MİRAN Efsun'u kucağımda sımsıkı tutuyordum. Bedenini bana bırakmıyor, sanki yük olmamak için direniyordu. Ama ben onun yükünü değil, varlığını taşıyordum. Göğsüme iyice sokulmuştu, gözleri kapalıydı ama nefes alışverişinden anlıyordum uyumuyordu, sadece savaşını bastırmaya çalışıyordu. Bu kadar yakın olması... İtiraf edeyim, seviyordum. Lanet olasıca tüm benliğimle onu seviyordum. Onun zayıflıklarını, korkularını, hatta kusur diye sakladığı o yara izlerini bile… Keşke biraz izin verse, o yaralardan bir bir öperdim. İyileştirmek için değil, olduğu haliyle sevmek için… Serdar ön kapıyı açtı. Efsun'u dikkatlice ön koltuğa yerleştirdim. Gözlerini yavaşça araladı, bana baktı. O gözler… Bir şeyler soruyordu ama sesi yoktu henüz. Emniyet kemerini takıp kendi koltuğuma geçtim. Sessizdim. İ

