Sabah gözlerimi açtığımda, sıcak ve sert bedeninin üzerinde yattığımı fark ettim. Kaslarının altındaki ritmik nefes alışlarını hissedebiliyordum. Başımı hafifçe kaldırıp yüzüne baktım, uykunun derin serinliği hâlâ hatlarında dolaşıyordu. Afrodizyak gibi gelen kokusu burnuma dolarken, gözlerimi kapatıp tembelce gülümsedim. Ateş’in varlığı artık elimde tuttuğum bir gerçeğe dönüşmüştü. Beni her an sarıp sarmalayan, ruhuma işleyen bir gerçek. Hareket ettiğimi hissedince kaşlarını hafifçe çattı, sonra göz kapakları aralandı. Uykulu gözleri benimkilere kilitlendiğinde içimde tatlı bir ürperti yayıldı. Elini belime dolayarak beni kendine daha da yaklaştırdı. “Sabah uyanıp da seni üzerimde bulmak gibisi yok,” diye fısıldadı, sesi uykunun buğusuyla karışmıştı. Gülümsedim, avcumla göğsünü hafifç

