Helikopter, ana üssün açık pistine indiğinde, yerde bekleyen askerler hızla yanına koştu. Yıldızhan ve Yavuz, rehinelerin güvenle tahliye edilmesini izlerken, üs komutanı Albay Demir sert adımlarla onlara doğru ilerledi. "Yüzbaşı Yıldızhan!" diye sertçe seslendi. Yıldızhan, selam durdu. "Emredin komutanım!" Albay Demir, ona birkaç saniye boyunca baktı. Bu bakışın içinde hem öfke hem de gurur vardı. "Beni iyi dinle, Yıldızhan. Sekiz ay önce hain ilan edildin, askerlik sicilin silindi, devlet düşmanı olarak kaydedildin. Şimdi herkes senin aslında hain değil, kahraman olduğunu biliyor. Ama bu yetmez. Üzerindeki kara lekeyi tamamen temizlemek için hâlâ yapman gerekenler var." Yıldızhan, derin bir nefes aldı. "Ne yapmam gerekiyor, komutanım?" Albay, elindeki dosyayı ona uzattı. "Seni h

