EFSUN Başımı sessizce iki yana salladım, konuşmaya gücüm yoktu. Gözlerimden akan yaşlar yanaklarımı yakarken, o karşımda durmuş, sanki beni asla bırakmamaya yemin etmiş gibi bakıyordu. Bizden olmazdı; ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne kadar söz verirse versin, bu mümkün değildi. Zaten nasıl mümkün olabilirdi ki? Tek istediğim İstanbul'a gidip burada yaşadığım her şeyi unutmak, geride bırakmaktı. Ama şimdi Miran karşıma dikilmiş, bana benden etkilendiğini söylüyordu. İnanması güçtü; mümkün değildi bu. Biz iki ayrı dünyanın insanlarıydık. Her şeyimiz farklıydı; memleketlerimiz, kültürlerimiz, yaşam tarzlarımız... Şimdi ben, bu dul hâlimle bekar bir adamla mı evlenecektim? Hele ki Miran gibi güçlü, tanınan, herkesin dilinde olan biriyle mi? Kimse bizim hakkımızda konuşmayacak mıydı yani

