Kapıyı açtığında, gördüğü manzara beynine bir darbe gibi indi. Duşun altında, suyun altında yere çökmüş bir beden vardı. Awesta… Zangır zangır titriyordu. Saçları yüzüne yapışmış, omuzları düşmüştü. Bilinci yerinde değildi. Sadece titreyen bir beden. Aram bir an çıplak bedenine bakmamak için direndi. Gözlerini kaçırdı. Ama sonra… sonra o bedenin daha fazla orada kalamayacağını anladı. Duşu kapattı. Hızla bir havlu aldı. Titreyen bedeni dikkatle kavrayıp kucağına aldı. Hafifti. Olması gerekenden çok daha hafifti. Havluyu sardığında, karnındaki yanığı gördü. O an Aram’ın içinden bir şey koptu. Derin, yakıcı, affetmeyen bir utanç. Awesta’yı yatağa yatırdı. Elleri titriyordu bu sefer. Telefonunu çıkardı, doktora ulaştı. Kısa ve net konuştu. Sonra kapıyı açıp seslendi: — Sultan Abla !

