Yavaş adımlarla ilerledi genç kız. Notta yazılan saate uymamış biraz gecikmişti. Bunu bilerek yapmıştı, gidip gitmeme konusunda kararsızdı. Belki de korkuyordu, Akif’in kendisine ne diyeceğini bilemiyordu. Anlaşılan yere gelmişti. Uzaktan gördü ıhlamur ağacını ve dibinde oturan genç adamı. Elinde bir şeyler vardı, ya kitaptı ya da defter… Aşinası olduğu bu görüntüyle gülümsedi. Biraz daha yaklaştı. Artık eli ayağı titremeye başlamıştı. Kalbindeki o kelebekler çoğaldıkça çoğaldı. Ağacın dibinde oturan genç adamı izledi kısa bir an. Sırtını ağacın gövdesine yaslamıştı. Elinde bir kitap vardı ve kendini satırlara kaptırmış gibi genç kızın geldiğini bile fark etmemişti. Bacaklarını uzatmış, bir bacağını diğer bacağının üzerine koymuştu. Yüzü dingimdi ve esen rüzgârdan ötürü saçları hafiften

