"Afrodit "

1716 Words
" Ares'in Ölümü " ( Hades Anlatıyor ) Yeni insani varlığımla kötü işlerimi yürütmek için bazı kötü adamlarla beraber iş yapmam gerekiyordu. Benim ise dünyada bir geçmişim olmadığı için aklıma tek gelen, Aras Abalıoğlu kılığına girerek dünyada kendince tekdüze, insanlarca ise oldukça vurdulu kırdılı bir mafya hayatı yaşayan Ares geldi. Ares, Kronos'un beni yer altına bağladığı büyüyü kırabilmemde bana yardım eden kişiydi. Bana yardım edebileceğini düşünüyordum. Onunla konuşmam gerekiyordu. Onu bulabilmek için malikanesine gittim ve tahmin etmediğim bir manzarayla karşılaştım. Ares yıkılmış ve kederli bir şekilde bir köşede oturuyordu. " Sen iyi misin Ares? Ne oldu da bu kadar mutsuzsun?" dedim endişeyle. " Dünyada böyle işler peşinde koşturduğum için benimle dalga geçmiştin ve şimdi de sen aynı durum içerisindesin. Hem de bir kadın için." dedi Ares. " O, basit bir kadın değil. O, Persephone." dedim. " Koca Hades'in bir kadının karşısında bu kadar acizleşmesi... Gerçekten. Hayatta her şey mümkünmüş demek ki." dedi yine az öncekine benzer, umutsuz bir şekilde. Ares'de bir haller vardı ama ne olduğunu henüz çözememiştim. " Ares, sen iyi misin?" diyebildim kaygıyla. " İyi değilim. Hepsi senin yüzünden oldu. Senin yüzünden kılıcım çalındı. Senin yüzünden Lucifer ve onun şeytan ordusu dünyaya indi. Hepsi senin suçun Hades." dedi tükürürcesine. Ben ise onun ağzından dökülenlerden hiçbir şey anlamıyordum. " Sen ne saçmalıyorsun Ares?" dedim sinirle. O ise benden daha fazla öfkeliydi ama bunu gizlemeye çalışıyordu. " Bana o gün senden mektup getirmişlerdi ve yine aynı gün kılıcım ortadan kayboldu. Bunun olmasının hemen ardından Lucifer dünyaya indi. Onları bana sen yollamıştın? O zaman neden böyle bir şey oldu?" diye bağırdı. Ben ise hala söylemeye çalıştığı şeyleri anlamakta zorlanıyordum. " Sana yemin ederim Hades, kılcımın kaybolmasında bir payın varsa sana bu dünyayı ve bilinen tüm diğer dünyaları dar ederim. Umarım beni anlıyorsundur." dedi Ares. " Kılıcının çalındığından haberim yoktu. Bunu duyduğuma üzüldüm." dedim alttan almaya çalışır gibi görünürken. Daha sonra ani bir hareketle, Ares'i boğazından yakalayıp duvar kenarına sıkıştırdım ve, " Ares, ares, ares... Sen hiç bir zaman yerini bilemedin. Burada birine, herhangi birine dünyaları dar edebilecek birisi varsa o da benim. Bilmem anlatabiliyor muyum?" dedim sertçe. " Bu işin arkasında sen varsın değil mi Hades? Bunu tahmin etmeliydim." dedi ve gücünü kullanarak elimden kurtulmayı başarabildi. Bir anda benden metrelerce uzağa gitti ve oradan bağırarak konuşmaya başladı. " Baban seni bir köpek gibi zincirlere vurmuştu Hades. Seni çöplüğünden ben kurtardım. Peki teşekkürü nasıl alıyorum? Kılıcım çalınarak mı?! Sana yardım ettim ben. Sen ise bir iki düzenbaz insan ile karşıma çıkıp aklımı karıştırdın ve kılcımı çalmalarını sağladın." dedi dişlerinin arasından konuşarak. " Ne yapmışım?! Ben bunları yapmadım." dedim sinirle. " Sana haddini bildireceğim Hades. Sana ve senin o küçük insan kuklalarına. Hepinize. Hepinizi teker teker öldüreceğim." dedi Ares ve ellerinden çıkan ateşi Hades'e doğru yöneltti. Hades bu hamleyi çabuk bir şekilde savuşturdu ve bir anda Ares'in hemen yanı başında belirdi. " Madem bunu çok istiyorsun, seni ölüme kavuşturmak benim boynumun borcu zaten. Bana başka bir çare bırakmadım. Üzgünüm, Ares." dedi ve bir el hareketiyle Ares'in kafasının yana dönmesini sağladı. Kemik kırılmasına benzer bir ses yükseldi, Ares'in boynundan. Hareketsiz bir şekilde yere serildi. Ares ölmüştü. " Olimposta Poker " Olimposlu tanrılar, bazen canları sıkıldığında poker oynarlardı. İşte o gün de, poker oynadıkları sıradan bir gündü. Loki elindeki kartı masanın ortasına doğru fırlattı. Gözlerindeki o hilekar parıltıyla kaypakça gülümsedi ve " İşte bu kadar. Artık oyun bitti. Üzerine bahse girdiğimiz kurukafa anahtarı istiyorum. Kim anahtarı bana teslim edecek?" dedi merakla etrafına bakarken. Bahsettiği anahtar yer altının anahtarından başka bir şey değildi. Ölüler dünyasına gidebilmek o kadar da kolay değildi ve sadece birkaç yöntem ve araç vardı bu amaçla kullanılabilecek. " Hilekar tanrıyla neden kumar oynadınız ki? Ahmak tanrılar." diye sürdürdü Loki. Afrodit sesli bir şekilde bağırdı. " Zaten hep sen kazanıyorsun Loki. Seninle oyun oynamak büyük bir hata. Her neyse." dedi göz devirirken. Medusa, yılan gözleriyle Loki'ye dik dik baktı. " Keşke seni taşa çevirebilsem. Ahmakmış!" diye tısladı. Medusanın taşlaştırma büyüsü sadece insanlar üzerinde etkiliydi. Siyah uzun bir elbise giymişti, Kafasından aşağı saç gibi dökülen ve uzaktan afrika örgüsüne benzeyen şeyler küçük siyah yılanlardan başka bir şey değildi. Afrodit ise yine her zamanki gibi fazla dekolte giyinmişti. Kısa eteğinin açılmaması için özen gösterirken, ani bir hareketle ayağa kalktı. Eteğinin yırtmacı arasından sütun gibi uzun beyaz bacakları ortaya çıktı. Tüm erkek tanrılar ilgiyle onu izliyordu. Güzelliğiyle tanrılar diyarında büyük bir ilgi topluyordu. Kısa bir anlık da olsa tüm ilgi Afrodit' e kaysa da, gözler hemen Medusa'ya çevrildi. Medusa, dünyada işlerin ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını tanrılara anlatmak istiyordu çünkün here kadar kötü biri olsa da o da insan ırkındandı ve kendi ırkına yine de bağlılık duyuyordu. " Dünyada bir sürü olay oldu ve siz geçmiş kumar oynuyorsunuz. Ares öldürüldü ve Lucifer ve bir sürü şeytanı açılan cehennem kapısından dünyaya kaçtı. Artık dünya da cehennemi aratmıyor." dedi Medusa sinirle. Her kelimesinde başındaki yılanlar biraz daha güçlü bir şekilde tıslıyordu. Loki gülümseyerek vecap verdi buna. " Dünya zaten hep öyle. Cehennemden farksız. Bunu şimdi fark etmiş olman da şaşırtıcı gerçekten Medusa. Yıllardır dünyada yaşıyorsun ne de olsa." dedi Daha sonra Afrodit'e dönerek konuşmasına devam etti Loki. " Onun öldüğüne üzülmüş gibi yapmayacaksın gerçekten de? Değil mi?" dedi dik bakışlarıyla. " Sen kimden bahsediyorsun?" dedi Afrodit. " Tabi ki de Ares'den. Hades tarafından öldürüldüğünü duydum." dedi Loki her zamanki alaycı gülüşüyle. " Onun adını söylemen bile midemin bulanmasına yol açıyor. Hades ile iş yapmaması gerektiğini bilmeliydi o. Ben kocamı seviyordum ve evliydim ama bunlar Ares'i durdurmadı. Kocamı öldürdü, beni ise süründürdü Hades. Onun yüzünden tarifsiz acılar çektim." dedi ağlamaklı bir sesle. " Güzel bir kadınsın. Merak etme bunları da atlatacaksın." dedi Loki o kaypak gülümsemesiyle. Medusa'nın da bu konu hakkında söyleyecekleri vardı. " Onunla yaşarken nasıl badireler atlattık tahmin bile edemezsin. Beni kendine hizmetçi, Afrodit'i de sevgilisi yaptı. İkimize de çok kötü davrandı. Öldüğüne nasıl sevindiğimi bilemezsin." dedi. " Bu konuda bütün övgüler Hades'e ait. Ares ile bir anlaşması vardı. Ondan yardım istedi ama Ares onu tuzağa düşürmeye çalıştı. Hades bu tarz şeylere çok da müsamaha göstermez." dedi Loki. Normalde bu oyunlara Zeus pek katılmazdı ama bu gün bir istisna yapıp o da katılmıştı. Aniden masadan kalktı Zeus. " Dünyada bir sürü şeytan cirit atıyor ve sen kurukafa anahtarı mı istiyorsun Loki? Gerçekten mi? O anahtar nerede bilmiyorum ama bulursam sana vermeyeceğimden emin olabilirsin?" dedi sinirli bir şekilde. Athena gülümsedi ve, " Bu anahtarı bahis konusu yapan kimdi? Elimizde olmayan bir şeyi nasıl ortaya koyabiliyoruz?" dedi. Daha sonra bir başkası konuşmaya dahil oldu. " Bendim. Anahtar bende. İnsan varisim olan Ateş, anahtarı Hades'ten teslim almıştı." dedi boynunda asılı olan anahtarı işaret ederken Prometheus. " Güzel." dedi Loki iştahlı bir şekilde ağız şapırdadırken. " O zaman sözünde dur ve benim olanı bana ver." dedi. Bütün tanrılar ve tanrıçalar da bu oyuna bir şekilde dahil olmuşlardı ve aynı şekilde anahtarı Loki'nin kazanmış olması oldukça sinirlerini bozmuştu. Ne kadar itiraz etmek isteseler de edemiyorlardı bu duruma. " Kronos "  Loki bir el hareketiyle anahtarın kendine doğru havalanmasını sağladı. Bu esnada Poseidon, Demeter, Hera, Hades, Zeus, Medusa, Afrodit ve diğerleri bu manzarayı izliyorlardı. Daha sonra hiç beklenmedik bir şey oldu ve bir güç, bir anda zamanı durdurdu. Bütün tanrılar öylece, buz kesilmiş gibi hareketsiz bir halde kalakalmışlardı. Bu gelen davetsiz misafir, hiç şüphesiz zamanın ve mekanın efendisi Kronos'du. Kronos havada donup kalmış olan kolyeyi pençelerinin arasına aldı ve zamanı durduran orağını yere doğru sert bir şekilde vurdu. Zaman tekrar eski haline dönmüştü. Loki ve diğerleri bu manzara karşısında korkup geri çekildiler hemen. Masanın ortasında, heybetiyle ve korkunç yüzüyle Kronos duruyordu. Kronos, korkunç pençeleriyle kolyeyi tutunmuştu ve hiçbir tanrı ve tanrıça o kolyeyi onun elinden almaya cüret edemiyordu. Kronos korkunç sesiyle konuşmaya başladı. " Kıymetli çocuklarım Hestia, Demeter, Hera, Hades, Poseidon ve Zeus ve diğer önemsiz tanrı ve tanrıçalar. Sizin olimposu yönetmeniz gerekirken böyle saçma işlerle uğraşmanız beni hayal kırıklığına uğrattı. Ben size böyle mi öğrettim çocuklarım? Ben evrenden evrene geçip, korkunç canavarlarla boğuşurken siz demek insanlarla oyunlar oynama başladınız." dedi. Daha sonra hepsinin yüzüne dikkatle baktı. " Ama bekleyin. Aranızda Hades'i göremedim. O nerede?" diye sordu Kronos. Bu soruya Demeter cevap verdi. " Onun dünyaya indiğini duydum baba." dedi güzel tanrıça Demeter. Kronos'un bu durumdan haberi vardı ama şaşırmış numarası yaparak, oradaki tanrıları aldatmaya çalıştı. " Ne?!" diye kükredi. " Ben ona dünyayı yasaklıyorum... Ona dünyaya gitmeyi men ediyorum ve o bir yolunu bulup yine gidiyor öyle mi?" dedi sinirle. Bu doğruydu. Kronos, Apollon ve Prometheus'a yaptığı gibi Hades'i de lanetlemiş ve tasmalamıştı. Yine de Hades, Apollon ve Prometheus'dan ayrı bir yerdeydi. O, Kronos'un oğluydu. Kendi oğluna çok zalimce bir şey yapmıştı Kronos. Hades'e kelimenin tam anlamıyla bir köpek tasması vurmuştu ve bu tasma Hades'in dünyaya gitmesini engelliyordu. Kolyeyi alamayan Loki çok sinirlendi ve, " Sen evrene kendince kural ve düzen getirmeye çalışıyorsun Kronos ama buna muktedir değilsin. Her ne yapmaya çalışıyorsan başaramayacaksın üstelik." dedi. Bu sözleri duyan Kronos, korkunç başını Loki'den tarafa çevirdi. Loki, Kronos'un korkunç bakışlarından korksa da yine de konuşmaya devam etti. " Hades'in babasısın ama oğlunu bir hayvan, bir köpek gibi kuşun uçmadığı kervanın da geçmediği o kokuşmuş ölüler dünyasına tasmaladın. Senin yüzünden Hades yıllardır ne güneşin doğuşunu ne de bir kuşun ötüşünü duyabiliyor. Onun dünyasında her şey ölü. Sen ona en büyük cezayı verdin Kronos. Sen zalim bir babasın." dedi Loki acımasız bir şekilde. Kronos bu sözlerden dolayı çok sinirlenmişti. " Kes sesini düzenbaz yaratık. Sen bir Yunan tanrısı bile değilsin. Olimposta ne halt ettiğini, hatta buraya nasıl geldiğini bile kimse bilmiyor. Galiba üst seviyelerde seyreden düzenbazlığın bu konuda yardım etti sana. Sakın bana cevap verme, yoksa senin o pis dilini parçalar ve canavarlarıma yem ederim. Beni anladın mı seni düzenbaz?" dedi Kronos. Loki büyük bir korkuya kapılmıştı ve bu korkuyla birlikte Kronos'a hiçbir şey söyleyemedi. Kronos'un ise öfkesi henüz dinmemişti. " Yaptığınız her şeyden haberim var. Apollon'dan, Prometheus'dan ve Hades'den. Üçü de özgür kalmış. Onlara yaptığım büyüyü bozabilmişler. Ares'in öldüğünü de biliyorum. Hades'in onu öldürdüğünü. İşte bu sebepten tanrıların dünyaya gitmesini engellemeye çalıştım. Siz, size verilen gücü nasıl kullanmanız gerektiğini bilmiyorsunuz ve ölüme sebep oluyorsunuz. Eğer tanrılar birbirini öldürmeye devam ederse, olimposta taş üzerinde taş kalmayacaktır. Bunu size söylüyorum." dedi ve aniden ortadan kayboldu. Kronos hepsinin kalbine sonsuz bir korku salıyordu. Korkudan ne konuşabiliyorlar ne de hareket edebiliyorlardı. Sessizliği bozan da, Loki oldu. " Kolye de gittiğine göre üzerinde tartışacağımız bir şey kalmadı. O zaman ben gidiyorum." dedi ve elini havada şıklatmasıyla kaybolması bir oldu. Daha sonra hepsi birer birer ortadan kayboldular.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD