Banyoya girdiğimde içerideki sesler yükselmişti. Delal’in boğuk ağlama sesi, ardından telaşlı ayak sesleri… Banyonun önünden hızla geçtiğini duydum. Derken, sofradan yükselen ani bir gürültü kulaklarımı doldurdu. Masanın etrafında sandalyeler hışımla çekiliyor, tabak çanakların sesi karışıyordu. Halil Ağa'nın sesi taş duvarları yırtarcasına sert ve buyurgandı. "Gideceksin, yeter artık!" diye haykırdı. Her kelimesi evin duvarlarına çarpıp yankılandı. Ayşe’nin cevabı gecikmedi, öfkesi neredeyse fiziksel bir ağırlık gibi kapının altından sızıp içeri doldu. Sözcüklerini tam seçemiyordum ama sesi öylesine yüksek ve keskin ki öfkesini iliklerime kadar hissediyordum. Ardından Asaf’ın sesini duydum. "Anne, uzatma tamam," dedi. gerginliğin son bulmasını isteyen bir tonda konuşmuştu. Ama Ayşe'nin s

