8. Bölüm / Vazgeçmem!

1969 Words
8. Bölüm / Vazgeçmem! O gece huzursuzca sağa sola döne dönede olsa zorla uyumaya çalıştım ama aklımda dolaşan düşüncelerden dolayı bu pek mümkün olmamıştı. Bu sürede asla arkamı dönüp Serhat beye de bakmamıştım. Sabah karşı zorla da olsa uykuya dalmışım demek ki şuan kulaklarımı tırmalayan telefon sesimle gözlerimi açtım. Ekranda yazan isimle, “Bismillah!” diyerek çağrıyı cevapladım. “Hocam?” dediğimde ölümüne bir korku saplamıştı içimi. “Derhal odama GEL!” diye kükreyen Osman hocam ile yerimden adeta bir şimşek gibi fırladım. Yok, kesin bu sefer son benim eğitim ve stajyer hayatım bu sefer kesinlikle bitti. Hızlıca banyoya girip elimi yüzümü yıkayıp üniformamı giydim banyodan odaya geçerken saçlarımı açıp elimle gelişi güzel toparladım. Serhat bey muhtemelen benim çıkardığım seslerden dolayı uyanmıştı. Bana garip bir şekilde bakıp iki eli ile yüzünü sıvazladıktan sonra, “Ahu iyi misin?” diye sordu sesi yeni uyandığı için palazlı çıkmıştı. Ona kısa bir bakış atıp, “Maalesef iyi değilim. Az önce Osman hoca aradı ve aşırı sinirliydi.” Daha fazla oda da oyalanmadan elime telefonumu alıp arkamı Serhat beye dönerek odamdan çıktım. Korkak adımlarla Osman hocamın olduğu kata geçip odasının önünde durdum. “Allah’ım sen beni Osman hocamın gazabından koru Amin.” Kapıyı tıklatıp içeriye girdim. Şöyle hızlıca odaya bir baktım ki tüm stajyer arkadaşlarım buradaydı. Bunların burada ne işi vardı anlamadım ama hocamın bağıran sesi ile tüm ilgimi hocama verdim. “Ahuu Ahuuu ben sana ne dedim ha!” diye kükreyince bedenim kast katı kesildi. “Hocam...” dedim ama ben da kendimi savunamadan anından beni geri püskürttü. “Sus! Sen nasıl o adamı odada tek bırakıp gidersin Ahu! Ben sana hastayı tek bırakıp yemekhaneye bile gitmeyeceksin demedim mi?” evet demişti. Zoruma gidiyordu artık, gerçekten sırf nüfuslu biri diye bana bu kadar baskı yapamazlardı. Gün sonunda biz doktorların gözünde hasta hastaydı. Irkı cinsiyeti hiçbir şeyi önemli değildi. Ama bu gerçekten zoruma gitmeye başlamıştı. Kelimeler boğazıma kadar geliyor geri yutkunuyordum. “Sana çok yumuşak davrandım değil mi?” dediğinde işte bu bende kopma noktası olmuştu. Gözlerimdeki hayal kırıklığı ile hocama baktım. Kim sen mi bana yumuşak davrandın güleyim bari. Ben tabiri caizse eşekler gibi çalıştım bir gün bile izin istemedim. Hasta olsam serumlar yedim yine işime devam ettim. Bir kere of demedim bana ne demedim. Yeter artık ya! Yanacaksa stajyerliğim yansın hiç umurumda değil. Başka okula nakil alır orada gerekirse bir sene daha stajyerlik yaparım. İçimdeki sinir bir volkan gibi kaynarken daha fazla sessiz duramazdım. “Ben günlerdir o odadan dışarıya bir adım bile atmadım! Yanında duracaksın doktoru, hemşiresi, hasta bakıcısı, ablası veya annesi olacaksın dediniz oldum. Bir saniye başından ayrılmadım. Geceleri gözümü kırpmadım ya ben evime gitmedim babamı görmedim. Ben günlerdir beş dakikalık duşlar ile yetindim. Resmen o adamla bir bebek gibi ilgilendim. Attığı adımı, içine çektiği soluğu not aldım. Bunların hiçbir önemi yok değil mi? Sonra ne oluyor patronu olacak adam beni arıyor doktor bir masör yolladım evine git sabaha kadar da gelme kardeşim seks yapacak diyerek resmen beni odadan kovuyor. Ne yapsaydım ha ne yapsaydım! Orada durup onları mı izleseydim! Yeter ya yeter bende bir insanım. Hani bana diyorsunuz ya sana çok yumuşak davrandım diye. Bunu asla kabul etmiyorum hocam. Siz sekiz aydır bana her türlü en kötü işlere en zahmetli tedavilere en sıkıntılı hasta yakınlarına beni gönderdiniz. Ben itiraz etmedim. Ben doktor olacağım elbette her türlü durumu görüp öğrenmem ona göre hareket etmem gerekiyor dedim sesimi çıkarmadım. Ama bu çok fazla anlıyor musunuz?” dediğimde artık gözlerimden yaşlar akıyordu. Üst üste yaşadıklarımdan dolayı artık dizlerim beni taşıyamaz hale gelmişti. Yavaşça yere doğru çökeceğimde arkadaşlarım iki koluma girip benim yere yığılmama engel olmuşlardı. Gözlerimdeki yaşlar yanaklarımdan süzülürken içim hala yanıyordu. Beni neyle suçladığının farkında mıydı? “Kızım…” diye bir kelime çıktı hocamın ağzından. Ona baktım yüzündeki şaşkınlık kocamandı. Kimse benden böyle bir çıkış beklemiyordu. Açıkçası bende kendimden beklemiyordum. “Sen birkaç gün evine git dinlen sinirlerin yıpranmış.” Dediğinde, “Hayır!” diye hemen itiraz ettim. “ Hayır, gitmiyorum hocam. O hasta taburcu olup bu hastaneden gidene kadar şuradan şuraya gitmiyorum.” “Ahu..” “Hayır hocam! Benim bu mesleği seçme nedenimi en iyi siz biliyorsunuz anneme sözüm var. Yapamam! VAZGEÇMEM! Ben mesleğimi uçkuruna düşkün bir adam için ne stajyerliğimi ne eğitimimi yakamam. Yakmam!” arkadaşlarımın kollarından çıktım. Kendimi bir nebzede olsa artık daha iyi hissediyordum. “Seks mi istiyor yapsın! Dönerim arkamı ne halt ediyorlarsa etsinler yine de o odadan asla çıkmam!” dedim hocama ve arkadaşlarıma hızlı bir bakış atıp hemen odayı terk ettim. Kimseyi görmek veya duymak istemiyordum. Elimin tersi ile gözyaşlarımı silerek ilerliyordum. Umay arkamdan sesleniyor ve peşimden koşuyordu. Koridorda telaşlı adımlarla ilerlerken Umay kolumdan tutup beni kendisine çekip sıkıca bana sarıldı. Başımı omzuna koyup hıçkırarak ağlamaya başladım. Saçlarımı annem gibi okşayarak sırtımı sıvazlıyordu. “Umay ben ne yapacağım?” ağlamalarım arasında bu cümleyi güçlükle kurdum. “Ne demek ne yapacaksın eğitimimize devam edeceğiz.” “Dayanamıyorum.” “Ahu ceylanım ağla hadi tutma kendini için açılır.” “Olmuyor ya dayanamıyorum.” “Selen teyzeye verdiğin sözü düşün, kurtaracağımız canları düşün.” Umay’ın söyledikleri daha çok canımı yaktı. Daha çok ağladım. Bir süre can arkadaşımın omuzunda ağlayıp zorlukla geri çekildim. Parmakları ile gözyaşlarımı silip, “Gözlerin şişmiş git şu elini yüzünü yıka bende sana buz getireyim gözlerine basarsın. Adamın yanına böyle gitme.” Dedi. Ona kocaman gözlerle baktım. “Niye beni görünce beğenmez mi? Zaten çirkin ördek yavrusu gibiyim. Gerçi Atilla abim beni hala küçük sincaba benzetiyor.” Dediğimde şöyle üstüme başıma baktım. Bana el sallayan basenlerim ve ayva göbeğinden balkabağı göbeğine dönmeye niyet etmiş göbeğime baktım. Birden bir kahkaha attım. Umay bana uzaylı görmüş gibi bakıyordu. Bir gün bu kız benim bu saçma hareketlerimden dolayı benimle olan tüm ilişiğini kesecekti. “Ne sincabı yaa bildiğin fil yavrusu olmuşum ben.” Deyip önlüğümün cebindeki telefonumu çıkarıp tepeye kadar kaldırıp bir selfi çektim. Onu hemen Atilla abime attım. Altına da ‘ ben artık küçük bir fil yavrusuyum’ yazdım. Umay bana dehşetle bakıyordu. “Sen ne zaman güzelliğini fark edeceksin acaba.” Dedi hayıflanır bir şekilde. “Hiçbir zaman çünkü malzeme belli yavrum.” Deyip yanağından makas aldım. Bana şaşkınca bakıyordu. “Delisin.” dediğinde gülmeye başladık. “Ben gidiyorum sende hocayı bul.” Dedim arkamı dönerek alt kata inmeye başladım. O an telefonuma baktım Atilla abi resmimi görmüş resim çift mavi olmuştu. Ekranda beliren yazıyor yazısı ile adımlarımı durdurdum. “Sen hala benim küçük sincabımsın.” Okuduğum satırlar ile gülümseyerek Serhat beyin odasına girdim. Serhat bey merakla bana bakıyordu. Yüzümü iyice inceleyince kaşlarını çatarak sordu. “Sen ağladın mı?” “Yok, ne diye ağlayayım ki?” yüzümdeki gülümsemem ile koltuğa geçip oturdum. Kitaplarımı elime almak istemedim. Telefonumu çıkartarak pek kullanmadığım sosyal medya hesaplarıma girdim. Öylesine bir süre dolaştım. Serhat’ın hala bana baktığını biliyordum ama umursamadım. Seneler sonra ilk defa bende bir şeyi umursamadım. Dünden beri birçok olay yaşadım ve bunlar bedenimi yormuştu. Gözlerim telefondaki saate ilişince telefonumu bırakıp ayaklandım. Koltuktan kalkıp dolaptan nevresim alarak geri koltuğa serdim. Önlüğümü çıkarıp koltuğa uzandım. Umarım Osman hocama olan bu çıkışım başıma bela almazdı. Gerçi artık her şeye hazırdım. Stajyerliğimi mi yakıyor başka okula transferimi yaptırırdım. On senede sürse ben bu meslekten mezun olacağım. Artık birazda olsa gözlerimi yumup sakinleşmek istiyordum. İçimden şarkılar mırıldanarak uyumaya niyetlendim. Oda da birkaç tıkırtı duyuyordum açıkçası gözümü açıp bakmadım. Artık umurumda değil dedim ya. Umursamıyorum. Kısık seslerle konuşmalar odada yayılmaya başlayınca merakla gözümü açmadan kulak kabartmaya başladım. “Senin Allah belanı versin.” Diyen sesin sahibi Serhat beydi. “Öyle deme bro.” Diyen ise Demir beydi. “Lan!” diye tısladı Serhat Bey. “ Ne demeye o kadını yolluyorsun!” “E abi ihtiyaç. Günlerdir bu odadasın.” “Sana ne lan neredeysem.” “Deme öyle ponçik kalbim kırılıyor.” “Ben senin başka yerlerini kıracağım!” “Hihhh tövbe de lan o bana lazım.” “Ulan sen adam olmazsın.” “Ne oldu? Külkedisi masörü görünce cadıya mı bağladı.” Dediğinde sesindeki eğlenir tonu buradan ben bile anlamıştım. Hiç istifimi bozmadan dinlemeye devam ettim. “Sana ne ulan. Zaten senin yüzünden kalbini kırdım.” “Off ne çok düşünüyorsun. Alırız iki çiçek böcek unutur. Ya da dur mükellef bir sofra kurarım o zaman doktor seni değil beni bile affeder.” Dediğinde, “Lan Demir!” diye bağırdı. “Kafana çok fazla takıyorsun bu doktoru. Günlerdir burada gördüğün tek dişi bu kız diye ona mı hâlleniyorsun.” “Demir çık git şimdi o beynini deleceğim.” “Bro sen o şişkoyu ne yapacaksın ya sana taş gibi hatun gönderdim. Ulan ölüyü diriltir o kadın.” İşittiklerim ile kaşlarımı çattım dur ben seni bir öldüreyim o zaman seni kim diriltecek göreceğim. “Demir Demirrr!” “Tamam bro. Sakin ol.” “Siktir git. Bir daha da böyle densizlikler yapma.” “Tamam ya eve çıkınca yollarım.” “Lann.” Ben duyduklarımın ağırlığı ile farkında olmadan kıpırdanınca sustular. “Ben gidiyorum. Hadi eyvallah.” Dedi ve odadan çıktı. Hala gözlerimi açmamıştım. Evet, ben şişkoydum evet burada günlerdir bir tek beni görüyordu. Bu yüzdendi o ilgisi. Erkek değil mi. Mevzu gün sonu dönüp dolaşıp ihtiyaçlarına gelirdi. Aptalsın Ahu, bir kendine bakar mısın? Bedenimde tek sevdiğim şey saçlarımdı. Tombiktim. Ne renkli gözlere sahiptim ne güzel bir bedene. Neden bana baksındı ki. Düşünme bunları hedefine odaklan. Bu hasta da gelip geçecek. Evet gerçekler bunlardı. Odada tekrar bir tıpırtı olunca gözlerimi açmadan dinlemeye devam ettim. Üstümdeki pikeyi iyice üzerime çekip örttü. Saçlarımı okşamasını ise inanın bende beklemiyordum. “Özür dilerim Ahu. Kalbini kırdım. Ama ne olursa olsun kendimi sana affettireceğim.” Deyip yanağımı öptü. Bismillah! ne oluyor ya. O an donup kaldım gözlerimi açıp ona bakmak istiyorum ama ona ne diyeceğimi bilemediğim için gözlerime zorla hâkim oldum. Onun adım seslerini işitince kalbimin arşa çıkan ritimleri ile sakinleşmeyi diledim. Şşşiitt sakin ol minik kalbim. Sadece yanağımdan öptü. Bu normal dimi ne de olsa o arkadaşmışız gibi bana davranıyor bu da sadece arkadaşça bir öpücüktü. Evet kesinlikle öyleydi. Hem Demir beyin dediği de doğru günlerdir kadın olarak bir beni görüyordu. Ve yine o lanet Demir Bey haklıydı ben şişmandım tombiktim. O Serhat Bey bana mı bakacaktı. Yavaşça yan dönerek sırtımı Serhat beye çevirdim. Elime telefonumu alarak arama çubuğundan ismini yazdım. Serhat beyin sadece iş anlaşması yaptığı fotoğrafları ve Demir Bey ile katıldığı resepsiyonlardan resmi resimleri vardı. Etrafında kadınlar yoktu. Ama Demir Bey öylemi adamın maşallahı vardı. Hayatına aldığı kadınların sayısı ülke nüfusunun yarısı kadardı. Adam resmen bir zamparaydı. Demir bey ile olan sayfaları kapatıp tekrar Serhat beye baktım. Adam ODTÜ işletme mezunuymuş ve İngiltere’de yüksek lisans yapmış. Vay be çok şaşırdım. İsmini sosyal medyaya yazdım. Karşıma direk hesabı çıktı. Hemen stalklamaya başladım. Bunu uzun zamandır yapmamıştım. Kendimi Viyana’yı kuşatmaya giden Osmanlı askerleri gibi hissetmiştim. Aşırı heyecanlıydı. Boğaza bakarken arkasından çekilmiş bir fotoğrafı profil fotoğrafı yapmıştı. Azıcık aşağılara indiğimde kendisine çok benzeyen bir kızla olan resmine baktım. Can bağım yazıyordu. Altındaki yorumlarda ise can abim yazısı vardı. Demek ki bu Demir beyin bahsettiği kız kardeşiydi. Serpil Uzun. Çok fazla resim olmadığı için hızlıca hepsine baktım. Annesi ve kız kardeşinin ortasına girmiş bir resmini gördüm. Annesi de çok güzeldi. Böyle balkan kadınlarına benziyordu. Açık teni sarı saçları vardı. Biraz daha aşağıda ise askerlik fotoğrafı ve mezuniyet fotoğrafı vardı. Askerlik fotoğrafına dikkatli bakınca Demir beyi gördüm demek ki oradan tanışıyorlardı. İkisi o kadar samimilerdi ki burada geçirdikleri günleri düşünecek olursam onlara asla patron çalışan diyemezdim. Ama sebebi şimdi belli oluyordu. Askerlik arkadaşı olanların ilişkileri de kardeş bağı gibi kuvvetli oluyordu. “Bana sorsaydın sana hakkında olan her şeyi anlatırdım Ahu gözlüm.” Diyen ses ile irkilerek sıçrayınca yattığım yerden yere düştüm. O an popomda hissettiğim acı ile inleyerek gözlerimi açtım. Ah lanet olsun Serhat Bey ayakta ellerini beline dayamış olarak duruyor ve dikkatle bana bakıyordu. Ve lanet olsun ki bende ayaklarının dibindeydim. Rezil oldum rezil! Adam onu stalkladığımı gördü ya. Ben iflak olmaz bir salaktım. Bunu nasıl tahmin edemedim ki! Allah’ım şuan ne olur yer yarılsın içine gireyim ne olursun… Ahu kızım sen şimdi bittin! ***
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD