İstanbul'da geçirdiğimiz kaçamak… Her anı Ateş’le dolu, her saniyesi unutulmaz. Dün gece son kez Boğaz’ın ışıklarını izlerken içimde bir hüzün vardı. Mardin'e gitmeyi hem istiyor hem istemiyordum. Sabah erkenden havaalanına doğru yola çıktık. Lorenzo olayından sonra Bekir de Ateş de daha temkinliydi. Yine de Ateş her zamanki gibi kendinden emin duruyordu. Dik duruşunu bozmuyor ve bana içindeki sıkıntıyı belli etmemeye çalışıyordu. Mardin’e indiğimizde sıcak hava yüzüme çarptı. İstanbul’un hafif serin sabahlarından sonra bu sıcaklık anında vücudumu sardı. Havalimanından çıkarken Ateş’in telefonu çaldı. O an yüzündeki rahat ifade bir anda ciddiyetle değişti. Telefonu açar açmaz sesi sertleşti. “Söyle Asaf.” Bir şeyler ters gidiyordu yine. Ateş’in kaşları çatıldı, gözleri öfkeyle kısıld

