Sabahın ilk ışıkları Leyla’nın odasına sızdığında, evde alışılmadık, ağır bir sessizlik hakimdi. Leyla, gözlerini açar açmaz elini yastığının altındaki telefona attı. Kalbi, gece boyu beklediği o haberin umuduyla düzensizce çarpıyordu. Ekranda Emre’den gelen tek bir bildirim vardı. Titreyen parmaklarıyla mesajı açtı: "Leyla, İstanbul’a gittim. Annem hasta."Hepsi buydu. Ne bir özür, ne bir açıklama, ne de gece boyu süren o korkunç sessizliğin bir telafisi... Leyla, telefonun ekranına boş gözlerle bakarken ruhunun bir parçasının daha koptuğunu hissetti. Tek bir harf bile yazmadı. Cevap vermedi, sitem etmedi. Artık kelimelerin bir anlamı kalmamıştı. Psikolojisi o kadar darmadağındı ki, evde kimseye görünmeden, parmak uçlarında yürüyerek kendini dışarı attı.Kendini sahilin en ücra, en kimsesi

