Leyla, atölyenin kapısına vardığında sanki zaman durmuştu. Tam karşısında, bir set gibi dikiliyordu Emre. Leyla’nın kaçış yollarını kapatmış, yalvaran bakışlarla tam önünde durmuştu. "Dur," dedi Emre, sesi titriyordu. "Yalvarırım sana, beni bir dinle...". Leyla, olduğu yerde buz kesmişti. Tepkisizdi ama içindeki fırtına gözlerine vurmuştu. Emre’ye, bir zamanlar aşkla baktığı o adama, şimdi sadece katıksız bir nefret ve hayal kırıklığıyla bakıyordu. "Çekil önümden!" dedi Leyla, sesi bir bıçak gibi keskindi. "Sakın Emre, sakın bir daha karşıma çıkma, sakın hayatıma girme!". Emre, sanki fiziksel bir darbe almış gibi sarsıldı ama geri adım atmadı. "Leyla, yalvarırım sana... Sadece beş dakika dinle beni, ne olursun...". Ancak Leyla’nın kalbi mühürlenmişti. Onu dinlemeye ne gücü ne de niyet

