"Maç mı var? Yine." Gözlerimi devirip kahve bardağını çöpe attım. "Beni niye çağırdılar peki?" Umay dudağını bükünce sahaya baktım yine. "Kumru içeri gel." "Hayırdır?" "Aksel kendini cezalandırıyor." Baha kolunu omzuma atıp yanımda dikilmeye başlarken yavaş yavaş içeri adım attık. "Ne için?" "Sen küsmüşün buna. Hak etti ama gerizekalı şimdi de onu şey ediyor işte önce ben cezamı keseyim sonra Kumru keser dedi." Gülümseyip şınav çeken Aksele döndüm. "Umut otur sırtına." Umut büyük bir keyifle Baha'nın dediğini onaylarken endişeyle karışık baktım Aksele. Ne gerek vardı böyle şeylere ya? "Kumru bence affetme kanka biz hep böyle kalabiliriz." "O ne demek?" Cırladım resmen. Bu ses benden çıkmış olamazdı. "Yani şu demek. Sen affedene kadar Aksel şınav çekecek." "Oğlum saçmalamayın.

