Kendime çeki düzen verip, yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirdikten sonra bahçedeki basamakları tırmandım. O sırada Güliz abla getirdiği kahveleri ortadaki sehpanın üzerine bırakıyordu. Renat hiçbir şey olmamış gibi deminki yerine oturmuş, buz gibi tavırlarla Selin ve Sedat'ın anlattıklarını dinliyordu. Ensemi okşayarak yaklaşıp yanına oturduğumda, Sedat ve Selin'in bakışları beni bulurken, Renat hiç oralı olmadı. "Eee düğün ne zaman?" Diye sordu Selin. "Daha dur! Kız isteme, söz, nişan ve sonra Saru beye yakışacak bir düğün!" Dedi Sedat, heyecanla. Bakışlarmı Renat'a çevirdiğimde, yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı. "Neden Renat'a Saru bey diyorlar?" Diyerek bakışlarımı Sedat'a çevirdim. Ben sadece Güliz abla öyle sesleniyor sanıyordum oysa. Sedat alt dudağını ısırarak bir

