EFSUN Mahkeme salonunda hakimin sesi yankılandığında, uzun zamandır tuttuğum nefesi bırakırken bedenim titredi. Sandalyeye doğru ağır ağır çöktüm; sanki tüm yüküm bir anda omuzlarımdan düştü. Reşit, karşımda duruyordu. Gözlerinde hem pişmanlık hem de öfkenin karanlık bir karışımı vardı. Ben ise derin derin nefes alıyordum, kalbim göğsümde vururken göz ucuyla hakime baktım. Dudakları hafifçe kıvrıldı, derin bir nefes çekti ve başını dikleştirdi. “Mahkeme sona ermiştir.” dediğinde, sesindeki kesinlik beni sarstı. Boğazımda düğüm oluştu, sertçe yutkundum ve minnetle hakime baktım. “Teşekkür ederim...” dedim, sesim neredeyse fısıltıydı. Hakime hanımın gözleri doldu, dudaklarını ısırdı, gözyaşlarını saklamaya çalışıyordu. “Ebrar...” diye seslendim, kalbimde bir yerin kırıldığını hisseder

