Ateş’in elini bırakmadan binaya girdim. Daha önce de buraya gelmiştim ama bu sefer Ateş'le el eleydik. Çalışanlar beni tanıyordu. İçeri girdiğimizde bakışlarını kaçırmaya bile gerek duymadan bizi süzüyorlardı. Kimisi selam verirken kimisi göz ucuyla merakla izliyordu. Resepsiyondaki kadın hemen toparlandı. "Hoş geldiniz, Ateş Bey, Havin Hanım." Kibarca başımı sallayarak gülümsedim. Ateş ise umursamaz bir ifadeyle sadece başını sallamakla yetindi. Birlikte asansöre doğru yürüdük. Asansörün içine girip kapıları kapanırken kollarını göğsünde kavuşturup bana döndü. "Nasılsın?" Gözlerimi kıstım. "Ne konuda?" "Ağrın var mı? Dün gece zor geçti" diyerek bana doğru eğildiğinde kalbim ansızın hızlandı. Afrodizyak gibi yayılan kokusu burnuma dolarken aklıma dün gecenin sıcak görüntüleri üşüştü.

