Awesta’nın "Affetmeyeceğim" cümlesi, odanın içinde asılı kalmış bir infaz hükmü gibiydi. Aram, hayatında hiç bu kadar silahsız, hiç bu kadar çıplak kalmamıştı. Karşısında yatan kadın; bedeni morluklar ve yanıklar içinde olsa da, ruhuyla ondan çok daha dik duruyordu. Aram, diz çöktüğü yerden yavaşça doğruldu. Kemikleri birbirine sürtünüyordu sanki. Gözlerindeki o katı, sarsılmaz parıltı sönmüş; yerini pişmanlığın kül rengi gölgesi almıştı. Awesta’nın yüzüne bakmaya çalıştı ama bakışları, kadının yastığa dağılmış solgun saçlarına takılıp kaldı. “Affetme,” dedi Aram, sesi bir mezar sessizliğinde yankılandı. “Ben bile kendimi affedemezken, senden af dilemek en büyük arsızlığım olur. Ama şunu bil Awesta... Bu odanın kapısından çıktığım an, senin canını yakan her bir nefes benim düşmanımdır. A

