NİSAN Gece yarısı olmak üzereydi. Özlemle haber göndermeme rağmen Göktürk beni dinlememiş, inatla yağmurun altında beklemeye devam ediyordu. Vicdan yapıp ona kapıyı açacağımı, yada yanına gideceğimi sanıyorsa daha çok beklerdi. Çünkü affetmek benim için hiçte kolay değildi. Hak etmediğim bir sürü söz işitmiş, kalbim onarılması zor bir şekilde yara almıştı. Hem birkaç gün içinde, nasıl olmuşta karşıma çıkıp bana ilan-ı aşk etmişti anlamıyordum. Anlamadığım gibi tuhaf geliyordu, inanamıyordum. Belki de kafası ya da duyguları karışmıştı kim bilebilir ki. Sibel'e olan dillere destan aşkına, bağlılık yeminine ne olmuştu da duyguları bir anda değişivermişti. Hiç normal değildi. Artık daha fazla ümitlenip üzülmek istemiyordum. Evet onu seviyordum, ama onun beni sevebileceğine ihtimal vermiyordu

