" Prometheus'un Doğuşu "
( Ateş Anlatıyor )
Prometheus'un cehennemden çıkarılması ile birlikte varis bedeni olan benimle bütünleşmişti. Tanrısal varlığının dünyada varlık gösterebilmesi için bana ihtiyacı vardı. Apollon, Prometheus'u yanıma getirdi. Ona dokumamla vücudu binlerce parçalara ayrıldı ve içime doğru çekildi. Boynumdaki ejder dövmesi bir anda küle dönüştü ve kayboldu. Prometheus'u bulmuştum ve Kronos'un laneti sona ermişti.
Beni günden güne tüketen, zayıflatan ve halden düşüren lanet ortadan kalkmıştı. Artık Hades için çalışmak zorunda değildim. Bundan sonra Hades beni yanında değil karşısında bulacaktı.
Apollon, " Artık seni boğan tasmandan kurtuldun. Özgürsün." dedi Ateş'e.
" Artık beraber hareket edip Hades'den intikamımızı almalıyız. Beni kullanmaya çalıştı, senin de sevdiğin kadını elinden almaya çalıştı." dedim.
Apollon dikkatli bir şekilde bana bakmaya başladı. " Seninle onun arasındakileri bilmediğimi mi sanıyorsun Ateş?" dedi.
Bunu öğrenmiş olamazdı değil mi? " Neyi biliyorsun?" dedim, haberim yokmuş gibi davranarak.
" O gün sizi Hades'in surlarının önünde, arkamızda bırakmak zorunda bıraktık. Hatırlıyorsun değil mi?" dedi.
Bahsettiği şey, çok yeni bir olaydı yani tabi ki de hatırlıyordum.
" Evet. Tabi ki de hatırlıyorum. Çok yeni bir olay bu." dedim.
" O zaman sana başka bir şey söyleyeyim. Benim kulağım çok hassasdır. Mesela Vera ve seni orada arkamda bıraktığımda, konuştuğunuz şeyleri duymuştum. Ona, onu sevdiğini söyledin. Hades'in senin aklınla oynadığını falan da söyledin. Hepsini duydum." dedi tehtidkar bir şekilde.
" Bu-bu doğru. Bunu söylemiş olabilirim." dedim sakin bir şekilde. Sadece kendi mi onu sevebileceğini sanıyordu? Uzun yıllar boyu sevmiştim onu.
" Prometheus, yani Ateş... Sana bahsetmediğim bir şey var. Durum sandığından çok daha karışık aslında. Öncelikle Hades senin aklınla falan oynamadı. Bu yolu seçen sendin. Hades sana güç ve kudret vaad etti ve sen de bunlara kandın. Sakın kendini kandırayım deme." dedi kızgın bir sesle.
" Bak sen. Öyle mi olmuş?" dedim alayla.
" Dahası da var. Ateş olarak zaten Vera'yla böyle bir geçmişin var. Peki ya Prometheus'un onunla olan geçmişi. Bunu keşfettiğim günden beri, seninle iş yapamayacağımı anladım. Seninle müttefik olamayız." dedi Apollon.
Bu sözlerden hiç bir şey anlamamıştım.
" Ne demek istiyorsun?" dedim ama bu sırada bana saldırmak için Ares'in kılıcını çıkarmıştı ve son sürat üzerime doğru koşuyordu. Hemen buradan kaçmam gerekiyordu.
Buradan kaçmam ve Vera'nın yanına gitmem. O an tek düşündüğüm buydu. Ve öyle de yaptım.
Kendimi Vera'nın yanına gönderdim. Prometheus'un gücü sayesinde göz açıp kapar gibi bir süre içerisinde Vera'nın yanındaydım ama bu işte bir farklılık vardı. Onun yüzünde, bir başka kadının yüzünü daha görüyordum. Pandora'nın. Pandora'mın. Cehennemde tutsak edildiğim günden beri Pandora'yı görememiştim ve işte şu anda kanlı canlı bir şekilde karşımdaydı.
Ona doğru yaklaştım ve daha dikkatli bir şekilde baktım. Bu kişi benim Pandora'ma benzeyen başka biri olabilir miydi? Hayır, bu kesinlikle oydu.
" Pandora. Bu sen misin?" diyebildim çaresizce.
" Pandora mı? Sen neden bahsediyorsun Ateş?" dedi hayret içerisinde bana bakarken.
" Ben artık Prometheus'um." dedim gururla.
" Öyle mi? Hala Ateş gibi görünüyorsun ama? Kanıtla o zaman?" dedi Vera.
Elimle büyük bir ateş topu yapıp onu uzaklara fırlattım. Attığım alev topu, değdiği yeri yakarak büyük br delik açtı.
" Şimdi nasıl? İnanabildin mi?" diye sordum.
" Demek varisinle bütünleştin. Peki benden ne istiyorsun? Neden geldin?" diye sordu Vera.
" Senden ne mi istiyorum?" deyip güldüm. Bu sorunun basit bir cevabı vardı tabi ki de. " Senden ne mi istiyorum Vera? Senden seni istiyorum. Bu nasıldı? Açık ve net mi?" dedim.
Yüz ifadesi sinirliydi. " Sen bana ihanet ettin Ateş. Seni asla affetmeyeceğim. Beni mi istiyorsun? Sana cevabım hayır tabiki de. Yüzlerce kez hayır. Binlerce kez hayır. Ben sana hiçbir zaman o gözle bakmamıştım zaten. Sen her zaman benim arkadaşım olarak kalacaksın. Dahası ise kesinlikle söz konusu olamaz." dedi. Yüzüme bile bakmamıştı bunları söylerken.
O benim yıllar boyunca sevmiş olduğum kadındı ama bunun da ötesinde o Pandora'ydı. Şimdi anlamıştım Apollon'un ne demek istediğini. Bana " Onunla karşılaşınca fark edeceksin." diye bir imada bulunmuştu. " Müttefik olamayız." demişti. Demek ki fark etmem gereken şey buydu. Demek ki bahsettiği şey buydu. Şimdi daha iyi anlayabiliyordum.
Ben artık Prometheus olmuştum. Prometheus, Pandora'ya aşıktı. Pandora aynı zamanda Daphne'ydi. Daphne ise Apollon'un sevdiği kadındı. Bu denklem ise Apollon ve Prometheus'u düşman ediyordu. Bu sebepten bana kılıçla saldırmıştı. Bu sebepten ben de Sebastian ile düşman olmuştum.
Sebastian'ın beni tehtid etmek için evime geldiği günü hatırladım. O zaman Apollon ile bütünleşmişti ve ben de aciz bir insandım.
Üstelik Prometheus ile bütünleşmemde de yardım etmişti. Ölüler dünyasına gidebilmemde bana yardımcı olmuştu. Hatta o işin zor kısmını o üstlenmişti. Varisi olduğum Prometheus'u dünyaya getirebilmek için cehenneme kadar gitmişti ve şimdi neden bana saldırıyordu. Neden önce beni kurtardı ve şimdi de öldürmeye çalışıyordu? Ne yapmaya çalıştığına bir türlü anlam veremiyordum.
Vera, sinirli bakışlarını bir an bile değiştirmemişti. Sonunda, " Galiba... Galiba benim gitmem gerekiyor. Kendine iyi bak, sevdiğim kadın." dedim.
Ardından şöyle dedi. " Sana da güle güle sevmediğim adam."
( Apollon'dan )
Hades dünya için büyük bir tehlike oluşturuyordu işta bu sebepten Prometheus'un gücünü kullanmak istemiştim. Prometheus ateşin tanrısıydı. Güçlüydü, yakıcıydı. Dünyayı, önemsediğim gezegeni korkumak için Prometheus'un dünyaya gelmesini istemiştim. Üstelik buna karar verdiğimde Pandora'nın da Vera olduğunu biliyordum. Kronos bizi sadece büyüyle zincirlememişti. Sadece boyunlarımızı zincirlememişti Kronos. Aynı zamanda kalplerimizi de büyülemişti. Aynı kadını sevmekle.
Bir gün kadim kitabı karıştırırken, daha önce karşıma çıkmayan gizli bir sayfayı keşfettim. Bu sayfadaki yazılar, diğer sayfalardakinden farklı olarak silinebiliyordu. Bu durum ilgimi çekmişti ve sayfadaki yazıları silmeye çalıştım. Ben yazıları sildikçe daha farklı yazılar ortaya çıktı.
Burada Kronos'un tanrıları yok etme planı yazıyordu. Biz, üç güçlü tanrıyı hedef almıştı Kronos çünkü biz yaşamı, ölümü ve ruhu temsil eden tanrılardık. Ben, Apollon, yaşam demektim. Hades, ölüm demekti. Prometheus, ruhu temsil ediyordu. Kronos ise bizi öldürmek istiyordu. Bizi öldürerek insanlara da son vermek istiyordu. Yaşam ve ölüm olmadığında, hatta ruhlar bile yok olduğunda insanlıktan geriye hiçbir şey kalmayacaktı.
Kitapta yazanlar tam olarak şöyleydi.
" Üç tanrı. Apollon, Hades ve Prometheus. Üçü de aynı ölümlüye aşık oldu. Aynı kadın aynı zamanda Daphne, Persephone ve Pandora'ydı. Bu iç içe geçme büyüsüne kadına yapan ise Kronos'du. Üçü de sevdiğine kavuşmak istiyordu ama bu bir süre onlardan gizli tutuldu. Bunu öğrendiklerinde ise Vera'yı paylaşmak gibi bir düşünce söz konusu değildi. Bu sebepten de birbirlerini yok etme savaşına tutuştular. Aralarında en güçlü olan Apollon'du. Bunun farkında olan Hades, Prometheus ile iş birliği yapıp Apollon'u öldürmeye çalıştı. Hades'in ise, hiçbir tanrının bilmediği çok güçlü bir yardımcısı vardı. Apollon'u öldürme teşebbüsü olumsuz sonuçlanınca, bu gizli yardımcısı sayesinde Hades, Prometheus'u Aspendos'da öldürdü. Geriye Apollon kalmıştı. Apollon ve Hades çok büyük bir kavgaya tutuştular. Biri yaşamın diriltici gücüyle savaşırken, diğeri ölümün acımasız gücüyle karşılık veriyordu. Aralarında çok büyük bir savaş geçti ve Hades, Apollon'u Hierapolis'de öldürdü. Apollon'a delicesine aşık olan kadının acı çığlıkları gökyüzüne karıştı. Hades, kadını alıp ölüler dünyasına gitti. O zamandan sonra, kadından bir daha haber alan olmadı. Yaşamın temsilcisi Apollon'un ölümüyle, dünyadaki canlılığın da sonu geldi. Derler ki, yer altındaki kadın Apollon'a olan özleminden bazen o kadar bağırır ki dünyada depremler meydana gelir, gökyüzü titrer."
Kadim kitabın gizli sayfasına göre ben ölecektim. Hem de Hades'in ellerinde. . Bundan daha da kötüsü, bana yardımcı olsun diye cehennemden kurtardığım Prometheus, Hades ile iş birliği yapıp beni öldürmeye çalışacaktı. En kötüsü ise, ölümüm dünyanın da sonunu getirecekti. O bana ihanet etmeden evvel Prometheus'u bulup öldürmeliydim. Onu dünyaya getirmek zaten başlı başına büyük bir hatadan ibaretti.
Vera'ya duyduğum sevgi, aşk, adı her neyse... Prometheus'u öldürme isteğimin bir sebebi bu olsa da gerçek neden bu değildi. Onu öldürmeliydim çünkü eğer onu öldüremezsem o beni öldürmeye çalışacaktı ve kim bilir belki de Hades'e yardım ederek ölmeme sebep olacaktı. Ben öldüğümde ise dünya son bulacaktı. Ben yaşamın tanrısıydım. Ben olmadığımda, canlılık da devam etmeyecekti. İşte bu yüzden onu öldürmem hayat memat meselesiydi. Eğer Prometheus'u öldürmezsem dünya sona erecekti. Hem sevdiğim kadını hem de dünyayı onların elinden kurtarmak zorundaydım.