Miran Avluya adım attığımız anda Hazal’la birbirimize baktık. Avlunun ortasında bir ateş yanıyordu. Annem ise uzun bir değnekle ateşi harlıyordu. “Ne oluyor anne? Bu ateşte neyin nesi?” dedim ateşe doğru yürürken. O esnada Hazal ateşe doğru ANNE diyerek koştu. Onu son anda belinden tutup “Dur, ne yapıyorsun!” diye bağırdım. “Annemin fotoğrafı içinde! Bırak! Bırak beni Miran!” “Dur böyle!” Avludaki bahçe hortumuna doğru adımlar atıp hızla suyu açtım. Hortumla ateşi söndürürken Hazal dumanlara aldırış etmeden fotoğraftan geriye kalan parçayı küllerin içinden çıkarıp aldı. Fotoğrafı bağrına basıp ağlarken yere diz çökmüştü. Onun bu hali içimi yakmıştı. Daha bugün mezarında bana anlattıklarından sonra onun bu halini çok iyi anlıyordum. “Anne! Sen ne yapıyorsun ya!” “O şerefsiz F

