6. Bölüm / Minik Kıvılcımlar.

2948 Words
6. Bölüm / Minik Kıvılcımlar. Demir Beyin o tehditkâr konuşmasının üstünden üç koca gün geçmişti ve biz bugün artık Serhat Beyi yürütmeye başlayacaktık. Aslında sağlık olarak değerlerinin iyice düzelmesini beklediğimiz için ve üstlerimizdeki baskılardan dolayı en uygun zamanın bugün olduğuna karar vermişti Osman Hocamız. Çünkü en ufak bir şikâyette yanacaktık. Yoksa Serhat Bey normal bir hasta olsaydı çoktan onu yürütmeye başlamış olmuştuk. Hızlıca tuvalette ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra üzerimi değişerek üniformamı giydim. Saçlarımı tepeden toplayarak aynadan kendime baktım. Açıkçası Serhat beyi yürütürken bir de onlarla uğraşamazdım. Ben odaya girdiğimde hasta bakıcımız Ahmet abiyi görmemle gülümseyerek, “Günaydın Ahmet abi.” Dedim. “Günaydın Doktor kızım.” Diyerek beni cevapladı. Bakışlarımı Serhat beye çevirdiğimde benim tuvalette geçirdiğim zaman diliminde onunda üstünün değiştirildiğini gördüm. Siyah bir eşofman takımı giymişti. Beyaz tenine çok yakışmıştı. Yanına doğru seri olarak adımladım. “Günaydın Serhat Bey, bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” “Günaydın Ahu, iyiyim ve ayağa kalkabileceğim için oldukça heyecanlıyım.” Dediğinde gülümsedim. “Şimdi sakin olacağız ufak birkaç adım atmaya çalışacağız. Anlaştık mı?” “Anlaştık Ahu.” Dediğinde yüzünde oluşan tatlı tebessüme iç çekmek istedim. Gözlerime öyle kenetlenmiş bakıyordu ki Allah’ım gözleri sanki bir sihir gibiydi. Ya da dipsiz bir çukur gibiydi baktıkça içinde kaybolasım geliyordu. Aman Allah’ım ben neler düşünüyorum böyle anında gözlerimi kenetlenmiş yerden koparıp kendimi toparlayarak Ahmet abiye döndüm. “Abi yanıma gelir misin? Evet, Serhat Bey şimdi yavaşça ayaklarımızı indirelim.” Dediğimde beni başı ile onayladı. “Lütfen aşağıya bakmayalım.” Dediğinde başını sallayarak bana baktı. Ellerimi uzattım iki elimi sıkıca tuttu. Yok, Allah’ım bu böyle olmayacaktı. Artık içimdeki amansız heyecana bir mana erdiremiyordum. Kendine gel Ahu diye kendime hayali bir tokat attım. Evet, yarım aklım yediğim hayali tokatla kendine gelince rahat bir nefes alarak işime adapte oldum. “Şimdi gözlerime bakmaya devam edin ve bacaklarınızı iyice sarkıtın. Ahmet abi sende terlikleri giydirir misin?” “Hemen doktor kızım.” Serhat bey dediklerime harfiyen uyarak bana bakıyordu. Ama biranda aşağıya bakınca başının döndüğünü anında fark edip bir elimi omuzuna koyarak kendime çektim. Serhat beyin başı ani hamlemle göğsüme yapışınca heyecandan titremeye başladım. “Ah iyi misiniz?” lanet sesim neden titredi ki of öleceğim. “Biran gözlerim karardı sanki. Ama şimdi geçti.” “Tamam, biraz böyle duralım. Çok kan kaybettiniz biz her ne kadar takviye kan versek de bu tür semptonlar olabiliyor.” “Hı hı.” Dediğinde dudaklarının kıpırtısı göğüs oluğuma temas etti. O an içim bir hoş oldu. Allah’ım bu ne? Neler yaşıyorum böyle. Gözlerimi sıkıca yumup tekrar işime odaklanmaya çalıştım. Bu şartlar altında biraz olsa da buna mecburdum. “Daha iyi misiniz ayağa kalkalım mı?” diye sordum. Ama inanın bedenim bu pozisyondan bir santim bile uzaklaşmak istemiyordu. Tüm irademi kullanıp yavaşça bedenini geri çekince gözlerime baktı. “Evet kalkalım.” Dedi. Onunda sesi bir garip çıkmıştı. Offf. “Şimdi ayaklarınıza biraz güç verin. Sakın öne eğilmeyin dikişleriniz canınızı yakar.” Dediğimde telaşlı çıkan sesimle bana baktı. “Böyle iyi mi Ahu.” Diye sordu. Daha düne kadar doktor hanımdım, Ahu hanımdım ama bu sabahtan beri sadece ismimi söylüyordu. “E.. evet harikasınız.” Dediğimde sesimdeki heyecana ben mana veremedim ama Serhat Bey bana göz kırpınca o an ayaklarımın yerden kesildiğini hissettim. Bu sefer ellerini sıkıca tutma sırası bendeydi. Birkaç derin nefes çektikten sonra işine bak Ahu diye kendi kendime kızdım. “Şimdi ayağa kalkın, endişe etmeyin sizi sıkıca tutuyor olacağım ve düşmenize asla izin vermeyeceğim.” Dediğimde yine göz göze geldik. İçtenlikle ona gülümsedim. Ayağa kalkması için hamle yaptığında Ahmet abi hızlıca sağ koluna bende sol koluna girdim. “Ahmet abi şimdi tutmayı bırakalım ayakta durmaya alışsın.” “Tamam, doktor kızım.” dedi ve bir adım geri çekildi. “Nasılsınız başınız dönüyor mu?” “Hayır iyiyim.” “Tamam, hadi adımlayalım olur mu? Ahmet abi ben önünde duracağım ama sizde hemen yanımızda durun.” İkisi de aynı anda “tamam” dediler. “Hadi ilk adımımızı atalım mı?” diye tüm içtenliğimle ona sordum. “Atalım Ahu.” Dedi. Ben geriye doğru bir adım attım o ileriye doğru bir adım attı. Bir iki üç derken odanın dış kapısına kadar geldik. “Ahmet abi yardım et dönelim.” Koluna girdiğimiz gibi yatağa doğru döndük. “Harika gidiyorsunuz şimdi yatağa kadar gidelim bu sabahın ilk adımlarını bitirelim.” Dediğimde, “Kendimi bebek gibi hissetmedim desem yalan olur.” Dediğinde bir kahkaha attım. “Kısmet Serhat Bey. Hadi devam edelim.” Sadece başı ile beni onayladı. Birazda gerilmişti. Anlayamadım. Ama adam haklı boylu poslu bir adam böyle bebek gibi ilk adımlarını iki kişinin desteği ile atması ağır bir durum. “Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” “Sanki bacaklarım karıncalanıyor gibi.” Sesi oldukça huysuz çıkınca endişeli bakışlarımı ona çevirdim. “Uzun bir süredir yattığınız için normal. Şuan bedeninizin tüm ağırlığı tekrar bacaklarınıza yüklendi.” “Kendimi çok garip hissediyorum.” “Neden bir ağrınız mı var?” diye endişe ile sordum. Birden bana baktı. Galiba bunu içinden söylemek istemişti. Bunu yüzündeki şaşkınlıktan anlamıştım. “Ha yok iyiyim. Sadece bu durum biraz tuhaf geliyor.” “Haklısınız.” Dedim ve artık kolundan çıktım çünkü yatağına son üç adım kalmıştı. “Şimdi desteksiz adım atalım.” Dediğimde beni onayladı. Sakin temkinli adımlarla yatağına ulaştığında Ahmet abi ile koluna girip yatağa uzanmasına yardımcı olduk. “Bana ihtiyaç var mı doktor kızım.” “Teşekkür ederim Ahmet abi.” Ahmet abi gidince bende hemen yatağının ucundaki çizelgeye raporumu yazmaya başladım. Programımda sıradaki tedavi masajdı. Kaşlarım çatıldı. Serhat beyin bacaklarında bir sorun yoktu bu masaj nereden çıkmıştı. Osman hoca oldukça evham yapıyordu galiba. Neyse ki Allahtan bu masajı benden istememişti. Onun çıplak tenine dokunursam ben ne yapardım. Gözlerimi yumup açtım. Ahu sen doktorsun Ahu sen bir doktorsun bunu aklına sok! Evet ben bir doktorum! Hasta doktor arasında hiçbir mahremiyet yoktur. Evet evet aynen öyle ben onu tedavi edeceğim. İşte bu kadar. Neyse iç sesimle olan kavgamda bittiğine göre işimize geri dönelim “Evet, birazdan masaj ekibi gelecek size masaj yapacaklar.” “Tamam Ahu. Size zahmet su içebilir miyim?” “Ah tabi ki.” Suyu bardağa doldurup uzattım. O bardağı almak için hamle yaptığında parmakları parmaklarımın üzerine geldi. İçim titredi abi içim titredi. Bu nasıl bir heyecan içimde sanki binlerce çiçekler açıyordu. Bu adamın teması beni ciddi bir şekilde etkiliyordu. Bana dokunması ile ellerimin titremesini hissetti. Hiçbir tepki vermeden gözlerime gözlerini dikti. Gözleri öyle bir kararmıştı ki o an ödüm koptu. Yanlış bir şey mi yapmıştım. Anlamayarak ona baktım. Üzerini örtüp bir adım geri çekildim. Hala bana bakıyordu arkamdaki koltuğa oturup elime ders kitabımı aldım sadece ondan kaçıyordum düşünmem gerekiyordu. Serhat bey çok kibar bir adamdı. Bunu burada kaldığı sürede çok iyi bir şekilde kavramıştım. Çalıştığı şirketin adamları imza veya başka bir şey için geldiğinde sakince bir köşeye oturup onları izliyordum. Herkese böyle davranıyordu. O patronu Demir Bey gibi kaba biri değildi. Bu hissettiklerim bundandı. Başka bir açıklaması yoktu. Bana özel değildi. Yok, ben kafayı yiyeceğim elimdeki kitabı bırakıp elime telefonumu aldım. Hızlıca Umay’ı aradığımda telefonumu açmadı. “Ahu?” hızla dönüp arkamdaki adama yani hastama baktım. Evet, o benim hastam hastam bunu beynine iyice kazı. “Efendim Serhat Bey.” “Hala bana bey diyorsun. Günlerdir bu adada ikimiz varız. Sence de bu resmiyeti kaldırsak nasıl olur?” “Şey şey olmaz Osman hocam bunu uygun karşılamaz siz benim hastamsınız. Arkadaşım değilsiniz.” “E arkadaş olalım o zaman.” Deyip elini bana uzattığında bir ona bir eline baktım. Titreyen elimi eline koyup elini sıktım. Bunu neden yaptım inanın bende bilmiyorum. Boşluğuma geldi. “Ben Serhat Uzun.” Dediğinde birden bire büründüğü resmiyete şok oldum. “Be.. been. Ahu Türkoğlu.” Lanet dilim yine kekelemiştim. “Memnun oldum Ahu arkadaş olabilir miyiz?” Yemin ederim ağzım öyle bir açıldı ki sanki çenem düşecekti. Diğer eliyle elini çeneme koyup ağzımı kapattı. Gözlerimi kırpıştırdım. Öyle tatlı gülümsüyordu ki içim coştu yine. Acaba kalbimin gümbürtüsünü duyuyor muydu? Bu adam beni nasıl bu hale sokuyordu? “E şey tabi olabiliriz.” Dedim. Dip not hala ellerimiz birleşmiş şekildeydi. Dan diye odanın kapısı açılması ile hızlıca bakışımı kapıya çevirip geleni görmem ile elimi hızlıca çekmem bir oldu. İçeri giren Demir Bey bizi el ele görünce yüzünde garip bir ifade oluştu. “Demir?” diye sorar bir şekilde ismini telaffuz etti Serhat Bey ay pardon az önce arkadaş olduğum Serhat. “Ooo bakıyorum da keyfin gayet yerinde dostum. Bende burada sıkılıyorsun diye ziyaretine geldim.” Dedi öyle ukalaca söylemişti ki bunu kaşlarımı çattım. “Demir!” dedi uyarıcı bir tonda. Ellerini havaya kaldırıp, “Tamam, dostum sakin ol. İstediğin gibi doktor hanım için kahvaltı getirttim.” Dediğinde gözleri bana döndü beni şöyle dikkatle süzdü. Bu süzüşü öyle tahriksel bir süzüş değildi. Ama tanımlayamıyordum da. “Oğlum Hasan bu getirdiğin doktor hanıma yetmez sen git birkaç simit börek daha al gel.” Dediğinde benim fazla olan kilolarımı incelediğini anlamam ile gözlerim kocaman olarak açıldı. O şimdi ne ima etti anlayamadım! “Demir ben sana ne dedim!” diye Serhat Bey sesini yükseltti. “Ne? Doktor hanıma iyi bakmamızı sen söyledin bende onun için lezzetli ve konforlu bir yemek hazırlıyorum. İstanbul’un en gözde mekânından kahvaltılık getirdim. Daha ne yapim a..na koyum.” Dediğinde “YA sabır.” Diyerek gözlerini yumdu Serhat. “Lan odada bir kadın var ağzından çıkanlara dikkat et.” “Ha tamam bro merak etme.” Sonra bana döndü. “Doktor hanım buyurun siz başlayın börekleriniz birazdan gelir.” Dediğinde sesindeki dalga geçer tona canım çok sıkmıştı. Asla oturmazdım ama çok acıkmıştım. Ona hiçbir açıklama yapmadım. Benim ayakta durup bu okulu bu bölümü bitirmem için yemem gerekiyordu. Yerdim de ona neydi beden benim bedenimdi. Hırsla masaya oturup kahvaltılarımı tabağıma alıp hepsini yemeye başladım. Göz ucuyla Demir Beye baktığımda bana hayalet görmüş gibi bakıyordu. “Ne?” diye sordum istemsiz dökülen kelime ile kaşları hayretle havalandı. “Ben daha önce bu kadar yemek yiyen bir kız görmemiştim.” Sesinde bu sefer alay yoktu. Şaşkınlık vardı. “Demir bey ben Cerrahpaşa üniversitesinde Tıp öğrencisiyim. Bu okul öyle kolay bir okul değil. Bünyem kaldırmıyor yemek yemezsem ayakta duramam. Ben bazen bu hastaneye bir giriyorum kırk sekiz saat nöbete kalıyorum. Sizce yemesem nasıl ayakta durabilirim. Beynim nasıl çalışabilir? Ha bu kilodur verilir. Ama sırf formuma dikkat edeyim diye aç kaldığım bir anda ciddi bir operasyona girersem benim halsizliğimden o hastaya yanlış bir şey yapsam bunun vebalini Allaha nasıl veririm.” “Haklısınız doktor hanım ben düşünemedim. İstediğiniz başka şey varsa lütfen söyleyin emrinize amadeyim.” “Teşekkür ederim.” Dedim gülümseyerek. Tekrar önüme döndüm ve kahvaltıma kaldığım yerden devam ettim. Oh çayda çok güzel demlenmiş. Canıma değsin. “Sus artık kızı üzüp duruyorsun. Hem ne bu çocuk muyum ben ne zırt pırt gelip duruyorsun.” Diye sessizce ona kızmasını isteyerek dinliyordum. “Napim lan anan her gün arayıp beni sıkıştırıyor. Al telefonunu getirdim. Ara ananı hala İtalya’da olduğunu söyle. Taburcu olacağın gün kesinleşsin dönüyorum dersin. Ha bu arada o kız kardeşini de al üstümden valla elimde kalacak o bacaksız.” Dediğinde gülmeye başladım. İkisi de bana dönünce onları dinlediğimi anlamışlardı. Neyse Hasan dedikleri adam Allahtan içeriye elindeki poşetle girince yırtmıştım bu durumdan. Bu nasıl bir börek böyle o kadar çok doymuştum ki bunu yine de yiyebilirdim. “Ah o Sarıyer böreğimi Levent ustanın yaptığı.” Diyen Serhat beye baktım elimde börek tam ağzıma atıyordum ki onun yutkunuşunu görmem ile boğazıma bir düğüm oturdu. “Bu halin ne lan sana adam akıllı yemek vermiyorlar mı?” diye anından kükreyen Demir beye şaşkınca baktım. “Burası hastane diyet yemekler veriliyor sadece.” “Ulan bu adam nasıl iyileşsin şöyle kelle paça yiyecek etine can gelir.” Dediğinde Serhat Bey ile gülmeye başladık. “Demir bey bu dediğinizi ancak hastaneden çıktıktan sonra yiyebilir.” Demir bey Serhat’ın kulağına eğilerek, “Oğlum bu doktor odadan çıktığında beni ara anında sona yollarım o paçayı.” Dediğinde Serhat, “Saçmalama oğlum doktor haklı görmüyor musun halimi?” “Görüyorum görüyorum ve inan hiç mutlu değilim.” Dediğinde ben elimdeki börekten bir ısırık bile almadan poşetine koydum. “Hadi sen git ne işin var burada bu kadar.” Dediğinde “Tamam be gidiyorum sonra arkamdan ağlama bak.” Dediğinde Serhat ona atmak için bir şey ararken Demir Bey atik davranarak odadan hızla çıkarak kapıyı örttü anında geri açıp, “Afiyet olsun doktor eğer canın çektiyse sana göndereyim o paçayı.” Yüzüm buruşunca. “Teşekkür ederim.” Dedim “Demirrrr!” diye bağıran Serhat ile Demir Bey son kez bana bakıp kapıyı çekti gitti. Allahım çocuk gibiler. Elime aldığım börekle ayağa kalktım. “Şey bir parça yerseniz bir sorun olmaz ama bunu sakın Osman hocama söylemeyin tamam mı?” dediğinde “Seni zor durumda bırakmak istemem Ahu.” “Bir parçadan bir şey olmaz. Hem gayet iyisiniz.” Dediğimde bana melül melül baktı. Ay ben bu bakışa ölürüm beee. Ahu Ahu kendine gel Ahu! Diye ortalığı inleten iç sesimle sustum. Tamam patron sensin reis sakin ol! “Buyurun.” dedim. Elimi tutarak ağızını açıp bir parça ısırdığında işaret parmağımda dudaklarına temas etmişti. Gözlerini yumup bana baktığında yine gözleri siyah gecelere dönmüştü. “ımmhh. Gerçekten tadı harika.” Dediğinde parmağımdaki dudaklarının teması ve söyledikleri ile bedenimden kasıklarıma kadar bir sızı sardı beni. “Afiyet olsun.” Deyip hızlıca masaya geçtim. Ortalığı topladığımda kapıda duran adamlar malzemeleri alıp çıktı. Bende mecbur koltuğa geçip oturdum. Bu temaslar bu hissettiklerim hele o gözleri ne manaya geliyordu. Anlayamıyordum bunu ancak Umay’a sorabilirdim. Tekrar telefonu elime almıştım ki kapı tıklatıldı. Umay elinde iki kahve bardağı ile yanıma geldi. “Merhaba Serhat Bey bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” “Teşekkür ederim doktor hanım. Çok şükür gayet iyiyim. Doktorum bana gayet iyi bakıyor.” “Ya çok sevindim. Peki, madem o zaman Ahu ile bana bir yarım saat izin verebilir misiniz? Birlikte bir kahve içsek?” diye sorunca, “Osman hoca görse stajyerliğimi yakar Umay!” “Lütfen git Ahu. Osman hoca gelirse sizi benim gönderdiğimi bir şey istediğimi söylerim.” “Ahu Osman hoca eve gitti güzelim bugün gelmez daha.” Diyen Umay ve Serhat’a baktım. “E iyi madem ama Serhat lütfen bir şey olursa beni ara tamam mı?” deyip hemen telefonunu elime alarak numaramı girdim. “Aklın bende kalmasın Ahu artık çık şu odadan.” Dediğinde “Tamam o zaman gidelim Umay.” Diyerek arkadaşımın elindeki kahveyi alarak odadan çıktık. Hiç konuşmadan arka bahçeye geçip çimlere oturduk. “İkinizin arasında bir şey olmuş. İkinizde bir birinize isminiz ile hitap etmeye başlamışsınız.” Diyen arkadaşımın dikkatine bir kez hayret ederek şaşırdım. Bol şekerli kahvemden bir yudum alıp arkadaşıma döndüm. “Umay ben nasıl desem bilmiyorum. Gözlerine baktıkça içine çekildiğimi hissediyorum. Ellerimiz temas ettiğinde sanki beni bir elektrik çarpıyor gibi oluyorum. O yani Serhat çok kibar. Yani aslında kafamı da bu karıştırıyor. Bana mı özel genel hali mi çok kibar yoksa ben mi kafamda yanlış kuruyorum. Ne de olsa günlerdir bu adamla baş başayım evime bile uğramadım. Mesela benim yemem için o despot patronu ile tartışıyor her öğün on numara yemekler geliyor önüme. Demir Bey bana sesini yükselttiğinde adam patronum demiyor fırça çekiyor. Bu yaptıkları beni dumura uğratıyor. Bilmiyorum Umay. Sence bana ne oluyor.” Umay bana içten bir gülümseme sundu. Elini omuzuma atıp beni göğsüne çekti. “Ahu balım, galiba sen Serhat beyden hoşlanıyorsun. Dediklerinde de haklısın günlerdir baş başasınız. Bir nevi ateş ve barut. Bence kendine biraz zaman ver. Bakalım adam taburcu olunca da seninle ilgilenecek mi? Ani bir karar verme tamam mı ceylan gözlüm. Senin ağzından ilk defa bu tarz cümleler duyuyorum ve inan oldukça heyecanlandım. Tek bir hedefin vardı ama bu da gönül işi işte naparsın.” Dediğinde saçlarımı okşayarak sarıp sarmaladı beni. “Tamam ben biraz kendimi geriye çekeyim. Aklımı karıştırıyor bu adam. Hasta doktor ilişkimize geri dönelim.” “Biraz zamana yay acele karar verme hadi gidelim de vaktimiz doluyor.” Diyen arkadaşım ile tekrar ayaklandık. Dışarıda zaman geçirmek bana gerçekten iyi gelmişti. İçimdekileri arkadaşımla paylaşmak ise yüreğime resmen su serpmişti. İkimizde beşinci kata gelince ben burada inerek Serhat’ın odasına ilerledim. Uyuyordu. Tedaviye gayet iyi cevap veriyordu. O an arkamdan kapı açılınca içeriye giren kişi ile neye uğradığımı bilmedim. Yaklaşık 180 boyunda sarışın uzun bacaklı mini etekli bir kadın girdi. “Meraba tatlım beni Demir Bey gönderdi. Serhat bey için geldim. Özel medikal masörüm.” Sesi böyle yapma bebek sesi gibiydi. Kulaklarımı tırmalamıştı. “Ne?” dedim ama kadın bakışlarını benden çekip Serhat’a doğru ilerlemeye başladı. “O uyuyor.” Diyerek ona doğru adımlar attım. “Evet birazdan temasım ile her yeri uyanacaktır.” Dediğinde bakışlarını Serhat’ın özel yerine dikince tükürüğüm boğazıma kaçtı. O an telefonum çalmaya başlayınca kadına olan mal bakışlarımı telefonuma çevirdim arayan Demir beydi. “Alo.” Diyebildim sadece. “Doktor hanım masör geldi mi? “Evet.” “Sizi çok yorduk bu gece evinize gidin iyice dinlenin yarın sabahtan önce dönmeyin de masör hanım işini halletsin.” Dediğinde yaptığı ima ile midem kasıldı. Ben bir o kadına bir Serhat’a baktım. Serhat hala uyuyordu. “Ne?” kelimesi ağzımdan döküldü. “Ne nesi doktor adam seks yapacak! Çık evine git! Duydun mu doktor!” diye kükreyince. “Evet duydum. Bunun izahını Osman hocaya siz yapın çünkü benim eve gittiğimi duyarsa stajyerliğimi yakar.” “O iş bende doktor. Hadi çık artık.” Dediğinde daha fazla zaten bu ortamda duramazdım. Çantamı ve eşyalarımı alarak onlara bir kez bile bakmadan odadan dışarıya adım attım. Neydi bu şimdi? Hayal kırıklığı mı? Adam günlerdir burada tabi ki ihtiyaçları vardır. Vardır da hastanede olması iğrenççç midem ağzıma gelince hızlıca koridordaki lavaboya geçip kusmaya başladım. Hızlıca elimi yüzümü yıkayıp kendimi dışarıya attım kimse beni görmeden buradan uzaklaşmak istiyordum. Şimdi o kadınla mı Allahım hayır yaa. Önüme gelen ilk taksiyi çevirip evimin adresini verdim. Erkek milleti değil mi canınız cehenneme diyerek odama çıktım ve kendimi direk yatağıma attım. Pis lanet Demir! Neden ağlıyordum kim için ne için o adam benim hastam hastam başka hiçbir şeyim ama neden hüngür hüngür ağlıyorum bilmiyorum. Sadece içim dışıma çıkana kadar ağlamak istiyordum. ***
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD