özel bölüm

665 Words
Benjaminin peşinde onun sırlarını çözmeğe çalışırken birşey fark ettim,ben ne kadar derine gidersem ,bitmiyordu yenisi daha çıkıyordu. Kafam bir yapboz masası gibiydi resmen ,şuana kadar öğrendiğim birçok hikaye kendinde daha çözülmemiş bir çok parçayı da saklıyordu. Odamı topladım ,Benjaminin dünkü konuşmasının ardından bende hazırlandım ve peşinden gittim .Geldiği yer bu sefer gerçektende ürkütücü ve farklı bir yapıya sahipti.Sanırdın geçmişle geleceğin karışımı bir kuleydi.Dışarıdan sade tahta ahşaplı bir evde içeriye doğru ileriledikce, basamaklar attığın her adımı farklı renkle lans ediyordu.Hızlıca haraket edib yakındakı ,bir odaya girdim .Sürekli odanın önünden birileri geçiyordu.Ayak sesleri kesildiği an bende dışarı çıktım uzun kolidorlardan geçtikten sonra yine bir kapıya gelmişdim,onu açınca merdivenle bir yukarı ,birde aşağıya giden bir geçid gördüm ,ben merdivenlerle aşağı kata inmeyi seçtim. Burası yukarı gibi ışıklı olmasa bile ,sürekli odalardan yükselen insan sesleri benim şu yerle ilgili içimde bazı şüphe ve merak uyandırmıştı.Acaba gizli deney laborotuvar filanmıydı, sesin geldiği odanın önüne az kalmış addımlarım sessiz ama kendinden emindi,şuan yakalansam bile ses kaydı ve saçımdakı broş, kamera olarak herşeyi çekiyordu.Ama birden uzaktakı bir odadan, geçenlerde gördüğüm ve gizli konuşmaya şahit olduğum adam çıktı ,beni fark etmedi hararetli bir şekilde odadan çıkan diğer adamla bir şeyler tartışıyordu.Ben ikisinden şimdilik saklanmak istiyordum ve arkamı dönüp hızlıca gözüme çarpan açık kapılı ilk odaya girdim, tanrıya şükür burası alt tarafı temizlik odasıydı ,ben biraz bekledim,o sırada arkamdakı kitap yığınınlarının olduğu dolap dikkatimi çekmişti .İlk bakışta sıradan kitapların olduğu bir dolap gibi görünsede ,arasındakı bir şey ,bana çok tanıdıktı.Üstünde hapiste ismimi döne döne kazıdığım yazıları tekrardan karşımda görünce hemen günlüğümü elime aldım ve sayfalarını karıştırdım. Arasında yani sonuncu defa kendimi Siya için feda ettiğim günün sabahı birşeyler çizdiğim sayfada bir yazı vardı "Evet sevgili günlük bu gün bizim için ayrılmış hayat serüveninin sonuna geldik,seninle bir çok anı paylaştım ,ama yeri geldi ben unuttuklarımı bile sen unutmadım bana hatırlattın ,Nicklausun,Kiaranın önemini seninle tekrar hatırladım.Şuan gidiyorum benim en değerli hatıralarım sana emanet ." Günlüğü kapatacaktım ki,boş sayfaların birinden bir not düştü,notu yerden aldığımda,yazıyı tanıdım bunu en son Konorun ( Nicklausun hafızası silindikden sonrakı ismi) odasında bulmuştum,şuan onun benim günlüğümün arasında olmasından da tuhaf olan şey bir fotoğrafın da olmasıydı ve üstünde de tarih vardı.Ben ne fotoğraf olduğunu anlamak için arkasını çevirdiğimde şaşırmıştım.Bu bizim Nickle evlendiğim güne ait bir resimdi.O gün herşey o kadar hızlı olmuştu ki ,biz bir resim bile yaptıramamıştık,Benjaminin haber tutmaması gerekiyordu.Ama Nicklaus yolda elinde bir fotoğraf makinesiyle geçen yaşlı bir amcaya ikimizin fotoğrafımızı çekmesini istemişti.Adam gülerek "tabiki evladım,görüyorum çok aşıksınız neden bunu bir hatıraya dönüştürmeyesiniz ,biraz yakın durun,o aşkı hiss ettirin "demişti.Amcanın onayını alan Nicklaus bir anda beni kucağına almıştı, ben yere inmek için ısrar ettiğim sırada amca da bizi çekmişti.Ortaya komik ama tatlı bir görüntü çıkmıştı,ben o gün fotoğrafı istesemde Nicklaus onu bana vermemişti,şimdi nasıl burdaydı anlamıyordum,savaşta hayatını kayb eden oyuncuların en önemli eşyaları yakın arkadaşlar,na ve ya akrabalarına teslim edilirdi,eğer yoksa diğer eşyalarıyla birlikte çöp anbarlarına götürülürdü,döndüğümden sonra ben, bir keresinde bunu Kiaraya sorduğumda o bana eşyalarımın arasında günlüğümün olmadığını söylemişti,şimdi günlüğüm , o not ve kaybolan fotoğraf bir aradaydı ve bu çok tuhaftı.Ama onu yerine koymak yerine ceketimin iç kısmında sakladım ve yerine diğer kitaplardan birini koymak için elime aldığımda dolap aldığım kitapla sağ tarafa hereket etti ,galiba ben az önce yalnışlıkla gizli geçidi bulmuştum,hiç düşünmeden o geçitten aşağıya doğru uzanan merdivenle inmeye başladım ,kaç basamağı geride bıraktığımı hatırlamıyorum ama sonunda basamaklar bitmişti ben az öncekindende küçük ama çok soğuk bir odaya gelmiştim nefes aldığım her an çiğerlerime çektiğim soğuk hava sanki nefes almamı zorlaştırıyordu.Biraz öne doğru gittim tam köşede büyük bir buz dolabına benzer birşey vardı ve sürekli etrafında ışıklar yanıp sönüyordu içinde ne olduğunu anlamak için yaklaştığımda bunun bir ceset olduğunu gördüm ,üstelik bu benim tanıdığım birine aitti,daha bir kaç saat önce onunla konuşmuştum.....şimdiyse o hiç kıpırdamıyordu,dilim yokmuş gibi bir kaç kez ağızımı açıp kapattım,konuşamıyordum o ismi söyleyemiyordum ....çünkü bu imkansızdı ama o burdaydı binanın bir kaç metre altında gizli bir odadan çok morgu hatırlatan bu tuhaf yerdeydi...bir zamanlar herkes için ölümün ta kendisi olan adam tam karşımdaydı..zamanında istediğinin anında nefesini kesen canavar şimdi kendisi nefessiz kalmıştı....Benjamin....
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD