Düldül

1483 Words
"Kızım sana kaç kere söylüyorum; uyumadan önce gündüz kuşaklarının tekrarını izleme diye. " " Demek ki söylemek yetmiyor, ağzıma ağzıma vurman lazım. " " Vallahi şaka bir tarafa hâlâ ikimizin de kadroyu aldığına inanamıyorum. " " Cicişler nasıl morardı gördün mü? İçimin yağları aktı gitti, rahat bi üç kilo verdim içeride. " " Ama Demir bey biz çok çalıştığğkk " " He he milletin kuyusunu kazmaya çalışmaktan gözleri başka şey görmedi. Ne anladım biliyor musun? Başarı asla tesadüf değil. Bu adamlar çalışacak köleyi gözünden tanıyorlar. " " Düştük mü biz de kurtlar sofrasına Azram? Ham yaparlar mı bizi " " Seni kıtlama şeker yaparlar, beni de salça. " " Yine iğrenç bir benzetme. Her neyse akşam ne yapıyorsun? Eğer işin yoksa bizim şirketin 40. Yıl yemeği var oraya gelsene. İlerideki iş ortaklarımızla tanışırız. " " Aman aman ben hiç almayayım şimdi kalkar birine ortağam falan derim, neme lazım. Bir günde bir sıçış hikayesi yeter bence. Bana kalırsa sen de gitme. Annem akşama kalbura bastı yapacak. Yanına da bir ayran çalkalayıveririz misss. " " İnan size gelmek daha cazip ama bu yemeğe gitmezsem babamla bozuşuruz. Her fırsatta benden geleceğin ceosu olarak bahsediyor. " " Geleceğin ceosu değil, ceoriyesi diye kaç defa dedim kızım sana? Özümüzü kaybetmeyeceğiz, sonuna kadar cinsiyetçi kalıpları savunacağız. " " Yarın ki sınıf buluşmasını da sizin obada yapalım istersen? Sen de azıcık değişen düzene ayak uydursan ne olur sanki? " " Olmaz! Bu alemde değişim bile değişir ama Azra Ardıç değişmez. " " Biz kaç saattir neden taksi bekliyoruz Azra? Senin araban otoparkta değil mi? " " Evet otoparkta ama okul buraya çok ters. Şimdi o trafiğe girmek istemiyorum. Akşam döner alırım tekrar. " " Alem kızsın yemin ediyorum. Hatta anlaşılması çok zor olan bir kolaycısın. " " Neyse beni boş ver de sen neden arabayla gelmedin? " " Sabah uyandığımda başım çok dönüyordu, cesaret edemedim. " " Elif artık bu kendini umursamazlığın canımı sıkmaya başladı. Ne zaman adam akıllı muayene olmayı düşünüyorsun? Baş dönmelerin son zamanda iyice sıklaştı farkında değil misin? " " Farkındayım ama sevmiyorum hastaneleri. Hem kansız olduğumu sen de biliyorsun. Yıllardır takviye alıyorum bunun için. Büyük ihtimalle o yüzden. Çok büyütmeye gerek yok yani. " " Bu durum benim hiç hoşuma gitmiyor haberin olsun. Annenlere de bir şey söylemiyorsun belli. Eğer Figen teyzenin haberi olsaydı şimdi Amerika'da olurdunuz. " " İşte bu yüzden onlara bir şey söylemiyorum. En ufak bir şeyi bile haddinden fazla abartabiliyorlar. Neyse senden kurtuluş olmadığını anladım. En kısa zamanda gideceğim doktora, söz veriyorum. " " Ben de seninle geleceğim. Kendi kulağımla iyi olduğunu duymak istiyorum. " Uygulamadan çağırdığımız taksi, öğlen trafiği sebebiyle epey geç gelmişti. Bu sayede de okuldaki yemek saatini kaçırmış ve karar analizi dersine aç açına girmiştik. Dersin hocası da uzattıkça uzattı ve sırtıma yapışan karnımla kendimi kafeteryaya zor attım. Elif çok fazla acıkan bir insan değildi. Onun tek zaafı çikolata ve şerbetli tatlılar olduğu için üç öğün tatlı yemeye razıydı. Ama ben daha kahvaltı sofrasından kalkarken, öğlen okulda yiyeceğim pideli köfteyi düşünüyordum. Allah'tan yediğimi inkar edecek kadar karaktersiz bir metabolizmam vardı da kolay kolay kilo alamıyordum. Kendime bir sandviç ve çay almak için sıraya girdiğimde, bir gurup ergenlik çağında sıkışıp kalmış insan yavrusunu bana bakıp gülerken gördüm. "Hayırdır birader" bakışı attıktan sonra biri, bir kaç adım yaklaşarak ; "hayırdır Azra, bugün makam aracınla gelmemişsin, seni taksiden inerken görmüşler. Nazarımız değer diye mi getirmedin yoksa? Demişti. Elif'in bilmediği sıkıntım buydu maalesef. Arabayı ilk aldığımız gün okula gelmek istemiştim ve otoparkta bu saçma insanların sözlü tacizine uğramıştım. Açık camdan içeri elindeki kahve boşunu atan mı dersiniz, ağzındaki sakızı direksiyona yapıştıran mı, arabamı resmen bir çöp kutusuna benzetmiş ve bu okula yakışmadığını söylemişlerdi. "Tıpkı senin gibi eğreti duruyor Azra " demişti içlerinden biri. Beni de bu okula tam dört yıldır yakıştıramıyorlardı. Onları duymamış gibi yapıp önümdeki üç kişinin sırasının geçmesini bekledim. Ama onların susmaya niyeti yoktu. Anlaşılan henüz Kurt holding de okul bitmeden iş bulduğumu duymamışlardı. Çünkü eğer duymuş olsalardı bu aymazlıklarının dozu birkaç mertebe daha artabilirdi. Ben cevap vermedikçe iyice dibime kadar sokulup rahatsız edici fiziksel temaslarda bulunmaya başladılar. Grubun kızları üzerimdeki kıyafetlerin kumaşını ellerken, densizin biri de ensemden etiketine bakmaya çalışıyordu. Elimi sertçe tezgaha vurup "yeter be! " diye sesimi yükselttim. Bir anlık afallamalarından faydalanıp, sesimin dozunu biraz daha arttırdım ve ağzıma gelen ne varsa saydım sövdüm. " Benden başka işiniz mi yok sizin? Bütün eğlenceniz ben miyim? Gidin ev partilerinde kafayı çekin, haplanın, birbirinizin sevgilisinin altlarından toplasınlar sizi. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi aynı masaya oturun. Bulaşmayın ulan bana. Bulaştırmayın pisliğinizi. Şurada birkaç ay sonra siktir olup gideceğim zengin kreşinizden. Bırakın benimle uğraşmayı da okul bitince ne bok yiyeceksiniz onu düşünün. Babalarınız sizi gelecekleri olarak görseydi on binlerce dolar maaşla dışarıdan yönetici getirmezdi zaten. Şimdi varın gidin işinize benim cinlerimi tepeme toplamayın. " Sözlerimde zerre abartma yoktu. Sözde ev partilerinde yaptıkları rezillikler dilden dile dolaşır ama birbirlerinin yüzüne çok rahat bakarlardı. Mevzu bulamadıkları zaman da ben ve benim gibilere sararlardı. Gerçekten şu dört yılı bana zehir etmişlerdi. Eğer Elif olmasaydı kaç kez okulu bırakmanın kıyısından dönmüştüm kim bilir. Bir gün çok zengin olduğumda benim çocuklarım bunlar gibi davranacak olsun, ibreti alem için canlı yayında yaş kızılcık sopasıyla döverdim. İnsan kıymetini bilmeyen, emeğinkini ne bilsin? Bunların hepsi ata mirası üzerine konan birer asalaktan başka bir şey değil. "Nihat abi alt tarafı bir çay, bir sandviç vereceksin. Daldın mahalle kavgası seyreden kız kuruları gibi. Hadi ver siparişlerimi de gidip zekamın zekatını vereyim. " Olayın şokunu atlatan birkaçından homurtular yükselmeye başlamıştı ki arkada tanıdık bir ses duyuldu. " Millet neler oluyor burada?" " Azra'nın yeni stilini puanlıyorduk hocam. Siz kaç veriyorsunuz? " " Burası moda okulu mu Ezgi? Sanırım dört yıllık bir sapma yaşanmış eğitim hayatında. Yazık oldu bak görüyor musun?" " Hocam istatistik de bir yere kadar. Arada insan değişiklik istiyor. " " Şansa bak ki; arkadaşının stilini puanlamak için yine istatistik bilimine ihtiyacın var. Hani şu ikinci sınıfın dersi olmasına rağmen hala alttan aldığın. " " Hocam ne güzel eğleniyorduk geldiniz darmaduman ettiniz ortalığı. Ders arasında bari insanı gömmeyin. " " Benim işim bu çocuklar. İşe yaramayan ne varsa her şeyi gömmek. Şimdi bırakın goy goyu da henüz diplomasını dahi almadan ülkenin akaryakıt devinde işini garantiye alan arkadaşınızı tebrik edin. " Aha sıçtık. Bunlar şimdi iyice diş bileyecekler bana. Korkut hocam yaptığınız iş mi allasen? " Nasıl yani? Kurt holdingde daimi pozisyona mı geçti? Karşılığında ne verdin Azra, bize de bir yol göstersene." Ezgi denilen kızın söyledikleri ile gözlerim yanmaya başlamıştı. Her an, bir öncekinden daha aşağılık yakıştırmalar yaparlardı ama bu seferki bardağı taşıran son damla olmuştu. Bu güne kadar sırf bursum yanmasın diye tuttuğum sinirimi salmanın vakti şimdi gelmişti. Nihat abinin az evvel elime tutuşturduğu sıcak çayı, kimin neresine gelir diye düşünmeden sertçe yere çaldım ve Ezgi'nin üzerine yürümeye başladım. Ama beni tutan birisi vardı, bir türlü savurduğum kollarım Ezgi'nin sıfatına çarpmıyordu. Korkut hoca kulağımın dibinde "sakin kalacağına söz verirsen seni yere bırakacağım" demeseydi ayaklarımın yerden kesildiğinin bile farkına varmayacaktım. " Hocam lütfen bırakın. Daha fazla dayanamayacağım bunların saçmalıklarına. " " Asıl şimdi sakin durmak zorundasın. Kazandığın şeylerin bir anlık sinirle elinden uçmasını istemeyiz değil mi? Şimdi seni bırakıyorum ve bunlar hiç yaşanmamış gibi arkamızı dönüp gidiyoruz. " Aldığım bıkkın nefesten onu onayladığımı anlamıştı. Bedenimi yavaşça yere bıraktıktan sonra gruba sert bir bakış atıp elini sırtıma koyarak beni çıkışa yönlendirdi. Onun bu teması açıkça beni rahatsız etmişti. Elif sürekli Korkut hocanın beni gözlemlediğini, bana bakarak düşüncelere daldığını falan söylerdi. Ama ben ne zaman bakışlarımı ona çevirsem; duvar gibi bir suretle karşılaşırdım. Hal böyle olunca da Elif'e abarttığını, yanlış anladığını söyleyerek, onu bu düşüncesinden vaz geçirmeye çalışırdım. Elif de haliyle onun çıkarımlarına önem vermediğimi düşünür ve bana trip atardı. Korkut hocanın elinin hala sırtımda olduğunu fark edince durup karşısına geçtim. Böylelikle aramızdaki temas kesilmişti. İşte o an oldukça kısa bir sürede onun gözlerinde hayal kırıklığına benzeyen bir ifade görmüştüm. Ensemdeki tüylerin dikildiğini hissettiğimde gözlerimi sıkıca yumup açtım. Bir an önce bu ortamdan tüymeliydim. " Hocam beni büyük bir yanlıştan döndürdünüz, teşekkür ederim. Ama eğer izin verirseniz çıkmam gerekiyor. Dersim başlamak üzere. Size iyi günler. " Belki kabalık etmiştim ama bir şey söylemesine fırsat vermeden tabanları yağlayıp amfilerin olduğu kata doğru depar attım. Çok büyük hayallerle bu okula gelmiş, büyük bir kısmını da başarmış biri olmama rağmen, bu okulda geçirdiğim zaman bana işkence gibi geliyordu. Ben artık hayatımın event toplantılarında konuşmacı olduğum zamanlarına geçmek istiyordum. Sabahın köründe evden çıkmış ama akşam üzeri saat 6 olmasına rağmen evin yoluna bile sapamamıştım. Elif'i okuldan şoförleri almaya gelince ve beni de Kurt holdingin otoparkına bırakmışlardı. Eğer düldülü koyduğum yeri hatırlayabilirsem anamın şefkatli kollarına kavuşabilecektim. Elimdeki araba kumandasının düğmesine art arda basarak bana bir işaret çakması için dua ediyordum. Ama duyduğum tok ayak sesleri ile olduğum yerde çakılıp kaldım. Sese doğru döndüğümde ise basık tavanlı loş koridorda, başı neredeyse tavana değecek kadar uzun boylu bir erkeğin siluetini gördüm. Yüzünü olduğum yerden seçemiyordum. Ama sanki sesi oldukça tanıdıktı. Şey demişti bana; " Bedenin sağ ama hafızan ölmüş. Sana bir şans vermekle hata mı ettim Azra Ardıç?"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD