42. Sahne

1467 Words

Salonun koltuğuna oturduğumda, tamamen karanlıktaydım. Malikanenin tüm ışıkları kapatılmış, salondaki loş ışık ise hemen dışarıdan içeri sızan sokak lambalarının eseriydi. Bacaklarımı karnıma çekerek kollarımı bacaklarıma doladım. Çenemi dizlerime yasladığımda bakışlarım hemen karşımdaki kapalı televizyondaydı. Alparslan'ı beklemeye başladım. Öfkem geçmişti. Sakince konuşabilirdik. Yaptıklarımdan pişman değildim. Alparslan'la inatlaşmıştım. Fevri davranmıştık. Ben Alparslan'ın, korumlarını öldürecek düşüncesiyle yanıp kavrulurken o da bana çıkışmıştı. Böylelikle ikimiz de saman alevi gibi harlanmıştık. Köpürdükçe köpürmüştük. Şimdi durulmuştum. Onun da durulmasını dileyip duruyordum. Ona bağırmak yakışmıyordu. Bana sadece gülsündü. Kızmasındı. Ne kadar süre geçti bilmiyorum, gözlerime

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD