BAŞLANGIÇ

476 Words
​FELAKETİM KALBİM OLDU ​BAŞLANGIÇ ​AHSEN ​"Kız Ahsennnn, hâlâ uyuyor musun? Kalk artık. Bir kerede kendin kalksan ne var?" diye her sabah olduğu gibi serzenişiyle alarmlı saat gibiydi. İnsan hiç mi bıkmazdı ya her gün aynı saatte aynı tonda bağırmaya? Ya bu kız sabaha karşı nöbetten gelmiş, özel sektörde iliğini kemiğini kurutmuşlar; "Bırakayım da biraz uyusun," dese ölürdü sanki. ​İş dediğini de makineler yapıyordu, o da bir zahmet koyacak ve çalıştıracaktı ama yok, onu bile Ahsen yapsındı. Ya zaten gecemi gündüzüme katmışım; evleneceğim diye onlara bir yük olmayayım, onların da iki evladı var, bana bu zamana kadar baktıkları yeter deyip kendi tırnaklarımla didinip eksiklerimi almak için para biriktirirken evi de eksik etmedim ve yengeme son model elektronik eşyalar da alarak onun bir şeyden mahrum kalmasını istemedim. Ama o yine de bana sarmayı her seferinde başarıyordu. Tabi en lüks modelleri aldırsam da en programlılarını, yine de onları kullanmayı bilmediğindendi bu yaygarası. Bahanesi de "Yazıları çok küçük, gözlerim görmüyor," diyordu. ​Halbuki doktora da götürdüğümde doktor muayene etti ve "Hiçbir şeyi yok, tabiri caizse mikroskop gibi gözleri," demişti. Tabi yengem doktorla da kavga etmişti, "Tıp bile bana inanmıyor," diyerek. Velhasıl seyirlikti yengem ve ben, bu ailenin her bir ferdi gibi onu da çok seviyordum. Ne derse desin, onunki dilindeydi; içinde bir şey yoktu. Ve beni bu yaşıma kadar getirmişlerdi amcamla. Onun bu çemkirmesine ve beni her seferinde böyle uyandırmasına da belkide bu yüzden kızmıyordum. Ne de olsa onu anne yerine koymuştum. ​Ben daha 2 yaşındayken ailem trafik kazasında vefat etmiş ve amcamgil bana sahip çıkmışlar. Amcamın bir oğlu bir de kızı vardı. Oğlunun adı Sancar, kızının adı Sema idi. Sancar benden ay olarak büyüktü sadece; yani aynı yaşta sayılabilirdik de o ocakta doğmuştu, ben kasımda. Aynı senenin çocuklarıydık. Ama o ocak doğumlu olduğundan benden erken başlamıştı okula. Sema ise bizden bir yaş küçüktü ve üniversite sondaydı. O da benim gibi hemşirelik bölümünü seçmişti ve bu sene mezun olacaktı. ​Sancar ise -ki ona ay olarak büyük olduğundan öte, saygı olarak abi diyordum, tabi o bu hitabımdan nefret ediyordu ama amcam da böyle uygun görmüştü- o da polis olmuştu. Ve benim gibi daha görevinin ilk yıllarında olduğu için benim gibi nöbete kaldığı çok olurdu. Çünkü kendisi trafik polisiydi ve günde kim bilir kaç tane trafik magandasıyla uğraşıyordu; hele de geceleri sarhoşuyla, ayyaşıyla... Onun işi benden de zordu bence. ​Uykum bölündüğü için kalkmaya yeltendiğimde tam da onun sesini duydum. Sancar abim, "Bırak kızı anne, ne istiyorsan ben yapayım. Sanki bilmiyormuşsun gibi davranma. Kız sabah nöbetten geldi ya. Senin kızın da aynı öyle olacak seneye, anla biraz halden," dedi. Yengem de "Aman, ne haliniz varsa görün," diyerek kapımın önünden ayrıldı. Doğrusu bir kez daha teşekkür etmiştim içimden Sancar abime; yine beni kurtarmıştı. Gün gelecek benim için daha neler neler yapacağını, hatta canından vazgeçeceğini bilmeden uykuma kaldığım yerden devam ettim. Bakalım daha neler yaşayacaktık? Bekleyip görecektim...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD