleri doldu çok tatlı duruyordu sonra öksürdü.
~"öhomm bana vakit ayırdığın için teşekkürler kızım gidebilirsin."
kalktım selam verdim.
~"görüşürüz o halde."
başını salladı ben ise çıktım, istikamet abelin yanı. hehehe