Hayat her şeye rağmen devam ediyordu. Ne zaman durmasını istesem asla isteklerime boyun eğmeyen hayatımın içinde bir yerlerde küçücük bir kum tanesi gibi oradan oraya savrulurken hep başladığım yere geri dönüyordum. Acımasız bir zaman kapsülünün içerisinde sıkışmış kalmış bir ruh gibi... Bakuy'un evinde... Adımlarım beni buraya sürüklemişti istesem de istemesem de. Henüz güne başlamamıştı bile canlılar, kimse feragat etmiyordu uykusundan... Ben hariç... Güneş, yerini tam olarak teslim almamıştı, havanın iç karartan sessizliği kapalı pencerenin deliklerinden süzülürken hardal koltukta çaresizce oturuyordum. Şömineden yükselen çıtırtının haricinde duyulan başka ses yoktu. Yastığa kafamı koyduğum dakikalarda uyku elini dahi sürmemişti gözlerime, sanki o bile işkence ediyordu zihnime. Mazel

