4. Bölüm/Kazandım Anne!

750 Words
4. Bölüm / Kazandım Anne! Kazanmıştım işte sonunda başarmıştım. Annemin son arzusunu artık yerine getirebilecektim ya içim içime sığmaz olmuştu. Sanki kalbim bir başka atıyordu. Babamın kolları arasına girdim bana öyle güzel bakıyordu ki gözlerindeki gururu görebiliyordum. “Ahu ceylanım seninle gurur duyuyorum.” Dediğinde saçlarıma öpücük kondurduğunda sesindeki heyecanı hissettim. Mutluydu. “Babam beni anneme götürür müsün?” diye sordum. Beni başı ile onayladığında geriye çekildi, “Hemen gidelim kızım.” Dediğinde başımı çevirip aileme baktım. Hepsi bana bakıyordu. Bakışları sevinç ve hüzün doluydu. Halbuki bu evin kızı da kazanmıştı. Ama onların mutluluğu benim üzerimeydi. Belki biraz bencilceydi halim ama gülümsedim, “Hepinize minnettarım. Eğer elimden tutmasaydınız bana sonsuz destek olmasaydınız biliyorum ki bunu kolay kolay başaramazdım. İyi ki beni kendime bırakmadınız. Teşekkür ederim.” Dediğimde Aybike teyzem ki o benim annemdi sıkıca sarıldı bana. Gözlerindeki yaşlar bile gururluydu. “Hadi git Selen’ime müjdeyi ver.” Dediğinde bakışlarımı Umay’a çevirdim. O uçak mühendisi olmayı istiyorken Eren’in ısrarlarıyla Tıp Fakültesini yazmıştı. Ve ilk tercihini kazanmıştı. İstediği mesleği belki yapamayacaktı ama o da en az benim kadar mutluydu. Elimi tuttu, “Seninle gelmemi ister misin?” sesi o kadar sıcaktı ki içim heyecanla doldu. “Teşekkür ederim canım annemle biraz yalnız vakit geçirmek istiyorum.” Dediğimde beni başı ile onayladı. “Git kızım annene müjdeyi ver sonra geri gelin akşama güzel bir sofra kuralım, birlikte olalım.” Diyen Kürşat amcama baktım. Hiç bir şey diyemedim ama başımı salladım. Gözlerimiz Atilla abi ile kesişince hemen bakışlarımı kaçırdım. Az önceki yaşadığım utanç yüzüme yansımıştı. Bana çok güzel bakıyordu. Eminim ki kazandığım için böyle bakıyordu. Babamın seslenmesi ile evden çıkarak kabristanlığa doğru ilerledik. İçimde dolu dolu bir heves buruk bir sevinç vardı. Bu anı annemle yaşamayı çok isterdim. Nasip değilmiş… Araçtan indiğimizde hemen başıma bir şal sararak durdum. Babamın telefonu çalıyordu. “Annemle biraz yalnız konuşabilir miyim?” dediğimde telefonundaki arayan kişiye bakıyordu. “On dakika sonra yanında olacağım Ahu gözlüm.” Dedi ve telefonu tok sesi ile açarak geriye doğru adımladı. Arkamı babama dönerek anneme doğru telaşlı adımlar atmaya başladım. Mezar taşının yanına geldiğimde, “Ben geldim can annem.” Dedim. Hemen mezarındaki tek tük kurumuş otlarını temizledim. Elime hortumu alarak toprağını sulamaya başladım. Babam her sabah önce buraya gelir otları temizler toprağını ıslatıp öyle işe giderdi. Mezarındaki renk renk açmış çiçekleri burukça sevdim. Benim annem çiçekleri çok severdi. Daha doğrusu benim annem hep çiçekler açtırırdı. Elinin değdiği kurumuş bitki kendisine gelir ve yeşerirdi. Şimdi toprağı bereketli olsun. Elimi semaya açarak bildiğim duaları anneme okuyup ruhuna hediye ettikten sonra mezar taşının ucuna dizlerimin üzerine çöktüm. “Ben kazandım anne! Son arzunu yerine getirmek için ilk basamağı atladım anne. Sana söz veriyorum buraya her gelişimde sana bir başarımı anlatacağım. Öyle çok çalışacağım ki oradan bana bakıp benimle gurur duymanı sağlayacağım.” Toprağına doğru iyice eğildim. İncitmeye korkarak toprağını sevdim. Gözlerimden yaşlar bir bir yanaklarımdan yuvarlanıyordu. Babamın arkamdan bana sarılması ile sırtımı güven aldığım göğsüne dayadım. “Annen seni gökyüzünden izliyor kızım.” Dediğinde göremeyeceğimi bile bile bakışlarımı gökyüzüne çevirdim. Babam benimle birlikte ayağa kalktığında cebindeki Yasin cüzünü çıkartarak okumaya başladı. “Amin.” Dediğimiz anda eğilip toprağını avuçladı. “Hadi gidelim mi?” dediğinde, “Gidelim babam.” Dedim ve burukça son kez mezarına baktım. Babamla birlikte evimize dönmek için yola koyulduk. Telefonum çalınca açtım arayan Aybike teyzemdi. Akşam yemeğine beklediğini söylemişti. Ben Atilla abiyle yaşadığım o utanç verici andan dolayı gitmek istemedim. Yüzüne asla bakamazdım. Kibarca ret ederek evimize döndük. Akşam için hızlıca bir makarna pişirdim ve babamla yedik. Masayı toplamak için ayaklandığımda, “Biraz otur kızım seninle konuşmak istediğim bir konu var.” Dediğinde hemen sandalyeye geri oturdum. “Ahu ceylanım benim tayinim İstanbul’a çıktı kızım. Evet bunu bende istedim. Zaten zorunlu görevim bitmişti ama senin için Aybike ve Umay’ın sana iyi geldiğini görünce bu süreci uzatmıştım. Ama şimdi sende İstanbul’u kazandığına göre artık ikimiz İstanbul’a taşınırız. Orada birbirimize sarılıp senin okulunun bitmesini bekleriz. Zaten dört sene sonra emekli oluyorum.” Dediğinde babama baktım. Beni yalnız bırakmak istemiyordu. Bende zaten babamsız yaşayamazdım. İstanbul çok büyük bir şehirdi. Açıkçası birazda korkuyordum. Bu tayin işi beni rahatlamama sebep olmuştu. “Seninle orada olmak kendimi güvende hissettirir babam.” Dedim. Bu o geceki son konuşmamız olmuştu. Günler geçti ve biz evimizi toplamış valizlerimizi hazırlamıştık. İstanbul’da babaannemin evi vardı. Orada yaşayacaktık. O ev zaten babaannem ve dedem öldüğünden beri boştu. Şimdi o evi biz canlandıracaktık. Eskisi gibi cıvıl cıvıl olmayacaktı ama yine de canlanacaktı. Umay ise Hakan amcanın yalısında kalacaktı. Babası başka türlüsüne rıza göstermemişti. Haklılardı da Kürşat amca ve Hakan amca mafyaydı. Hayatları tehlike doluydu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD