Kampı araştırdım. Güzel bir yermiş. Çoğunlukla yaşıtlarımız var zaten. Tatil kampı gibi bişey. Denizli. Abim bi kulübe kiralamış. Zaten kulübeler iki kişilik ama tek yatak var ve bu problem değil. Çoğunlukla aynı yatakta yatarız zaten. Her gece kamp ateşi olurmuş. Ama katılmak zorunlu değilmiş. Zaten hiç birşey zorunlu degil. Tek bir kural var; Eğlenmek! Bu kamp tam benlik.
"Orospu musun kızım ya?!" Diyerek odama daldı Neşe.
"Bilemem." Diye karşılık verdim. O ise elini beline koydu."Benim tulumum nerde?!" Diye sordu.
"Ne? Ne tulumu? Tulum ne? Tulumba tatlısımı? Mutfakta vardı-"
"Seni gebertirim! Kırmızı askılı ve mini olan tulumum nerde?" Dedi. Sıçtım resmen. Yaklaşık bir saat önce onun odasından gizli gizli aldım da. Napıyım çok güzel.
"Buldum!" Diye cırladı birden. Beni itip dolabıma yöneldi. Tüh be! Tıkıcak başka bi yer bulamadım sanki.
"Bu konuyu sonra konuşcaz." dedi ve odadan çıktı.
Pislik ya! Bende hazırladığım bavulu kapatmayı denedim. Ama sadece denedim. Kapanmıyor lan bu! Bavulun üstüne oturdum ve kapatmayı denedim. Ama sadece denedim. Yine kapanmadı. Oysa çok az (!) kıyafet almıştım.
"Abi!!!" Diye anırdım. Yine.
"Ne var be!" Diye bağırdı alt kattan.
"Yardıma ihtiyacım var. Ama sen hiç düşünme benim kardeşim yukarda bavulu hazırladımı? Hazırlamayı bırak kapattı mı? Sen hep keyfine b-"
"geldim!" Dedi abim. Cidden gelmişti. Ne kadar da hızlı ama(!).
"Şey ben bavulu kapatamadım. Oysaki az (!) şey koydum. Yani bütün suç bavulun. Bu kadar küçük olmamalıydı! Nede olsa kız bavu-"
"Ya sen ne susmaz şeysin öyle!"dedi ve durdu. Sonra devam etti. " Ama seviyorum seni." Dedi ve yanıma gelip bana sarıldı. Bende ona sarıldım. Abim ya.
"Bende seni seviyorum" dedim.
"Sadece 3 ay. Sonra o susmaz çenenle tekrar buluşcaz." Dedi ve güldü.
"Hiçte bile. Ben az (!) konuşuyorum." Diye sitem ettim.
"Tabiki az (!) konuşuyosun."
"Of ya. Neyse sen benim bavulu kapat ve aşağı indir ben Neşeye bakıyım." Dedim ve odadan çıktım.
Neşenin odasına daldığımda bavuluna bişeyler koyuyodu.
"Bayan sürtük?" Dedim
"Bayan Orospu? " diye karşılık aldım. Biz böyle anlaşırız. Düşünün işte ne kadar normaliz.
"Hazır mısın? "
"Yes bebek" dedi ve bavulu kapattı. Hayret onun ki hemen kapandı oysa ben bavulumla o kadar uğraştım. Kendimi mal gibi hissediyorum.
♣♧♣♧♣♧♣
Koskoca 3 saatlik yoldan sonra sonunda varmıştık. Hızla arabadan indim. Tabi benle beraber Neşede. Hemen etrafa bakındık. Hayvan gibi kapı vardı önümde ve 2 tane güvenlik görevlisi. Oha yani!
"Buranın en çok bu tarafını beğendim. Kesinlikle burdan çıkamıyosunuz" dedi abim arabadan iner inmez.
Zaten bende kocaya kaçmayı planlamıştım.
Abim bavulları aldı ve kapıya ilerledi tabi onun arkasından bizde.
İçeri girdiğimizde harika bir alan vardı. Bir sürü yakışıklı çocuk. Ay ben buraya baya ısındım. Voleybol oynayan erkekler yerim sizi. Maç yapanlar sizi de.
"Öhö Öhö! " abimin öksürük sesiyle ona döndüm. Ve gülümsedim.
Kulübeye girdiğimizde çok tatlıydı. Çift kişilik yatak, dolap küçük bi mutfak, cift kişilik koltuk, televizyon ve olmazsa olmaz tuvalet!
"Tamam kızlar sizi bıraktım şimdi gidebilirim" dedi abim.
"Cenk ve Selinle gezersin." Dedi Neşe.
"Ne gezmesi kızım onlar beraber tatile gidiyor." Dedi ve kapıdan çıktı. Koşarak arkasından çıktım ve önüne geçip ona sarıldım.
"Döndüğümde bi yengem olsa iyi olur." Dedim ve yanağını öptüm.
"Hımm bak bu fikri sevdim." Dedi ve anlımı öptü.
"Görüşürüz." Dedim
"Görüşürüz" dedi ve gitti. Bende Kulübeye döndüm. Neşe çoktan bavulunu açmış yerleştiriyodu. Bende bavulumu açtım ve yerleştirmeye başladım.
"Hızlı olalım ki 2 saat sonra olan kamp ateşine yetişelim." Dedi Neşe.
"Saat 8 oldu mu?" Diye sordum. Tabi yaz olduğunda havalar geç kararıyo.
"Evet." Dedi ve yerleştirmeye devam ettik.
♣♧♣♧♣♧♣♧♣
2 saat çoktan oldu ve biz anca dolabı yerleştirdik. Hemen üzerime mor askılı bir bluz ve siyah yapışık üzerinde yırtık desenler olan bir pantolon giydim. Saçımı hafif taradım. Ayağıma babet giydim ve dışarı çıktım.
Neşe de arkamdan çıktı. Ve koluma girdi. Hava kararmıştı. Fazla kişi olmasada ateşin etrafında oturanlar vardı. Ve yakışıklı olanlarda. Hemen kumun üzerine oturduk. Neden ayakkabı giydim sanki ne güzel kumun üzerinde gezerdim.
Bizim oturmamızla tam karşımıza iki kişi daha oturdu. Tabiki erkek! Yoksa dikkatimi çekmezdi.
"Beyazlı bana bakıyo" diye fısıldadı neşe.
"Bence evlilik teklifi edicek." Dedim alayla.
Surat asıp çocuğa bakmaya devam etti. Sapık bu kız ya. Erkek kesiyo. Tabi bende! Yaşasın kötülük! Eniştemin (!) yanında ki çocuğa bakıyorum. O ise yere. Öküz ya insan bana bakar dimi taş gibi kızım.
Eniştem de hafif kirli sakal vardı. Saçları siyahtı. Yani ateşin ışığıyla gördüğüm kadarıyla. Yanındakinin saçı siyah değildi açık bi renkti. Ve sakalı yoktu. Zıttına yüzü pürüzsüz görünüyordu.
Başını kaldırdı ve etrafa bakındı. O sırada telefonum çaldı. Hay ben senin- Hemen ayağa kalktım ve ordan uzaklaştım. Arayan abimdi. Gözden kaybolunca kumlara uzandım ve telefonu açtım.
"Ne çabuk özledin beni abim." Dedim telefonu açar açmaz.
"Uslu duruyo musun diye aradım. " dedi
"Hımm. Bi bakıyım." Dedim ve üstüme baktım. "Valla çok güzelim." Diye devam ettim.
"Kızım ondan şüpem yok (!). Sen uslu duruyo musun ondan haber ver."
"Ya duruyorum işte. Hem daha 3 saat oldu. En fazla napabilirim. Bi düşüniyim? Acaba bana baktı diye ateşin ordaki çocuğu dövüp sonra yakışıklı diye evlenebilirdim ama ben onu-"
"Bi dakka kim sana baktı. Gebertirim lan ben o çocuğu! Ve sende ona baktın!" diye bağırdı.
"Bi dakka ben ona bakmadım. Onu da nerden çıkardın? " diye sordum.
"Ona bakmadan sana baktığını ve de YAKISIKLI olduğunu nasıl anladın!"dedi sesini yükselterek.
"Abim. Canım. Cicim. Bitanem. Biz yemek yicez sen kapat sonra hesap veririm ben." Dedim
"Yemek 7'deydi." Dedi
"Ya sen nerden biliyon. Işin gücün yokmuş gibi programımı ezberledin." Dedim. Gıcık ya. Yok ben bunun yüzünden evde kalcam. Yıl olcak 2043. Ben evde abim başımda.
"Eee bu hayatta benim tek bir yaşam sebebim var oda sensin. Her anını kontrol etmek zorundayım. Senide kaybedemem." Dedi. Sona doğru sesi kısılmıştı.
"Beni asla kaybetmiceksin. Seni bırakmam merak etme." Dedim ve burnumu çektim. Ağlıyodum.
"İstesende bırakamazsın. Buna izin vermem." Dedi. Sesi kötü geliyodu.
"Verme." Dedim. Ağlamaktan nefret ediyorum. "Neyse ne sen yat hem yarın işin var dimi ama? Uykusuz uykusuz dolaşma. Hem daha kız bulcan. 3 ay sonra görümce olmak istiyorum. Göz altın şişmiş ve mor olursa hiç bir kız sana bakmaz. Bu yüzden-"
"Tamam. Uyucam sen sus." Dedi ve ofladı.
"Tamam iyi geceler. " dedim
"İyi geceler. " dedi ve telefonu kapattı. Bende ayağa kalktım ve üzerimdeki kumları sirkeledim ve Neşenin yanına geri döndüm.
Hayla aynı yerde aynı çocuğu kesiyo deli ya. Yanına geçtim ve oturdum.
"Nerdeydin seni sürtük!?"diye sordu oturur oturmaz.
"Abimle konuştum. Hem onu bırak düğün ne zaman. Bak nikah şahidi benim ona göre. Sonra yok ben Selini istiyom felan dersin yol-"
"Kumsal bi sus ya. Ne nikahı be. Sevgilisi var. Bak yanındaki kıza! " dedi sinirli ve kısık bir sesle.
Başımı çevirmemle o çirkin(!) Kızı görmem bir oldu. Bildiğin çocuğa yapışmış. Fazla görünmesede eniştemin (!) ona bakmadığı belli oluyor.
"Çokta çirkin (!) bişeymiş." Dedim Neşeye.
"Dimi ama ben ona bin basarım. Hem sanki o kıza bakmıyo dimi?"dedi.
"Bakmıyo be. Benim eniştem öyle bişey yapmaz."dedim.
"Oha be! Hangi ara enişten oldu."diye sordu.
"Kızım ben bilirim. " dedim.
"Müneccin boku mu yedin be!"
"He valla yedim"
"Of kalk be yatalım. Uykum var benim."dedi Neşe. Ve kolumdan tutarak çekiştirdi. Son olarak karşıya baktığımda eniştem bize bakıyodu.
"Tamam. " dedim ve odaya geçtik.
Odaya girdiğimizde dolaba ilerledim. Shortla askılı aldım ve üzerime geçirdim. Neşe de giyinmişti. Koltuğa oturduk ve televizyonu açtık. Hanımefendi elli kanal gezdikten sonra '13.Cuma' da karar kıldı. Korku filmi bayılırım.
Iyi ki film yeni paşlıyodu. Sürekli korku filmi izlerdim. Yetimhanede sinema gecesi vardı. Çoğunlukla korku izlerdik. Ne biliyim aşk ve komedi beni sarmıyor.
Korku filminden zevk alıyorum. Bir kaç tane beğenmediğim kısmı var. Mesela yakışıklı çocukların ölmesi! Ne saçma dimi ama? Yakışıklı dediğin uzun yaşar, çoluk çocuğa karışır ki nesli devam etsin. Hem ben o katilin yerinde olsam sarışınları öldürürüm. Bu sayede dünyada ki güzeller eksilir. Sarışın dediğin şey ya güzel ya sexy oluyor. Ve hep onların yakışıklı sevgilisi oluyor.
Herneyse be! İkinci sevmediğim seylere gelelim mi? Mesela dünyanın en yakışıklı en çekici en sexy en karizmatik erkeği tipsizin tekine bakıyo! Sizce bu normal mi? Yani burda ben varım. Ama yok!
"Bu kesin ölür!" diye beni dürttü Neşe. Bildiğin filmin içine girmiş ya. Bu ne korku. Elindeki yastığı öyle sıkıyo ki yastığa acıdım.
"Kızım yastığa yazık rahat bırak onu!" Dedim.
Filme döndüğümde oha! Oha! Oha! Oha! Oha! Oha!. Tövbe! Tövbe! Tövbe! Yuh ya! Nasıl sevişiyolar. Terbiyesiz oğlum bunlar.
Vay! Geldi benim katilim. Tabi erkek olduğundan izliyo! Bütün erkekler aynı ya! Ne izliyon gir öldür. Ama çocuk tatlı onu öldürme sen kızı öldür. Hem sarışın! Hem sürtük!
♣♧♣♧♣♧♣♧
Kapının çalınmasıyla gözlerimi açtım. Of be! Kim bu saatte. Hayır yani uyuyorum dimi? Ama yok beni uyutmasınlar.
Kıpırdanmaya çalıştım ama olmadı! Neden mi? Çünkü Neşenin ayağı üstümde. Onu ittim ve kalktım. Saçımı başımı düzelttim. Hadi ama erkek olabilir. Kapıyı açtığımda siyah saçlı kahverengi gözlü bi çocukla karşılaşmam bir oldu. Yakışıklı değil tatlı birşeydi. Yani bana göre.
"Şey...ben Burak. Siz yeni gelmişsiniz galiba. Normalde biz kahvaltıyı 10 da yaparız. " dedi.
"Imm...şey... pardon. Unutmuşum. Bu arada ben Kumsal. "diye geveledim. Ve elimi uzattım. Oda elini uzattı ve sıktı.
"Sorun değil. Haber veriyim dedim. Ve bu açmaları size getirdim. Aç kalmayın" dedi.
"Teşekkür ederim. " dedim. Elindeki poşeti bana uzattı ve gitti. Bende içeri girip kapıyı kapattım ve poşeti tezgaha koydum.
Saate baktığımda 12 ye geliyodu. Oha be! Ne uyumuşuz.
Yatağa ilerledim ve Neşeyi dürttüm ama kalkmadı. Tekrar dürttüm yine kalkmadı. Bende sonuç olarak üzerinde tepindim.
"Ya kızım oha be! Napıyon üzerimde?"diye çıkıştı uykulu ve boğuk sesiyle.
"Saat 12" dedim. Hızla gözlerini açtı.
"Şaka dimi?"diye sordu.
"Malesef değil. " dedim ve dudağımı büzdüm.
"Inanmıyorum göz altım şişmemiş dimi? " diye sordu ve beni itip dolaptaki aynaya baktı.
Deli ya! Valla deli! Fazla uyuyunca hemen göz altı şişerdi. Bu da onun yapısı ne diyim.
Güzelliğine çok düşkün değildir aslında. Taki aşık olana denk. Bana kalırsa dünkü çocuk için bu heyecan. Bakın buraya yazıyorum-yani yatağa- 'bunlar çıkar'. Ahada yazdım.
"Bu ne?"diye sordu. Masaya koyduğum poşeti işaret ederek.
"Açma."dedim
"Tamam da ne?"diye üsteledi.
"Açma."dedim yine.
"Ya tamam açmıyorum da ne?"diye ısrar etti. Bu Kız salak ya.
"Lan açma! Açma!"dedim
"Ne değerli şeyin var be!" Diye sitem etti ve poşetten uzaklaştı.
Ya sabır!
"Kızım sen mal mısın? Yoksa mal numarasımı yapıyon? Kahvaltıya geç kaldık diye Burak bize açma getirdi." Dedim.
İnşallah bu sefer anlamıştır.
"Hee anladım-bi dakka ya! Burak kim?"diye sordu.
"Sorma be! 23 yıldır uyuyosun. Şu anda yıl 2038. Ve ben evlendim. Kocamın ismi Deniz. Hatta çocuğumuz oldu. İsmi Nehir. Böyle sularla ilgili uyumlu bir aile olduk. Çok tatlıyız biliyorum. Hee gelelim Burağa. Oda bizim kızın erkek arkadaşı. Yani dama-"
"Kızım bi sus be! Sabah sabah bide! Hayır anlamıyorum bi insanoğl-" derken lafını kestim.
"Erkek miyim ben!"
"Of tamam! Bi insankızı böyle konuşamaz. Senin ses tellerini biz bi aldıralım ya." Dedi ve güldü.
"Aman ya."dedim.
Yataktan kalktım ve tezgaha koyduğum poşedi açtım. İçinden bir tane açma aldım ve yemeğe başladım.
"Kıza bak ya tek kendine müslüman! " dedi Neşe.
"Nopoyom." Dedim ağzımda ki açmayla beraber.
"Ağzını bitir be!" Dedi ve oda bir tane açma aldı.
Kahvaltımızı ettikten sonra Neşe koltuğa oturdu ve televizyonu açtı.
"Yuh be kızım.!"diye sitem ettim. O ise cevap olarak omuzlarını silkti.
"Kızım denize girelim ya."dedim. Bu kız evde kalır demedi demeyin.
"Yorgunum."dedi. Yuh! 12 ye kadar yattık bana yorgunum diyo. Bari adam akıllı bi bahane bulsaydı.
"Tamam sen bilirsin eniştemi de başka biri kapar. Mesela... heh dünkü sarışın yelloz!"dedim. Aniden ayağa kalktı ve dolaba ilerledi.
"Hazırlan gidelim."dedi
"Yorgun değil miydin sen?"diye sordum.
"Bir anda elektirik geldi."dedi.
"Hım. Bu elektriği ben tanıyo muyum?"dedim. Ve Dememle kafama yastık yemem bir oldu.
Yastığı yerine fırlattım ve bende dolaba ilerledim. Mavi bikinimi aldım. Üstüne giymek için açık mavi bi short aldım.
"Ben tuvalette giyiniyorum" dedi Neşe ve tuvalete girdi. Bende Elimdekileri hemen üzerime geçirdim.
Dolaptaki aynanın karşısına geçtim ve kendime baktım.
"Çok güzel oldu!"dedim kendi kendime. Saçımı taradım ve gözlüğümü saçıma taktım. Her taraf kum olduğundan ayakkabı giymicem. Zaten burdakiler çoğunlukla çıplak ayak geziyor.
"Ben hazırım." Dedi Neşe ve Kırmızı bikinisiyle tuvaletten çıktı. Yatağın üzerindeki beyaz elbiseyi hemen üzerine geçirdi.
Havluları ve Güneş kremini aldıktan sonra hazırdık.
"Bende. " dedim ve dışarı çıktık.
Kulübelerin arka tarafına doğru yürüdük. Sesler ordan geliyordu.
Herkez burdaydı. Yere havlu serip güneşlenenler, maç yapan guruplar, voleybol oynayanlar ve tabiki yüzenler.
Birden kolumun cimciklenmesiyle bağırdım. Ve tabiki herkes bana döndü.
"Pardon."dedim gülümseyerek. Sonra Neşeye döndüm
"Napıyosun kızım ya!" Diye sordum.
"Pardon canım ve orda!" Dedi ve gözüyle arkamı işaret etti.
"Ne orda Jason'mı?"diye sordum. Jason dün izlediğimiz korku filmindeki kötü karakter. Niye böyle bir soru sordum bilmiyorum ama sordum artık.
"Mal mısın be!?"
Onu boşverip Arkamı döndüm ve dönmemle eniştemi görmem bir oldu bu tarafa bakıyodu. Tabii rezil oldum. Herkesin dikkatini çektim.
Yanında dün dikkatimi çeken taş duruyodu. Evet taş! Valla gideri var da bu niye bana dik dik bakıyo. Çakcan ağzına bi tane... ne romantik olur dimi.
Eniştemi dün inceleyememiştim. Ama şu anda inceleyebiliyorum. Gözleri kahve ve Siyah arasıydı. Dedigim gibi saçları siyahtı. Üzerinde mavi bir short vardı. Evet. Evet evet sadece bu kadar. Baklavaları da varmış eniştemin. Hemen başımı yanındakine çevirdim. Eniştem nede olsa.
Saçları kahverengi ve sarı karışımıydı. Gözleri kahverengiydi. Ama tuhaf bi kahve. Bal rengi! Evet evet. Rengi bal rengiydi. Pürüzsüz bir yüz ve şeftali renginde dudakları vardı. Üzerine giydiği siyah askılı tsirtten karın kasları-yani Türk diliyle baklavaları- belli oluyodu. Altına siyah kapri giymişti. Tuhaf bir çocuktu. Hava 40 derece ve siyahlara bulanmıştı. Sanki yeryüzünde ki bütün renkler tükenmişti. Yani öyle anlaşılıyodu. Ay ben niye bu kadar inceledim.
Göz göze geldiğimizde hâlâ bana bakıyodu.
Tren mi geçiyo acaba!
Herneyse ya. Arkamı döndüğümde Neşe yoktu.
Yuh ya! Lan şurda 5 dakka daldım hemen uçmuş. Kıza bak ya.
Enişteme baktığımda oda yoktu.
Aha!
Sanki bişeyler anladım. Ama anladığım şeyi bende bilmiyorum.
Çocuğa baktığımda hâlâ bana bakıyodu. Göz bebeklerin yerinden fırlasın, üzerinden araba geçsin, kaynar suda kızarsın, üzerine beton düşsün, köpek yesin ve doğal olarak sıçsı-
"Kumsal!"
Neşenin sesiyle başımı sağa çevirdim. Elinde havlusu vardı ve ön taraflara geçmişti. Benim eşyalarımı da almıştı. Son defa çocuğa baktığımda hâlâ bana bakıyodu. Ya sabır ya.
Neşenin yanına geçtim.
"Neden buraya geldin? " diye sordum.
En öndeydik resmen.
"Ne biliyim. Uzaklaşıyım dedim. Galiba aşık olmaktan korktum."dedi.
"Ne?!"diye sordum.
Aşık olmaktan mı korkmuş. Tamam aşk nedir bilmem ama korkulcak bişey olduğunu sanmıyorum. Şu ana kadar aşık olmadım. Gerçi nasıl olayım yetimhanedeydim.
"Ben.... Çok tuhaf duygular hissetmeye başladım."dedi ve iç çekerek başını havlu ya geri koydu.
Dün bir bugün iki. Az bi nefes alsa keşke.
"Bence korkma. Yani iyi çocuğa benziyo."
"Bakarız canım. Güneşlenmek istiyorum rahat bırak beni." dedi
Deli ya seviyorum bu kızı. Neşe, Selin ve ben yetimhanede ki en iyi arkadaş grubuyduk. En iyi çift ise Selin ve Cenk'ti. Gizli aşk. Çünkü yetimhanede sevgili ve manita işleri yasaktı. Ne kadar namuslu(!) ama.
"Ben Kulübeye kadar gidip geliyorum. " dedim ve kulübelerin olduğu tarafa doğru yürümeye başladım. Abimi arıyım dimi? Yanlız kaldı. Keşke o da burda olsaydı. Ya da olmasaydı. O burda olsaydı ben taş çocuklara bakamazdım.
Kulübelerin oraya gelmiştim. Adımlarımı hızlandırdım.
Köşeyi dönmemle bi öküz taslamam bir oldu. Hayır ben ciddiyim cidden bizim öküz bu!
Bal rengi gözleriyle beni baştan aşağı süzdü. Rahatsız olmamıştım. Ama rahatta değildim. Gözlerime baktı. Bende gözlerine tabii. Ardından konuşmak için ağzını araladı.
"Sürtük."