Havin

1341 Words
“Sessizliğin içinde büyüyen bir hayat hikâyesi…” “Çocukluğunu yaşayamayan bir kızın hikâyesi” “Kırılan bir hayat, susarak büyüyen bir kadın” “Hayat onu susturdu, o içinden yazdı” “Bazı hayatlar anlatılmaz, yaşanır…” çocuk en ağır gerçeği bir bakışta öğrenir köyün sabağı çok ağırdı sessizlik sanki geceden kalma bir yük gibi evlerin üstüne ama çocuk akli buna isim koymazdı çökmüştü taş duvarlı küçük bir evin içinde Havin uyanmıştı ama. gözlerini açmak istemezdi çünkü her yeni gün aynı hayatı başllatıyordu Annesinin Havin bunu farkederdi yüzünden hiç eksik olmazdı evde herkesin işi vardı havinin işi hiç bitmezdi su taşır hayvanlara bakar okula gidilecek okuyacak bir çocuk sırtında ağır sorumluluk verilmişti ağır acılar içinde yaşarken bile susmayı tercih etti çünkü bazı evlerde konuşmak sana yüktür sessz kalmak en büyük çaredir. Havin o gün evin için'de birşeyler hissetti evin içinde görünmeyen bir fırtına dolaşıyordu .Babası yine sertti gözlerinde sabırsızlık dilinde keskin sözler vardı.Annesi sahada sessizdi Havin sadece izlerdi anlamaya çalışıyordu ama anlam veremedi. Bazı çocuklar dğarken şanslı doğar bazılar ise hayatı baştan sessizlikte tanır .Havin işte o sessizliğin içinde doğmuştu köyün taş yollarında yürürken çocukların kahkahaları uzak gelirdi sanki başka bir dünyadan duyuluyordu o sesler onun dünyasında erken kalkmak iş yapmak susmak ve büyümek vardı çocuk denilen şey onun için hiç başlamamış gibiydi. şey söylemek ister gibi olurdu ama kelimeler boğazında kalırdı. Havin bunu hissederdi. Sarılmak isterdi ama sarılmak bile bazen yetmezdi bazı yaralara. babası eve girdiğimde hava değişirdi sessizlik ağır olurdu adımlar dikkatli atılırdı ama hayat görünmezleride görürdü.Havin bir çocuktu evin yükü almadı susması bu yaşta daha yeşerememiş dünyayı tanımamış zalim babasının ona bu davranışı çok zor oyun oynama yaşı eli kalem tutma yaşı ailelerin doğru bildikleri yanlışları küçük kız çocuklarına yüklenmesi ne kadar acı. “Bazı çocuklar doğarken şanslı doğar, bazıları ise hayatı daha baştan sessizlikle tanır.” Havin, işte o sessizliğin içine doğmuştu. Köyün taş yollarında yürürken, çocukların kahkahaları ona uzak gelirdi. Sanki başka bir dünyadan duyuluyordu o sesler. Onun dünyasında ise erken kalkmak, iş yapmak, susmak ve büyümek vardı. Çocukluk denilen şey, onun için hiç başlamamış gibiydi. Annesinin gözleri hep dalgındı. Bir şey söylemek ister gibi olurdu ama kelimeler boğazında kalırdı. Havin bunu hissederdi. Sarılmak isterdi ama sarılmak bile bazen yetmezdi bazı yaralara. Babası eve girdiğinde hava değişirdi. Sessizlik daha ağır olurdu. Adımlar bile dikkatli atılırdı. Havin o anlarda kendini daha küçük hissederdi. Sanki görünmez olursa hiçbir şey olmayacak gibi. Ama hayat görünmezleri de görürdü. Havin büyüdükçe, evin yükü onun omuzlarına daha çok bindi. Oysa o sadece çocuktu. Oyun oynaması gereken yaşta, hayatın ağırlığını taşımayı öğreniyordu. Ne zaman güldüğünü bile hatırlamaz olmuştu. Ve bir gün… Havin’in hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı o gün, çok sıradan başlamıştı. Kimse bilmiyordu. Havin bile… “Sessizliğin içinde büyüyen bir hayat hikâyesi…” “Çocukluğunu yaşayamayan bir kızın hikâyesi” “Kırılan bir hayat, susarak büyüyen bir kadın” “Hayat onu susturdu, o içinden yazdı” “Bazı hayatlar anlatılmaz, yaşanır…” çocuk en ağır gerçeği bir bakışta öğrenir köyün sabağı çok ağırdı sessizlik sanki geceden kalma bir yük gibi evlerin üstüne ama çocuk akli buna isim koymazdı çökmüştü taş duvarlı küçük bir evin içinde Havin uyanmıştı ama. gözlerini açmak istemezdi çünkü her yeni gün aynı hayatı başllatıyordu Annesinin Havin bunu farkederdi yüzünden hiç eksik olmazdı evde herkesin işi vardı havinin işi hiç bitmezdi su taşır hayvanlara bakar okula gidilecek okuyacak bir çocuk sırtında ağır sorumluluk verilmişti ağır acılar içinde yaşarken bile susmayı tercih etti çünkü bazı evlerde konuşmak sana yüktür sessz kalmak en büyük çaredir. Havin o gün evin için'de birşeyler hissetti evin içinde görünmeyen bir fırtına dolaşıyordu .Babası yine sertti gözlerinde sabırsızlık dilinde keskin sözler vardı.Annesi sahada sessizdi Havin sadece izlerdi anlamaya çalışıyordu ama anlam veremedi. Bazı çocuklar dğarken şanslı doğar bazılar ise hayatı baştan sessizlikte tanır .Havin işte o sessizliğin içinde doğmuştu köyün taş yollarında yürürken çocukların kahkahaları uzak gelirdi sanki başka bir dünyadan duyuluyordu o sesler onun dünyasında erken kalkmak iş yapmak susmak ve büyümek vardı çocuk denilen şey onun için hiç başlamamış gibiydi. şey söylemek ister gibi olurdu ama kelimeler boğazında kalırdı. Havin bunu hissederdi. Sarılmak isterdi ama sarılmak bile bazen yetmezdi bazı yaralara. babası eve girdiğimde hava değişirdi sessizlik ağır olurdu adımlar dikkatli atılırdı ama hayat görünmezleride görürdü.Havin bir çocuktu evin yükü almadı susması bu yaşta daha yeşerememiş dünyayı tanımamış zalim babasının ona bu davranışı çok zor oyun oynama yaşı eli kalem tutma yaşı ailelerin doğru bildikleri yanlışları küçük kız çocuklarına yüklenmesi ne kadar acı. “Bazı çocuklar doğarken şanslı doğar, bazıları ise hayatı daha baştan sessizlikle tanır.” Havin, işte o sessizliğin içine doğmuştu. Köyün taş yollarında yürürken, çocukların kahkahaları ona uzak gelirdi. Sanki başka bir dünyadan duyuluyordu o sesler. Onun dünyasında ise erken kalkmak, iş yapmak, susmak ve büyümek vardı. Çocukluk denilen şey, onun için hiç başlamamış gibiydi. Annesinin gözleri hep dalgındı. Bir şey söylemek ister gibi olurdu ama kelimeler boğazında kalırdı. Havin bunu hissederdi. Sarılmak isterdi ama sarılmak bile bazen yetmezdi bazı yaralara. Babası eve girdiğinde hava değişirdi. Sessizlik daha ağır olurdu. Adımlar bile dikkatli atılırdı. Havin o anlarda kendini daha küçük hissederdi. Sanki görünmez olursa hiçbir şey olmayacak gibi. Ama hayat görünmezleri de görürdü. Havin büyüdükçe, evin yükü onun omuzlarına daha çok bindi. Oysa o sadece çocuktu. Oyun oynaması gereken yaşta, hayatın ağırlığını taşımayı öğreniyordu. Ne zaman güldüğünü bile hatırlamaz olmuştu. Ve bir gün… Havin’in hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı o gün, çok sıradan başlamıştı. Kimse bilmiyordu. Havin bile… “Sessizliğin içinde büyüyen bir hayat hikâyesi…” “Çocukluğunu yaşayamayan bir kızın hikâyesi” “Kırılan bir hayat, susarak büyüyen bir kadın” “Hayat onu susturdu, o içinden yazdı” “Bazı hayatlar anlatılmaz, yaşanır…” çocuk en ağır gerçeği bir bakışta öğrenir köyün sabağı çok ağırdı sessizlik sanki geceden kalma bir yük gibi evlerin üstüne ama çocuk akli buna isim koymazdı çökmüştü taş duvarlı küçük bir evin içinde Havin uyanmıştı ama. gözlerini açmak istemezdi çünkü her yeni gün aynı hayatı başllatıyordu Annesinin Havin bunu farkederdi yüzünden hiç eksik olmazdı evde herkesin işi vardı havinin işi hiç bitmezdi su taşır hayvanlara bakar okula gidilecek okuyacak bir çocuk sırtında ağır sorumluluk verilmişti ağır acılar içinde yaşarken bile susmayı tercih etti çünkü bazı evlerde konuşmak sana yüktür sessz kalmak en büyük çaredir. Havin o gün evin için'de birşeyler hissetti evin içinde görünmeyen bir fırtına dolaşıyordu .Babası yine sertti gözlerinde sabırsızlık dilinde keskin sözler vardı.Annesi sahada sessizdi Havin sadece izlerdi anlamaya çalışıyordu ama anlam veremedi. Bazı çocuklar dğarken şanslı doğar bazılar ise hayatı baştan sessizlikte tanır .Havin işte o sessizliğin içinde doğmuştu köyün taş yollarında yürürken çocukların kahkahaları uzak gelirdi sanki başka bir dünyadan duyuluyordu o sesler onun dünyasında erken kalkmak iş yapmak susmak ve büyümek vardı çocuk denilen şey onun için hiç başlamamış gibiydi. şey söylemek ister gibi olurdu ama kelimeler boğazında kalırdı. Havin bunu hissederdi. Sarılmak isterdi ama sarılmak bile bazen yetmezdi bazı yaralara. babası eve girdiğimde hava değişirdi sessizlik ağır olurdu adımlar dikkatli atılırdı ama hayat görünmezleride görürdü.Havin bir çocuktu evin yükü almadı susması bu yaşta daha yeşerememiş dünyayı tanımamış zalim babasının ona bu davranışı çok zor oyun oynama yaşı eli kalem tutma yaşı ailelerin doğru bildikleri yanlışları küçük kız çocuklarına yüklenmesi ne kadar acı. “Bazı çocuklar doğarken şanslı doğar, bazıları ise hayatı daha baştan sessizlikle tanır.” Havin, işte o sessizliğin içine doğmuştu. Köyün taş yollarında yürürken, çocukların kahkahaları ona uzak gelirdi. Sanki başka bir dünyadan duyuluyordu o sesler. Onun dünyasında ise erken kalkmak, iş yapmak, susmak ve büyümek vardı. Çocukluk denilen şey, onun için hiç başlamamış gibiydi. Annesinin gözleri hep dalgındı. Bir şey söylemek ister gibi olurdu ama kelimeler boğazında kalırdı. Havin bunu hissederdi. Sarılmak isterdi ama sarılmak bile bazen yetmezdi bazı yaralara. Babası eve girdiğinde hava değişirdi. Sessizlik daha ağır olurdu. Adımlar bile dikkatli atılırdı. Havin o anlarda kendini daha küçük hissederdi. Sanki görünmez olursa hiçbir şey olmayacak gibi. Ama hayat görünmezleri de görürdü. Havin büyüdükçe, evin yükü onun omuzlarına daha çok bindi. Oysa o sadece çocuktu. Oyun oynaması gereken yaşta, hayatın ağırlığını taşımayı öğreniyordu. Ne zaman güldüğünü bile hatırlamaz olmuştu. Ve bir gün… Havin’in hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı o gün, çok sıradan başlamıştı. Kimse bilmiyordu. Havin bile… Havinin olgun bakışı
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD