5

898 Words
Bazı sırlar, saklandıkları yerde çürürdü. Bazılarıysa doğru kişinin geri dönmesini beklerdi. Ateş, elindeki dosyaya son kez baktı. Ardından kâğıtları masanın üzerine bırakarak arkasına yaslandı. Yüzündeki ifade değişmemişti ama onu tanıyan biri, çenesindeki kasılmadan öfkesinin giderek büyüdüğünü anlayabilirdi. Mert, kapının yanında durmuş, patronunun sessizliğinin ne kadar tehlikeli bir şeye dönüşebileceğini hesaplıyordu. "Altı ay önce," dedi Ateş, sonunda. "Ben bu şehirde bile değildim." Mert başını salladı. "Hesap hareketleri de bunu doğruluyor. Transferler, Asel Bey'in şirketinden yapılmış. Ancak onay kayıtlarında kullanılan dijital imzanın kopyalandığına dair şüpheler var." "Şüphe mi?" "Kesinleştirmek için daha fazla inceleme gerekiyor." Ateş, başını kaldırıp ona baktı. "Mert, sana bir şey soracağım. Ben sana birini öldürmeni söylesem ve sen de bana 'öldüğünden şüpheleniyorum ama incelemem gerekiyor' desen, sence nasıl bir konuşma yaparız?" Mert hiç düşünmeden cevap verdi. "Muhtemelen kısa." "Ne güzel. Demek ki anlaşıyoruz." Mert iç çekti. "Bazen sizinle çalışmanın insan ömrünü kısalttığını düşünüyorum." "Bazen mi?" "İyimser olmaya çalışıyorum." Ateş'in dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. Gülümsemesi hemen kayboldu. "Şirketin içinden biri yardım etmeden bu kayıtlar oluşturulamazdı. Kimlerin erişimi var?" "Finans müdürü, yönetim kurulu üyelerinden ikisi ve Asel Bey'in özel kaleminden birkaç kişi. Ayrıca sistem yöneticilerinin de erişimi bulunuyor." "İsimleri istiyorum. Hepsini." "Zaten hazırlıyorum." "Hayır, Mert. Ben isim istemiyorum. Kimin kiminle görüştüğünü, kimin borcu olduğunu, kimin birdenbire pahalı bir araba aldığını, kimin çocuğunun okul ücretini açıklayamayacağını istiyorum." Mert'in yüzü ciddileşti. "Ya içerideki kişi tahmin ettiğimizden daha yukarıdaysa?" Ateş, masadaki dosyayı kapattı. "O zaman daha yüksek bir yerden düşer." Simay, kendisine ayrılan odanın kapısını üçüncü kez kontrol etti. Kilit sağlamdı. Pencere kapalıydı. Perdelerin arasından bahçenin bir kısmı görünüyordu. Güvenlik kameraları belli aralıklarla dönüyor, bahçe duvarının önünde iki adam nöbet tutuyordu. Koridorun başında da bir başkası vardı. Simay bütün bunları saymıştı. Bir, iki, üç, dört... Güvenlik konusunda titizdi. Daha doğrusu, bir zamanlar titiz olmak zorundaydı. Çünkü bir anlık dikkatsizliğin insana nelere mal olabileceğini çok iyi biliyordu. Yine de Ateş'in villasındaki güvenlik önlemleri biraz abartılıydı. Biraz değil, bayağı. Kapının yanındaki aynaya bakıp saçlarını topladı. Ardından komodinin üzerindeki telefonunu aldı. Ekranda cevapsız aramalar vardı. Kemal. Üç kez aramıştı. Bir mesaj daha bırakmıştı. Beni bu kadar kolay silemezsin, Simay. Simay'ın yüzündeki ifade sertleşti. Bir zamanlar bu cümleyi duyduğunda kendini açıklamak zorunda hissederdi. Kemal'in neden böyle düşündüğünü, neden öfkelendiğini, neden her şeyi kontrol etmek istediğini anlamaya çalışırdı. Sonra anlamaya çalışmanın da bir sınırı olduğunu öğrenmişti. İnsan bazen karşısındakini anlamaya çalışırken kendini kaybediyordu. Mesajı sildi. Tam telefonu bırakacakken bir mesaj daha geldi. Bilinmeyen numara. Yanlış adamın yanında duruyorsun. Simay'ın kaşları çatıldı. Mesajın ekran görüntüsünü aldı. Ardından numarayı kaydetmeden Ateş'e gönderdi. Cevap neredeyse anında geldi. Ateş: Kim? Simay: Bilmiyorum. Numaranın kime ait olduğunu öğrenmek için sana mesaj attım zaten. Polisi aramayı düşünüyordum ama önce senin olağanüstü zekânı test etmek istedim. Üç nokta belirdi. Ateş: Komik olduğunu kim söyledi? Simay: Aynadaki adam. Ateş: Aynanı değiştir. Simay: Güvenliğimi sağlayan adamın iletişim becerileri gerçekten etkileyici. Bu kez cevap gecikti. Ardından tek bir mesaj geldi. Ateş: Odadan çıkma. Simay gözlerini devirdi. Simay: Emriniz olur, patron. Telefonu yatağa fırlattı. İki saniye sonra geri aldı. Simay: Bu arada, sevgilin olma teklifini hâlâ kabul etmedim. Ateş: Ben de hâlâ sormadım. Simay ekrana bakakaldı. Sonra istemsizce güldü. Gülüşü kısa sürdü. Çünkü birkaç saniye sonra telefon yeniden titredi. Ateş: Kapıyı açma. Geliyorum. Simay'ın yüzündeki gülümseme silindi. Bu kez mesajın şaka olmadığını anlamıştı. Ateş kapıdan içeri girdiğinde Simay ayakta bekliyordu. "Ne oldu?" Ateş telefonunu uzattı. "Numara tek kullanımlık bir hat üzerinden alınmış. Mert araştırıyor." "Benim için mi endişelendin, yoksa başına yeni bir sorun açılmasından mı korktun?" Ateş telefonu cebine koydu. "İkisi de aynı kapıya çıkıyor." "Senin dünyanda belki." "Benim dünyamda kapılar genellikle dışarıdan kilitlenir. İçeride kalanlar da kimin anahtarı tuttuğunu düşünür." Simay kollarını göğsünde birleştirdi. "İnsanları rahatlatmak konusunda gerçekten berbatsın." "Rahatlatmak gibi bir görevim olduğunu bilmiyordum." "Sevgilin olacağım diyordun. Biraz romantizm bekleyebilirdim." Ateş bir an durdu. Bakışları Simay'ın yüzünde gezindi. Kadının alaycı ifadesinin altında gizlediği huzursuzluğu fark etmişti. Parmaklarını birbirine kenetlemişti. Bunu korktuğu zaman mı yapıyordu, yoksa yalnızca düşünürken mi, henüz bilmiyordu. Ama öğrenmek istiyordu. Bu düşünce hoşuna gitmedi. "Romantizm mi?" dedi. "Seni bir odaya kapatmadım. Yemek de gönderdim. Daha ne istiyorsun, çiçek mi?" "Önce kapıyı açmayı öğrenelim. Sonra güllerin rengini tartışırız." Ateş başını yana eğdi. "Kapı açık." Simay, arkasındaki kapıya baktı. Gerçekten de açıktı. "Benim odamdan çıkmamı yasakladın." "Seni korumak için." "Ben kendimi koruyabilirim." "Biliyorum." Bu cevap, Simay'ın hazırladığı itirazı boşa çıkardı. Ateş devam etti. "Zaten seni buraya getirmemin nedeni kendini koruyamaman değil. Birileri seni susturmaya çalışıyor. Bunun nedenini bilmiyoruz. Seni izleyen adamlar yalnızca Kemal'in gönderdiği iki zavallıdan ibaret olmayabilir." "Belki de bütün bunlar seninle ilgili." Ateş'in yüzü değişti. "Ne demek istiyorsun?" Simay, telefonunu uzattı."Mesajda yanlış adamın yanında durduğum yazıyor. Belki de mesajı gönderen kişi beni değil, seni hedef alıyordur." Ateş ekranı inceledi. "Muhtemel." "Ve sen bunu düşünmüyorsun bile." "Düşünüyorum." "Öyle görünmüyor." Ateş başını kaldırdı. "Simay, birisi benimle uğraşmak istiyorsa yanlış kapıyı çalmıştır. Ama seninle uğraşıyorsa, önce nedenini öğrenmek isterim." "Neden?" Soru, beklenenden daha sessiz çıkmıştı. Ateş bir an cevap vermedi. Çünkü doğru cevabı bilmiyordu. Simay onun sorumluluğundaydı. Asel'in şirketindeki dosyaları incelemişti. Kemal'in peşine düşmesinin sebebi de zaten Simay'ın geçmişiydi. Bunların hepsi mantıklı açıklamalardı. Fakat Ateş, Simay'ın kendisine meydan okuyan bakışlarıyla karşılaştığında hissettiği şeyin yalnızca sorumluluk olmadığını biliyordu. Bu yüzden en kolay yolu seçti. "Çünkü başıma bela açtın." Simay'ın dudakları aralandı. Sonra gülümsedi. "Merak etme. Daha yeni başlıyoruz." Ateş kapıya yöneldi. "Yarım saat içinde aşağıda ol. Asel'le görüşmeye gidiyoruz." "Ben de mi?" "Hayır, odandaki lambayla konuşuyordum." "Ateş." Adam durdu. "Efendim?" "Bir gün biri seni gerçekten öldürecek." Ateş omzunun üzerinden baktı. "Önce sıraya girmesi gerekiyor."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD