Yürek

1405 Words
İğne olmaktan, ilaç içmekten, yani hasta olmaktan nefret ederdim. Bu sebeple hasta olmamak için elimden geleni yapardım. Yediğime, içtiğime, giydiğime her şeye dikkat ederdim. Sigara sürmemiştim ağzıma bu güne kadar, bira bile içmedim mesela. Elif benim kadar korkak değildi ama o da sağlığına önem gösterirdi. Tek kusuru ihmalkar oluşuydu. Yaklaşık iki aydır süren ve giderek sıklaşan baş dönmeleri için defalarca uyarmama rağmen, doktora gitmeyi ihmal etmiş ve bana bugün hayatımın korkusunu yaşatmıştı. Şimdi bizim alınmadığımız odada Elif'e ne olduğunu anlamaya çalışırlarken, ben de koridorda yere oturmuş kapının açılmasını bekliyordum. Kapı açılsın ve beyaz önlüklü cellatlar çıkıp hastanın hiç suçu yokmuş desin. Dakikalardır gözümü diktiğim kapıda bir hareketlilik yoktu ama koridorun başında Elif'in adını haykırarak bizim olduğumuz tarafa doğru koşan Figen teyzenin sesi beni kendime getirmişti. yavaşça çöktüğüm yerden kalkıp Figen teyzeyi karşıladım. " Elif, Elif nerede Azra? Ne oldu kızıma? Neden kimse çıkıp bir şey söylemiyor? Ah annecim, sabah evden çıkarken rengi çok solgundu, gitme dedim. İyim dedi ikna etti beni. Ama iyi değilmiş çocuğum benim. Ah Azra çok korkuyorum. " " Elif iyi olacak Figen teyze. Ben biliyorum yorgunluktan bayıldı o. Hem staj, hem okul çok yoruldu. Kilo almamak için doğru düzgün de yemiyor biliyorsun. Tansiyonu düşmüştür kesin. Şimdi çıkıp bize ' her şey yolunda ' diyecekler. " Demediler. Yaklaşık 20 dakika kadar sonra odadan çıkan doktor yanımıza geldiğinde yüzü hiç de iyi şeyler söylemiyordu. " Elif hanım buraya getirildiğinde bilinci kapalıydı. Ne yazık ki henüz kendine gelmiş değil. Biz de bu sırada elimizi olabildiğince hızlı tutarak bize hastanın durumu hakkında net fikirler verecek tetkikleri yaptık. Ne yazık ki; Elif hanımın sağ parietal bölge olarak değerlendirdiğimiz yerde bir kitle mevcut. Kitle, henüz görme ve renkleri algılama gibi yeteneklerine engel olacak boyutta değil ama eğer müdahale edilmezse geri dönülmez hasarlara yol açabilecek bir yapıda. Birkaç test daha yapacağız ancak benim tavsiyem bir an önce ameliyat olması yönünde. Hasta kendine geldiğinde onu görebilirsiniz. Sizden ricam, durumu hakkında bizim bilgimiz olmadan bir paylaşımda bulunmamanız. " Figen teyze ondan hemen sonra gelen Ali amcanın omzunda ağlarken ben de tekrar duvardan deste alarak durumu idrak etmeye çalışmıştım. Elif çok hastaydı. Ölümcül derecede hem de. O neşeli, alçak gönüllü, dünya güzeli kız, ölüme hepimizden daha yakındı. Ailesinin biriciği ve geleceği, benim ise canımın içiydi. Kendime çok kızıyordum. İlk sendelediğinde yanında ben vardım. Keşke biraz daha ısrar etseydim, ya da tutup kolundan zorla bir hastaneye götürseydim; daha erken fark edilseydi... Bunun gibi bir çok sebep bulmuştum kendimi suçlamak için. Şoku atlatamasa da evlatlarını kurtarmak için dirayetli durmaya çalışan çift, yoğun bir telefon trafiğine başlamıştı. Annemlere telefonla haber verdiğimde hastaneye geleceklerini söylemişlerdi. Birazdan burada olurlar diye aklımdan geçirirken omzuma değen bedenle kasılıp kaldım. Benim gibi sırtını duvara yaslayan ve bana oldukça yakın mesafede duran Metehan beyin varlığı beni kendime getirmişti. Adamlar saatlerdir bizimle birlikte gelecek haberleri bekliyor ve konforumuz için ellerinden geleni yapıyordu. Bense kendi alemime dalıp onların varlığını unutmuştum. Kendimi toparlamaya çalıştığımda eğilip yüzüme bakmış ve bana oldukça yakınken yüzünde üzgün bir ifade görmüştüm. Benim halime mi üzülmüştü? " Kendini şimdiden bu kadar yıpratma. Zorlu bir süreç var önlerinde. Elif'in sana, ailesinin de Elif'in iyi hissetmesine ihtiyacı var. Eminim onu iyileştirmenin bir yolu mutlaka vardır. Ailesi ne gerekiyorsa yapacak güçte ve kudrette. Sen sadece arkadaşının yanında ol. Şimdi bırak sümüklerini akıtmayı ve git elini yüzünü yıka. Arkadaşın uyandığında senin bu halini görürse bu kez korkudan bayılabilir. " " O benim her halimi bilen tek kişi. Benden korkmaz, benden tiksinmez, beni küçümsemez, beni anlar. Eğer ona bir şey olursa ben kaybolurum. Daha önce hiç böyle hissettiniz mi?" " Kim bilir belki hissetmişimdir. Ama bunu seninle paylaşacak değilim. Hadi kendine çekidüzen ver. Onun iyiliği için, her şeyi bilmene rağmen gülümsemek zorundasın. " " Zorunluluklardan nefret ediyorum." " Nefret etmen bir şeyi değiştirmeyecek. Onlar senin hayatında var olmaya devam edecek. " Dayandığım yerden bedenimi güçlükle ayırdığımda bana doğru koşarak gelen annemle babamı görmüştüm. İşte gardım o zaman tümüyle yerle bir olmuştu. İkisi de bana sıkıca sarılınca sarsılarak ağlamaya başlamıştım. Dağılmak için bile onların beni sarmasına ihtiyacım vardı. Hastanede geçen tam 36 saatin ardından Elif için bütün tedavi planlanmış ve onun durumuna benzer vakalardaki başarı oranları en yüksek olan tıp merkezlerinin bir listesi çıkarılmıştı. Elif'in amcası ünlü bir kalp cerrahıydı ve bu vesileyle dünyanın her yerine tetkik sonuçları gönderilmiş, karşılığında ise oldukça sevindirici geri dönüşler alınmıştı. Önümüzde zorlu bir üç ay vardı. Önce ameliyatla kitlenin mümkün olduğunca temizlenmesi, ardından da radyoterapi ve ilaç tedavisi ile tamamen sağlığına kavuşması hedefleniyordu. Bu arada Metehan ve Demir bey sık sık hastaneyi aramış ve gelişmelerden haberdar olmuşlardı. Onların bu ilgisiyle aslında ne kadar da şanslı olduğumun farkına varmıştım. Karşılaştığım zorbalığın, çektiğim uykusuzluğun, yaşadığım kırgınlıkların, hepsinin ödülü gibiydi bu fırsat. Elif'in hak kazandığı pozisyon hakkını saklı tutacaklarını, onun sağlığına kavuşmasının daha önemli olduğunu ve gelişmelerin yakından takipçisi olacaklarını söyleyip Ali amca ve Figen teyzeye desteklerini ilettikten sonra yanımızdan ayrıldıklarında arkalarından minnetle bakmıştım. En çok da Metehan beyin arkasından tabii. Onun arkası bana göre daha güzeldi. Tövbe estağfurullah deyip düşüncelerimden uzaklaşmaya çalışıyordum ama Metehan beyin dayandığı sol omuzumdaki melek aklımı çeliyordu. "Kızım bu sana evrenin bir mesajı. Almıyor mu o kalın kafan? "diyordu sürekli. Ben evrene sadece gaz salardım. Evren bana neden güzel dileklerini iletsin ama değil mi? Nihayet hafta sonu geçip, pazartesi gelip çattığında ise öğleden önce şirkette beni bekleyen Metehan beyin yanına doğru gidiyordum. Elif ile konuşmamız gayet iyi geçmişti. İlk büyük atağını atlattığı için sadece biraz yorgun hissediyor ve ailesinin ısrarları sebebiyle evde dinleniyordu. Bu Elif'in bildiği kadarıydı. Arka planda ise ailesi, Amerika'daki bir merkezle tedavi aşamaları konusunda görüşüyordu. Eğer ayarlamalar bu hafta tamamlanırsa, Elif ve ailesi Cumartesi günü Amerika yolcusu olacaktı. Ve ben, kurtlar sofrasında yalnız kalacaktım. Aklım ve kalbim Elif ile doluyken önüme nasıl bakacağımı henüz bilmiyordum. Saçma bir şekilde onu geride bıraktığımı düşünüyor ve o sapa sağlam geri dönene kadar hayatımdaki her şeyi ciddi ciddi durdurmayı düşünüyordum. Okul, iş, eğlence, belki de hayat. Ailemin de beni sürekli dikkatle gözlemlediğinin farkındaydım. Her an dağılacakmış gibi eğreti durduğum hayat, onların gözünü korkutuyordu. Elif'i en az benim kadar sevdiklerini, ailesinin yerine kendilerini koyduklarını, benim için endişelendiklerini biliyordum ama kendimi suçlu hissetmekten asla geri duramıyordum. Arabamı otoparkta bırakıp, bıraktığım yeri aklıma iyice kazıdıktan sonra asansörlere doğru yürüdüm. Yönetim katına çıkıp staj dosyamı imzalattıracak ve daimi pozisyonum için tamamlamam gereken sigorta belgelerini öğrenecektim. Metehan bey, karar vermemi bekliyordu. Tamam mı yoksa devam mı diyeceğim konusu, son yaşadıklarımdan sonra belirsizliğini korurken, ben onun gözünde kendi hayatını yönetmekten aciz biri gözükmek istemiyordum. Metehan beyi sürekli şirkette görmek mümkün değildi. Holding bünyesindeki diğer şirketlerin denetimi ondan sorulduğu için ayın belli günlerini ancak bizim şirkette geçirebiliyordu. Bir yıldır staj gördüğüm bu binada onu, işe alındığımı öğrendiğim toplantıya kadar bir kez bile yakından görmemiştim. Adı şirkette " gölge" olarak geçiyordu ve Demir bey hariç, tepeden tırnağa şirketteki herkesin çekindiği tek kişiydi. Ben korkunun ecele faydası olmadığının bilinciyle ve zamanında anamın yedirdiği yüreklerle o kişilerden olmamıştım hiçbir zaman. Şimdi de onunla görüşmemin önündeki bütün engelleri aşmış bir vaziyette, kapısının önünde durmuş, kapının hangi ağaçtan yontulduğunu anlamaya çalışıyordum. Yediğim yüreklerin tesiri de bir yere kadardı demek. Yırtık dondan çıkar gibi her yerden çıkan Jale gelip benden önce kapıyı çalmasaydı, açılan kapıdan endamım görülmeyecekti haliyle. Beni görünce Azra, gelip içeride bekleyebilirsin " demiş ve Jale'nin getirdiği dosyaya ciddiyetle göz atmaya başlamıştı. Birazdan kurbanını boğazlayacak dayılar gibi ciddi olmasaydı keşke. O satırları okurken dudaklarını oynatıyor, benim kulaklarıma ise fonda tekbir sesleri geliyordu. Nihayet Jale bütün nursuzluğunu da alıp gittiğinde baş başa kalmıştık. Başını ilgilendiği işten kaldırmadan konuştu. " Kararını verebildin mi?" " Biliyorsunuz hafta sonu yaşadıklarım beni biraz yordu. Aklım sürekli Elif'te olacağı için kendimi işime ne kadar verebileceğimi bilmiyorum. Belki de sizin benden beklediğiniz verimi karşılayamayacağım. " " Peki arkadaşın, senin bu şansı bu kadar basit bir nedenden teptiğini öğrenirse ne hisseder?" " Nedenim basit değil ki. Biz bu hayali birlikte kurduk ve birlikte başardık. Şimdi o ara vermek zorundayken, benim arkama bakmadan ilerlememi bekleyemezsiniz. " " Hayati kararlar alırken böyle hep tökezleyecek misin Azra? Kafanda kurduğun sahneler sadece birer hayal ürünü. Arkadaşın senin onu yarı yolda bıraktığını düşünmeyecek. Çünkü zamanla hastalığın onda bıraktığı etkileri fark edecek. Burada onun ayağına takılan hastalık küçük hanım. Siz depara kalkıp arkadaşınızı geride bırakmış değilsiniz. Şimdi bana bu şirkette beş yıl sonra kendini nerede gördüğünden bahsedin lütfen. " Her ne kadar şirkette yerim belli olsa da gönlündeki yerim baki kalsın diyemedim haliyle. Az buçuk okumuş kadın olduğumdan "kapınızı tıklatmadan açan kişinin yerinde olacağım. " demiştim. Bu cevabı beklemediği açıktı. Artık beni hangi pozisyonda hayal ettiği tamamen kendine kalmıştı. Elimde olmadan elin adamını abuk sabuk düşüncelere sevk etmiş olmam da biraz şovdu bence...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD