EFSUN Miran arabayı park ettiğinde, merakla etrafa göz gezdirdim. Burası beklediğimden çok daha büyük bir restorandı. “Miran, neden böyle devasa bir yere geldik? Evde de bir şeyler hazırlardım ben,” diyerek ona döndüm. Cebine eşyalarını yerleştirirken hafifçe gülümsedi, ardından başını kaldırıp gözlerimin içine baktı. “Keyfine bak, yavrum. Hem biraz eğleneceğiz hem de baş başa kalacağız,” dedi. Başımı usulca salladım, içimde kıpırdanan o tatlı huzursuzlukla. Çantamın zincirlerini omuzlarıma geçirip arabadan indim. Kapıyı yavaşça kapatıp Miran’ı bekledim. O da arabadan inip kapıyı kapattı, ardından hızlı adımlarla yanıma geldi. Elimi sıkıca tuttu, parmaklarımızı kenetlediği anda içimi bir heyecan dalgası kapladı. Kalbim göğsümde deli gibi atmaya başladı. “Heyecanlandım,” diye fısıld

