BURÇAK “Ellerine sağlık halacım, döktürmüşsün yine. Dolmalarını çok özlemişim.” Dinçer dolmaları peş peşe mideye indirirken iki lokma arasında ellerine sağlık demeyi akıl edebilmişti. Kocamı gören, İstanbul’un göbeğinden değil de, açlık grevine yeni son veren sendika işçilerinin yanından geldi sanırdı. Hâlbuki köfte yiyeli daha iki saat olmamıştı. “Yavaş ye deli uşak, boğulacaksın. Hem karının da eli değdi.” “Hmmm…” Ağzındaki lokmayı yutmaya çalışırken gözlerini bana dikti. “Ellerine sağlık karıcığım. Sen dolma sarar mıydın?” “Şu yavru gibi olanları ben sardım,” dedim gururla. Halamın sardıkları hep orta boyda ve düzgündü, benimkiler ise hem minik hem de ezik ezikti. Yine de ilk kez dolma saran biri için sonuç o kadar da kötü sayılmazdı. “Yavrumuzu mu düşündün sararken?” diyerek sırı

