27 Ekim, Perşembe. Kapı zilini isteksizce çaldıktan sonra, içeride göreceğim kişiler için Renat'a verdiğim söz sebebiyle yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirdim. Birkaç saniye sonra Pelin kapıyı açtı ve beni içeriye buyur etti. Elimdeki bilgisayar çantamı verdikten sonra, montumu çıkararak salona baktım. Salon bayram yeri gibi görünüyordu. Pelin montumu ve bilgisayar çantamı yukarıya çıkarırken, yavaşça salona doğru adımladım. Ortalıkta koşuşturan bir kız, bir erkek çocuğu beni gördükleri anda koşarak yanıma geldiler. "Gelin geldi! Gelin geldi!" Diyerek bacaklarıma sarıldıklarında, hafif sarsılsam da dengemi koruyarak gülümsedim ve ikisinin de saçlarını okşadım. Belki de akrabanın olması o kadar da kötü bir şey değildir. Aşağıya eğilip ikisine de sarılarak yanaklarına öpücük kondurdu

