8.BÖLÜM

591 Words
8. BÖLÜM DİLA Küçük kızın parmak uçları, avcumun içindeyken titremeyi kesti. Gözlerindeki o vahşi, ürkmüş ifadenin yerini derin çocuksu bir meraka bıraktı. Bana "Anne" demişti... Bu kelime, Cerrah'ın buz gibi malikanesinde yankılanan duyduğum en sıcak ama en yakıcı şeydi. "Adın ne senin?" diye fısıldadım, sesimi olabildiğince şefkatli tutmaya çalışarak. "Bana adını söyler misin?" Kız dudaklarını araladı, bir şey söyleyecek gibi oldu ama bakışları aniden omzumun arkasına, kapı eşiğine kaydı. O an odadaki hava aniden ağırlaştı; ensenmdeki tüyler ürperdi. Arkamı dönmeme gerek yoktu, o tanıdık, ağır ve otoriter adamın ayak seslerini tanıyordum. Cerrah, kapı pervazına yaslanmış, kollarını göğsünde kavuşturmuş bizi izliyordu. Bakışları, kızın çözülmüş ellerine takıldığında çenesi sinirle ve öfkeyle kasıldı. "Sana," dedi sesi odada yankılanarak. "Onu çözmemeni söylemiştim." Yavaşça ayağa kalktım, kızı korumak ister gibi önüne geçtim. "Elleri yaralıydı. Kremi sürmek için çözmek zorundaydım. Bak, sakinleşti işte. O bir robot değil, o bir çocuk!" Cerrah içeri adımladı. Her adımı bir tehdit gibiydi. Yanımıza kadar gelip tepemizde dikildi. "O senin sandığın kadar masum bir çocuk değil Dila. Ve senin bu yersiz merhametin, buradaki herkesin sonu olabilir." "Neden bahsediyorsun sen? Bir çocuktan bahsediyoruz!" Cerrah cevap vermedi. Eğilip kızın elindeki kremi sertçe aldı ve komodinin üzerine bıraktı. "Hizmetliyle mutfağa in. Akşam yemeği için yardım et. Kızla ben ilgileneceğim." "Ama..." "İtiraz istemiyorum!" diye kükredi bir anda. Gözlerindeki o karanlık ateş, o balkondaki halini hatırlattı bana. Sessizce, başımı eğerek odadan çıktım. Ama kapıyı tam kapatmadım, aralıktan içeriye baktım. Cerrah, yatağın kenarına oturdu. O az önceki canavar gitmiş, yerine omuzları çökmüş, yorgun bir adam gelmişti sanki. Kızın elini tuttu, ama kız elini hızla geri çekti. Cerrah'ın yüzündeki o anlık acı, dışarıdaki hiçbir kurşun yarasının veremeyeceği kadar derindi. Beni fark etmesinden korkup bu kadar gözlem yeter diyerek odanın kapısının önünden ayrılarak merdivenlere yöneldim. Sakin adımlarla ve aklımdaki sorularla mutfağa yöneldim. Mutfağa indiğimde hizmetli abla tedirgin bir şekilde sebzeleri doğruyordu. Yanına gidip ufak bir gülümseme atıp sessizce yardım etmeye başladım ama merakıma her zaman ki gibi yenik düşüp; "Abla," dedim kısık sesle. "O küçük kız... Cerrah'ın neyi oluyor? Neden onu sürekli bağlıyorlar?" Hizmetli kadın elindeki bıçağı durdurdu, korku ve tedirginlik le etrafı kolaçan etti. "Sorma kızım, sorma. Beyefendi duyarsa ikimizi de tabuta diri diri koyar, hatta daha kötüsünü yapar. O çocuk... o çocuk beyefendinin hem en büyük sevgisi hem de en büyük cezası." "Annesi nerede?" Tam cevap vereceği sırada dışarıdan gelen bir fren sesi ve ardından gelen bağırışlar duyuldu. Bahçedeki köpekler delicesine havlamaya başlamıştı. Cerrah hışımla merdivenlerden aşağıya indi o esnada mutfağın kapısı hızla açıldı, korumalardan biri nefes nefese içeri girip; "Efendim! Mert’in adamları sınırı geçmiş. Çiftliğin arka girişine doğru geliyorlar. Diski istiyorlar!" Cerrahın gözleri bir hışımla beni buldu. "Yukarı çık! Küçük kızın odasına gir ve kapıyı arkadan kilitle. Ne olursa olsun, ben gelmeden açma!" "Neler oluyor? Mert mi geldi?" "Sana yukarı çık dedim!" Kolumdan tuttuğu gibi beni merdivenlere doğru savurdu. "Eğer o diskin yerini gerçekten hatırlıyorsan, şimdi dua etmeye başla Dila. Çünkü Mert içeri girerse, hiçbirimiz için panzehir olmayacak." Cerrah, kapıdan adeta uçarak çıktı. Elinde az önce mutfakta gördüğüm o kanlı bıçak yoktu, bu sefer belinde gümüş kabzalı bir silah parlıyordu. Hızla yukarı koştum, küçük kızın odasına daldım. Kız yatakta doğrulmuş, boş gözlerle duvara bakıyordu. Kapıyı kilitledim ve sırtımı kapıya yaslayıp yere çöktüm. Dışarıdan gelen silah sesleri ormanda yankılanmaya başladı. Tam o sırada, odanın içindeki o yumuşak zeminli duvarlardan birinden garip bir tıkırtı geldi. Küçük kız parmağıyla duvarın bir köşesini işaret etti. "Orada," dedi çocuksu, ince bir sesle. "Babamın sakladığı şey orada." Dizlerimin bağı çözüldü olduğum yerde kalakaldım. Mert’in aradığı, Cerrah’ın sakladığı o disk... Belki de tam şu an, yaslandığım duvarın içinde miydi. Ve Mert, kapının hemen dışındaydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD