Geceyi yaranlar

611 Words
Koşmaya başladığımız an, dünya arkamızda parçalandı. Toprak sertti, taşlar ayaklarımızın altında kayıyordu. Nefesim boğazımda düğümlenmişti ama duramazdım. Arman önümdeydi. Adımları hızlı, kararlıydı. Sanki yolu ezbere biliyordu. Arkamızdan gelen ilk bağırış, gecenin sessizliğini yırttı. “Dur!” Ardından bir ışık patladı. Projektör. Refleksle yere eğildim. Kalbim göğsümü parçalayacak gibiydi. Arman kolumdan çekti. “Durma!” Ayağa kalktım. Koşmaya devam ettik. O an anladım—bu kaçış bir yolculuk değildi. Bu bir hayatta kalma savaşıydı. _____ Arman’ın zihni o anda geçmişe dönmüştü. Daha önce defalarca geçtiği yollar… gizli patikalar… saklanma noktaları… Ama bu sefer farklıydı. Bu sefer yalnız değildi. Her adımında Laleh’in nefesini duyuyordu arkasında. Onu korumak zorundaydı. Bu düşünce, korkudan daha ağırdı. Sağa döndü. Dar bir patikaya girdiler. Çalılar yüzlerini çizdi. “Başını eğ!” diye fısıldadı. Laleh eğildi. Arman durmadı. Çünkü durmak demek yakalanmak demekti. _____ Koşuyordum ama ciğerlerim yanıyordu. Her nefeste sanki içime cam kırıkları doluyordu. Ama duramazdım. Çünkü durursam… yakalanırdım. Ve bu sefer kimse beni kurtaramazdı. Arkamdan gelen ayak sesleri yaklaşıyordu. Bir silah sesi daha. İçgüdüsel olarak yere kapandım. Toprak yüzüme çarptı. Arman tekrar kolumdan tuttu. “Bana bak!” dedi sertçe. Gözlerine baktım. “Korkma. Ben buradayım.” Yalan söylediğini biliyordum. Korkmamam mümkün değildi. Ama o an, o gözlere tutunmaktan başka seçeneğim yoktu. ______ Bir kayanın arkasına sığındık. Nefeslerimiz düzensizdi. İkimiz de konuşmuyorduk. Işık üzerimizden geçti. Projektör, birkaç metre ötemizi taradı. Bir asker sesi duyuldu: “Buraya geldiler!” Kalbim duracak sandım. Arman elini ağzıma kapattı. Nefesimi tuttum. Adımlar yaklaştı. Bir saniye… iki saniye… Sonra uzaklaştılar. Arman yavaşça elini çekti. “Devam etmeliyiz.” _____ Arman biliyordu: plan bozulmuştu. Bu artık kontrollü bir geçiş değildi. Bu, doğrudan bir kovalamacaydı. Ve en tehlikeli olanı buydu. Yeni bir rota çizdi zihninde. Daha uzun. Daha zor. Ama tek şansları buydu. “Yukarı çıkacağız.” dedi. Laleh başını kaldırdı. Dağ. Karanlıkta bile dikliği hissediliyordu. ______ Toprak kayıyordu. Ellerimle tutunarak ilerliyordum. Her adımda geriye düşüyordum. Arman yukarıdan elini uzattı. “Tut.” Elini tuttum. Sıcaklığı… gerçekti. Beni yukarı çekti. Bir an dengemi kaybettim. Dizlerim yere çarptı. Ama bırakmadım. Çünkü aşağı düşmek demek… bitmek demekti. _____ Arman yukarı çıktığında ilk yaptığı şey arkaya bakmak oldu. Işıklar yükseliyordu. Onları takip ediyorlardı. “Çok yaklaştılar…” diye mırıldandı. Zamanları yoktu. Laleh’i kaldırdı. “Koşmaya devam.” _____ Tırmanışın sonunda bir düzlük vardı. Ve o düzlük… Sınırın ötesiydi. Ama hâlâ bitmemişti. Çünkü sınır çizgisi sadece bir başlangıçtı. Gerçek tehlike hâlâ arkadaydı. “Geçtik mi?” diye sordum nefes nefese. Arman başını salladı. “Henüz değil.” _______ Arkamızdan gelen sesler yeniden yükseldi. Bu sefer daha yakındı. Koşmaya başladık. Ayaklarım artık bana ait değildi. Sadece hareket ediyordum. Bir taşa takıldım. Düştüm. “Laleh!” Arman geri döndü. “Bırak!” dedim. “Sus.” dedi sertçe. Beni kaldırdı. Birlikte koştuk. ______ Bir anda her şey sustu. Ne bağırış… Ne ayak sesi… Sadece rüzgar. Arman durdu. Ben de durdum. Geriye baktık. Kimse yoktu. Gerçek miydi bu? Yavaşça dizlerimin üzerine çöktüm. Nefes alamıyordum. Ama bu kez korkudan değil. Yaşıyordum. Gerçekten yaşıyordum. Arman da yere oturdu. İlk kez bana baktı… gerçekten baktı. Ne korku vardı o bakışta… ne sertlik. Sadece yorgunluk. Ve bir şey daha. Rahatlama. Sessizlikte birbirimize yaklaştık. Bu sefer durmadık. Sarılmadık bile önce. Sadece dokunduk. Parmaklarımız birbirine değdi. Gerçek miydi diye kontrol eder gibi. Sonra… Sarıldık. Sıkıca. Sanki bırakırsak her şey geri alınacakmış gibi. Başımı omzuna yasladım. İlk kez… Sessizlik korkutmuyordu. Çünkü yalnız değildim. Ama içimde bir şey hâlâ eksikti. Negin. Onu geri getiremeyecektim. Ama belki… Onun için yaşayabilirdim. _____ Arman gözlerini kapattı. Başarmışlardı. Ama bu son değildi. Sadece başlangıçtı. Çünkü özgürlük… Sadece kaçmak değildi. Yaşamak zorundaydılar. Güneş yavaşça doğmaya başladı. İlk ışık yüzümüze vurdu. Sınırın ötesinde… İlk sabah. Ve o an anladım: Biz sadece kaçmadık. Biz hayatta kaldık.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD