Sedyenin üzerinde yatan Cengiz, ameliyat için kendinden uzaklaştıkça Türker’in yaşadığı şok daha da büyüdü. İçine düştüğü, adı kötülük olan bataklıktan kurtulmak için çırpındıkça daha derine batıyor; bitmeyen hesaplaşmalarına her gün bir yenisi daha ekleniyordu. Bıkkınlıkla derin bir nefes alıp verdi. Elleriyle yüzünü kapattı. Yorulmuştu artık. Üzerinde dolanan kara bulutların getirdiklerinden, Başak’a kavuştuğu halde onunla birlikte hayal ettiği hayatı yaşayamamaktan bıkmıştı. Arka arkaya ortaya çıkan sırlar yüzünden yaşamak istediklerini sürekli ertelemek zorunda kalmaktan usanmıştı. İçinde karısı ve bebeğinin olduğu mutlu bir dünya kurmak istemesi, çok mu imkânsızdı. Dili isyan etmek istemese bile kalbi, neden Allah’ım diye haykırdı. Neden bu kâbus bir türlü bitmek bilmiyor. Yakınında

