II BÖLÜM

1273 Words
İkinci bölümle devam ediyoruz, lütfen fikirlerinizi yorumlarda belirtin :) Şehir hâlâ uyumuyordu; sadece rüzgâr ıslak kaldırımları okşuyor, terk edilmiş binalardan sızan nemli hava Lamia'nın yüzüne çarpıyordu. Bir önceki sahneden farklı olarak, bu kez gölgelerin arasında birkaç çift göz Lamia'yı fark etmişti. Ama o farkında değildi. Yalnızca fısıltılarla yönlendiriliyordu. Bez Bebek'in sesi bu gece daha keskinti. Kısa ve aralıklı: "Yanlış... dikkatli ol..." Lamia başını hafifçe eğdi, fısıltıyı beynine kazıyarak yürümeye devam etti. Gözleri karanlıkta parlayan bir figürü fark etti; adamın yüzü silik, korku ve şaşkınlık arasında donakalmıştı. Lamia hızla ilerledi, ama fısıltı onu durdurdu: "Bekle... hata yapabilirsin." Bir an durdu, kalbi hızla atmıyor ama nefesi sıkışmıştı. Yanında küçük bir çocuk daha belirdi, korku dolu gözlerle Lamia'ya bakıyordu. Ama çocuk bir gölge gibi kayboldu. Lamia, çocuğun gerçek mi hayal mi olduğunu anlamadı; bir anlık tereddüt fırtınası yaşadı. İzlediği adam, bu duraksamayı fark etti. Elleri titreyerek telefonu cebinden çıkardı; ama Lamia hâlâ gölgelerin içinde, sessiz, kesin adımlarla ilerliyordu. Bez Bebek tekrar fısıldadı: "Şimdi değil... geri çekil." Lamia bir adım geri attı, gözlerini kırpmadan adamı izledi. Sessizlik içinde bir düşman avını bekler gibi duruyordu. Ama işte o anda hata yaptı; kalbi bir an için hızlandı, nefesinin kontrolünü kaybetti. Adam bir anlık fırsatı yakaladı, bir adım attı ve Lamia'ya yaklaştı. Bez Bebek'in sesi yükseldi, neredeyse bağırır gibi: "Dur! Geride kal!" Lamia anında hareket etti, adamın bakışlarını saptırdı. Ama küçük bir ses duydu, çocuğun bir nefes alması gibi. Lamia döndü; yanlışlıkla çocuğu görünür hâle getirmişti. Çocuk nefesini tutuyor, titriyordu. Lamia içinden geçirdi: "Hayır... daha erken olmalıydı..." Adam hâlâ yerde, karanlığın içinde. Lamia'nın eli cebinde, hareketi hâlâ kesin. Ama ilk defa bir insanı hesapsız korkuttuğunu fark etti. Kalbinde hafif bir tiksinti, nefesinin ritminde küçük bir düzensizlik. Bez Bebek sessizleşti bir an. Sonra daha derin, soğuk bir tonda: "Yanlış... ve gördü." Lamia bir an durdu. Fısıltı sadece uyarı değil, bir suçluluk hissi de getiriyordu. Gecenin sessizliğinde, kendi kalp atışlarıyla yarışıyordu. Adımlarını sessizleştirerek ilerledi. Ama her hareketinde tedirginliği artıyordu; çünkü fark etmişti, bu gece bir hata yapmıştı. Bir sonraki sokakta, terk edilmiş bir kafenin önünde durdu. İçeriden bir koku yükseliyordu; yanmış kahve ve nemli ahşap karışımı. Lamia, karanlığın içinde gölgeleri süzdü. Bez Bebek, çantasından hafifçe sarktı ve bir kez daha fısıldadı: "İzlerini bırakıyorsun..." Lamia başını hafifçe salladı. İzler... her zaman fark edilir. Ama bu gece fark edilmeyen bir şey vardı; Lamia'nın yaptığı küçük hata, karşı tarafta bir gölgeyi uyandırmıştı. Bir adım daha attı, çocuğu güvenli bir yere taşıdı. Nefesini ölçtü, kalbini sakinleştirmeye çalıştı. Ama gecenin sessizliği içinde bir başka ses duyuldu; çocuğun titrek nefesi, fısıltının ardında bir yankı gibi... Bez Bebek tekrar fısıldadı, bu kez çok yakın: "Dikkat et... bir göz seni izliyor." Lamia durdu. Çocuğun titremesi, kalbinin ritmi, fısıltının keskinliği... Hepsi birleşti ve gerilimi doruğa taşıdı. Bir an için durdu, sessizlik içinde sadece nefes aldı. Ardından tekrar ilerledi, adımlarını sessizleştirdi, gölgelerin içine karıştı. Şehrin üstü hâlâ sessizdi. Lamia, gecenin içinde kaybolmuş, izler bırakmaya devam ediyordu. Bez Bebek çantanın içinde bekledi; ama fısıltılar her köşede, her karanlık gölgede Lamia'yı izliyor, yönlendiriyor ve bir sonraki hatayı haber veriyordu. Lamia parkın kenarına doğru ilerledi. Kırık salıncaklar rüzgârla hafifçe sallanıyor, gölgeler yer değiştiriyordu. Bez Bebek'in fısıltısı kulaklarında yankılanıyordu: "Yaklaşıyor... dikkatli ol..." Lamia başını hafifçe eğdi, sessizce yürüdü. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu ama nefesini kontrol altında tutuyordu. Her gölgeyi, her karanlık köşeyi ölçüyordu. Adımlarını yavaşlattı; sanki gölgelerin farkında olan başka bir varlığı hissediyordu. O an parkın arka tarafında bir hareket gördü. Bir adam, çocuğun elbiselerini sıkıca tutuyordu, ama Lamia'nın gölgesini fark etmedi. Lamia diz çöktü, gözlerini karanlığa dikti. Bez Bebek'in sesi yeniden geldi, bu kez daha derin ve keskin: "Şimdi... karar ver." Lamia bir an durdu. Fısıltının tonunu hissedebiliyordu; korkutucu ve yönlendirici aynı anda. Adam bir adım attı, Lamia'nın konumunu fark etmemişti. Lamia cebinden küçük bir hareketle Bez Bebek'i çıkardı; cam gözler hafifçe ışığı yansıtıyor, adamın dikkatini çekiyordu. Adamın bakışları kısa bir an için bebeğe kaydı. Lamia fırsatı kaçırmadı. Hızlı ama sessiz bir hareketle adama yaklaştı. Adam irkildi, geri çekildi; Lamia'nın yüzünde hâlâ ifade yoktu. Bez Bebek hafifçe fısıldadı: "Geç kaldık... bir anlık tereddüt bile yetti." Lamia başını hafifçe salladı. İçinde soğuk bir his vardı; fısıltılar ona doğru yolu gösteriyor ama bir yandan hatasını hatırlatıyordu. Çocuğun titrek nefesi, gerilimin bir parçası olmuştu. Lamia çocuğu güvenli bir köşeye çekti. Ama gece bitmemişti. Parkın uzak köşesinden gelen başka bir ses, Lamia'nın dikkatini çekti. Küçük, neredeyse duyulmaz bir hışırtı. Lamia yavaşça ilerledi, gölgelerin arasında kayboldu. Bez Bebek, çantanın içinden tekrar fısıldadı, bu kez daha yakın: "Bir göz seni izliyor... fark etmezsen kaybedeceksin." Lamia durdu, gözlerini kapatmadı; nefesini ölçtü, adımlarını sessizleştirdi. Sessizliği dinledi. Arkasında bıraktığı izlerin fark edildiğini, hatasının birinin dikkatini çektiğini hissetti. Ama Lamia durmadı. Her adımı bilinçli, her hareketi ölçülmüştü. Sokak boyunca ilerlerken, terk edilmiş bir binanın önünde durdu. Kapı hafifçe aralıktı; içeriden nemli hava ve hafif yanık kahve kokusu geliyordu. Lamia gözlerini karanlığa dikti, Bez Bebek'in fısıltılarını dinledi: "İzlerini takip ediyorlar... dikkat et." Lamia bir adım attı, içeri girdi. Gölgeler arasında titrek bir ışık vardı. Lamia sessizce ilerledi; nefesi neredeyse duyulmuyordu. Her köşeyi, her gölgeyi süzdü. Birkaç fare kaçtı, metal bir kapı gıcırtısı duyuldu. Lamia durdu, gözlerini kırpmadan dinledi. Bez Bebek tekrar fısıldadı: "Dikkat et... bir hata daha, bedel ödetir." Lamia başını hafifçe salladı, çantadan bebeği çıkardı. Cam gözler loş ışığı yakaladı, fısıltının ardındaki soğukluğu hissetti. Her adımı, her nefesi bir sonraki karar için ölçülüyordu. Bu gece bir hatayı fark etmişti, ama bir sonraki fırsatı kaçırmayacaktı. Parkın karanlık köşesinden bir gölge daha çıktı. Lamia durdu, gözlerini kısarak bakışlarını ona kilitledi. Bir nefes aldı, fısıltıları dinledi. Bez Bebek tekrar fısıldadı: "Tam zamanında... ama dikkatli ol, daha var." Lamia başını hafifçe eğdi, gölgelerin arasına karıştı. Şehrin üstü hâlâ sessizdi. Arkasında bıraktığı izler, sessizce ve fark edilir şekilde bekliyordu. Lamia gecenin içinde kaybolmuş, ama fısıltılar ve gölgeler her zaman yanında, her adımında ona yol gösteriyordu. Lamia, parkın karanlık köşesinden sessizce çıktı. Rüzgâr, ıslak yaprakları sürükleyerek fısıldıyordu. Bez Bebek, çantasının içinde hafifçe kaydı ve bu kez neredeyse kesik kesik bir tonda fısıldadı: "Görüyorsun... bir sonraki." Lamia durdu. Başını yavaşça kaldırdı. Köşeden sızan loş ışık, dar bir sokağın ucunda başka bir gölgeyi aydınlatıyordu. Bu kez hedef daha büyük, daha bilinçli bir tehlikeydi; çocuğun korkusu kadar kırılgan olmayan, ama acımasızlığını gösteren bir gölge. Lamia'nın gözleri bu figürü süzdü; fısıltılar titrek bir heyecanla yükseldi: "Dikkat et... yanlış bir adım..." Ama Lamia durmadı. Adımlarını sessizleştirerek ilerledi. Her hareketi ölçülüyordu; ama bir anlık tereddüt, gölgeler arasında bir boşluk yarattı. Hedef fark etti; kısa bir bakış, fısıltının uyarısını doğruladı. Lamia'nın hareketi artık kusursuz değildi. Bez Bebek tekrar fısıldadı, bu kez daha yakın: "Şimdi... dikkat et... geç kaldın." Lamia içinden geçirdi: "Bir hata daha mı?" Kalbinde soğuk bir his yükseldi. Ama geriye çekilme şansı yoktu. Hedef, bilinçli ve uyanık bir şekilde Lamia'yı bekliyordu. Lamia, çantadan bebeği hafifçe çıkardı; cam gözler gölgeyi yakaladı, fısıltılar artarak beynine doldu: "Yanlış... ve izler bırakıyorsun..." Ama Lamia bir an durdu. Nefesini kontrol etti, adımlarını ölçtü. Bir gölge, bir insan fark etmişti. Lamia için bu gece sadece bir cinayet değil, bir sınav olmuştu; bir sonraki hata, fark edilecekti. Gölge hareket etti. Lamia hızlı bir hamle yaptı; ama fısıltının uyarısı kulaklarında çınlıyordu: "Kaçırma... yoksa..." Lamia adımını geri çekti, gölgeyi izledi. Hedef hâlâ farkında değilmiş gibi duruyordu; ama Lamia biliyordu: küçük bir gözlem, küçük bir hata... ve zincir başlar. Lamia tekrar ilerledi, ama bu sefer daha dikkatliydi. Gecenin sessizliği içinde, Bez Bebek'in fısıltısı artık bir rehber değil, bir uyarıydı: "Bir anlık tereddüt... bedel ödersin." Ve Lamia, gölgeyi köşeden izlerken fark etti; hatalar, fark edilmese de bir şekilde iz bırakıyordu. Bu gece, sadece ilk hata değildi; ikinci hedef, onu yeni bir riskin içine çekiyordu. Lamia sessizce nefes aldı, gözlerini kırpmadan gölgeyi süzdü ve gece boyunca yürümeye devam etti. Parkın ve sokağın sessizliği hâlâ bozulmamıştı; ama bir fısıltı vardı artık hep yanında... ve bir sonraki hata çok yakın.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD