Leyla, kapının eşiğinde duran Emre’ye ve elindeki bembeyaz papatyalara baktı. Kalbinde bir yerler hala sızlıyordu ama artık o eski, çaresiz Leyla değildi. Emre’nin gözlerindeki o hüzünlü bakışa karşılık, yüzüne ince ama mesafeli bir nezaket yerleştirdi. Emre tam konuşmaya yeltenecekken, Leyla elini hafifçe kaldırıp onu durdurdu. "Şimdi değil Emre," dedi yumuşak ama geri adım atmayacağını belli eden bir tonla. "Şu an konuşacak mecalim yok ve Merve'yi de bu duruma daha fazla ortak etmek istemiyorum.""Ama Leyla, ben sadece..." "Yarın," diye kesti sözünü Leyla. "Zaten hafta sonu. Yarın atölyeye gideceğim, biliyorsun. Atölye çıkışında gel, orada buluşalım. Sakin kafayla, her şeyi olduğu gibi konuşuruz." Emre, elindeki çiçekleri Leyla’ya doğru uzattı. Leyla çiçekleri nezaketle aldı ama onları

