15 Aralık Kar yağışı şiddetini arttırırken, uyuşan vücudumdaki son güç kalıntıları bedenimi ağır ağır terk etmeye koyulmuştu, fakat sürekli olarak kendime artık tek canlı olmadığımı, bencil olmamam gerektiğini hatırlatıyor, düştüğüm yerden daha sağlam biçimde ayaklanıyordum. Sen ne duydun, ne gördün ama ben seni kendi içimde çok affettim. Rüzgâr bir kılıç misali kesiyordu tenimi usulca, önce küçük çizikler, daha sonra büyük yarıklar. Ayaklarım artık bedenimden ayrıydı sanki, hissedemiyordum. Bir insan can havliyle kaç kilometre koşabilirdi? Üstelik buna iki canlı olması, yalın olması ve soğuktan donmak, açlıktan ölmek üzere olduğunu da ekleyelim. İşte ben bu sorunun cevabını bulmakta ısrarcıydım. Küçük aralıklarla kaç kilometre koştuğumu bilmiyordum ancak nihayet gözüme ormanın içinde

