Pandora

797 Words
Prometheus Pandoraya daha da yaklaştı. " Senin Pandora olduğuna inanamıyorum, Vera" dedi hayretle. " Nasıl da bunu fark edemedim. Oysa hep gözümün önündeydin." dedi Prometheus. " Kendini suçlama. İkimiz de bazı hatalar yaptık Ateş ama artık bunlar önemli değil. Senin yaptıklarını sindirmem zaman aldı doğrusu. Kötü adam olman, Hades'e yardım etmen falan. Bunları bilerek yanında durmam zordu" dedi " Sana kötülük yapmak istemedim. Seni seviyordum ama sevgime karşılık göremeyeceğimden korktum." dedi. Bariz bir şekilde yalan söylüyordu aslında. Aslında, bile isteye ondan vazgeçmişti Ateş. Hades, Ateş'in aklını çelmişti. Vaatlerle aklını bulandırmıştı o kadar. Vera bu ihtimalleri de düşünüyordu ama içinden bir ses ona Ateş'i affetmesi gerektiğini söylüyordu ve o da o sesi dinlemek istiyordu. Vera, " Sen benim çocukluk arkadaşımdın. Bana karşı böyle derin hisler besleyebileceğin aklımın ucundan bile geçmemişti benim. Bunu öğrenmem oldukça şaşkınlığa uğrattı beni. Sana ne diyeceğimi, nasıl bir cevap vereceğimi bilemiyorum." dedi biraz utanç biraz da şaşkınlıkla. Prometheus, Vera'nın bu tavrından oldukça memnundu. Vera ve onun hisleri ve düşünceleriyle hiç ilgilenmiyordu. Tek amacı Pandona'nın kutusuna ulaşmaktı. Pandora'nın da bu konuda bir bilgi sahibi olduğunu düşünüyordu. Ne var ki Vera'nın bu konuda hiç bir fikri yoktu. Ateş, Vera'ya doğru biraz daha sokuldu ve, " Seni hep sevdim. Tüm kalbimle." dedi tek nefeste. Elini kadının beline dolamaya çalıştı ama Vera, sert bir hareketle onu geri itti. " Yalan söylüyorsun Ateş. Prometheus senin bozuk karakterini düzeltmek yerine daha da bozmuş." dedi sinirle. " Ben... Ben... Senin neden bahsettiğini bilmiyorum. Neden böyle bir şey söyledin?" dedi Prometheus telaşla. " Hepsinden haberim var. Sen Hades'den hiç vazgeçmedin. Onun şu anda dünyada olduğunu, adını, ne işlerle meşgul olduğunu ve geriye kalan her şeyi. Hepsini. Biliyorum. Bana hiç bir şey anlatmana ve kendini savunmaya çalışmana gerek yok." dedi Vera sert bir şekilde. Prometheus duydukları karşısında ufak çaplı bir şaşkınlık geçirmişti. İlk şaşkınlığını attıktan sonra sordu, " Sen bunu nasıl ve nereden öğrendin?" " Eğer bir şeyi öğrenmek istersen, öğrenmenin çeşitli yolları vardır. Ama ben kime söylüyorum ki? Sen bunları benden daha iyi bilirsin değil mi Ateş?" dedi Vera alayla. Prometheus anlamıyor taklidi yapmakta kararlı gibiydi. " Sen neden bahsediyorsun Vera?" dedi sonunda. " Neden bahsettiğimi gayet iyi biliyorsun Ateş. Bana yanaşmanın tek sebebi, Pandora'nın kutusunu bulmak. Sana bu emri kim verdi ha? Patronun Hades mi? " dedi Vera. " Sen neler saçmalıyorsun? Senin neden bahsettiğini hiç bilmiyorum." dedi Prometheus. " Sen sadece Hades'in dalkavuğu olabilirsin Prometheus. Kendini ona fazla kaptırmamanı tavsiye ederim sana. Sonunda üzülen yine sen olursun." dedi Vera kuru bir sesle. " Sana kendimi nasıl inandırabilirim ama Hades ile aramda hiçbir işbirliği söz konusu değil." dedi şiddetle Prometheus. Vera acı bir şekilde gülümsedi ve, " Nasıl da gözümün içine baka baka yalan söylüyorsun. Bunları yaparken hiç utanmadın değil mi? Hiç kalbin acımadı? Arkamdan iyi dalga geçebildin mi bari?" dedi. Prometheus, Vera'nın yüzüne dokunabilmek için ona yakınlaşmaya çalıştı ama Vera yüzünü geri çekti ve, " Hades'in ölen köpeğinin yerine geçmişsin sen anlaşılan. Onun için basit bir köpekten başkası değilsin sen." dedi. Prometheus bu son söze çok sinirlenmişti ve Vera'nın saçlarını çekmeye başladı. " Bana köpek mi diyorsun şimdi de? Bana bak, bana o kutunun yerini söyleyeceksin. Anladın mı?" diye bağırdı. Vera, saçını onun ellerinden kurtarmaya çalışıyordu. " Sana hiç bir şeyi söylemeyeceğim. Tamam mı? Senin gibi yalancı ve iki yüzlü birine." dedi sinirle. Prometheus son bir umutla sordu, " Sana ne gibi bir yalan söyledim? Bana neden böyle davranıyorsun?" Vera'nın ise böyle numaralara inanacak hali yoktu. " Senin hayatın yalan Ateş. Kötü işlerle uğraşıyorsun, nerede tehlike ve karanlık işler var orada bitiyorsun. Çapkınlıkta sınır tanımıyorsun. Seninle alakalı doğru olan tek bir şey yok. Bir de utanmadan kendini mi savunuyorsun gerçekten?" dedi sinirle. Prometheus ise oynadığı yalan oyununu bozmamakta oldukça kararlıydı. Az önce kızın saçını çekerek ona işkence eden sanli kendisi değilmiş gibi davranıyordu. " Sana yalan söylemedim dedim. Neden bana inanmıyorsun? Hiçbir çapkınlık yapmadım üstelik. Beni neyle suçluyorsun?" dedi Prometheus. Bu soruya gülerek cevap verdi Vera. " Hades'in ölüler dünyasına giderken olanları hatırlıyor musun? Diana ve Athena senin yüzünden birbirine düşmüştü. Peki bununla bitti mi? Hayır tabiki de. Ares öldükten sonra boşta kalan güzel Afrodit'e de yavşadın sen. Peki onunla bitti mi? Tabiki de hayır. Benim henüz bilmediğim bir sürü kişiyle de gizli ilişkilerin oldu Prometheus." " Bu doğru değil." diye inledi Ateş ama bu inlemeleri boşunaydı. Ne yaparsa yapsın ona inanmayacaktı Vera. " Seni kendime inandırabilmemin bir yolu yok mu?" dedi çaresizce Ateş. " Üzgünüm Ateş. Maalesef yok. Zaten kılık değiştirip beni izlediğini, bunun üzerine yaptığım her hareketimi Hades'e yetiştirdiğini öğrendiğimde benim için bitmiştin ve şimdi görüyorum ki hala kendi zekasını kullanmaktan aiz olan, hala Hades'in yönlendirmeleriyle hareket eden birisin sen. Üzgünüm ama bizim bir geleceğimiz yok. Üstelik ben sana karşı hiçbir zaman arkadaşça sevgiden daha fazlasını hissetmedim." dedi Vera. Prometheus'un bakışlarını giderek dahada büyüyen bir hayal kırıklığı bulutu kaplamıştı. Hiçbir şey söylemedi daha fazla ve hemen oradan uzaklaştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD