Sabahın erken saatlerinde Sinan ve Defne, emniyete doğru yola çıktılar. İstanbul’un sokakları henüz tam uyanmamış, şehrin üzerinde gri bir sis hâkimdi. Arabada ikisinin de yüzü asıktı; sessizlik aralarına ağır bir perde gibi inmişti. Defne, yan koltukta otururken elinde sımsıkı tuttuğu küçük USB belleğe bakıyor, zihninde sürekli aynı düşünce dönüp duruyordu: “Ya bu küçük parça, hayatımızın bütün yönünü değiştirirse?” Sinan gözlerini yoldan ayırmadan konuştu. “Hazır mısın Defne? Açacağımız dosyalar bize sadece köprü çetesini değil, geçmişimizi de anlatacak olabilir.” Defne derin bir nefes aldı. “Hazırım. Ama ne bulursak bulalım, gerçekleri bilmek istiyorum. Sırlarla yaşamak, bilmeden onların gölgesinde kalmak daha zor.” Karakola vardıklarında Sinan’ın güvendiği özel bir siber suçlar ek

