Zayan, Rezvan Ağa'ya öfkeyle bakıp ağalara döndü. Ağzını açacakken konağın kapısı açılıp imam Yusuf Ali, içeriye girdi. Rezvan Ağa'nın bakışları kapıya kayarken ayağa kalktı. İmam Yusuf Ali, ağaların yanına gelip “Berfin'in kızlarını görmeden isterim.” dedi.
Rezvan Ağa, başını sallarken Saliha'ya yanına gelmesi için işaret etti. İmam Yusuf Ali, dün Rezvan Ağa’yla konuştuktan sonra buraya gelirken kızları görüp onları mutlu etmek istiyordu ama yaşlılıktan dolayı artık yapacaklarını unutur olmuştu. Yolda aklına gelince de direkt dönmüştü.
Saliha, kızların elinde tutup imam Yusuf Ali’nin yanına geldiğinde İmam Yusuf Ali, eliyle kızların başını okşayıp cebinden çıkardığı şekerleri onlara verdi. Kızlar şekeri alıp gülümseyerek imam Yusuf Ali’ye baktığında imam Yusuf Ali’nin içi rahatlamıştı.
“Allah size hayırlı bir ömür nasip etsin.”
Kızlar elindeki şekeri açmakla uğraşırken Saliha ve diğerleri amin demişti. İmam Yusuf Ali, Rezvan Ağa’ya döndüğünde “Artık gidebilirim.” demesiyle Rezvan Ağa, başını sağa sola salladı ve “Beraber su içelim.” dedi.
Rezvan Ağa, nimetin büyüklüğüyle değil, niyetin saflığıyla ikramda bulunmasıyla İmam Yusuf Ali, daveti geri çevirmedi. Rezvan Ağa, Hakit’e imam Yusuf Ali’yi içeriye götürmesini işaret edince imam Yusuf Ali, kızları da isteyince Zayan’a fırsat doğmuştu ama öncesinde aklında başka bir şey vardı.
“İmam Yusuf Ali, sen önden git. Kızlar ardından gelecek.”
İmam Yusuf Ali, onaylayıp Hakit’le gidecekken Zayan, onu durdurdu.
“İmam Yusuf Ali, biraz önce Berfin’in hakkı gözetilmediği için bu evlilik sana hayır getirmez dedin, değil mi?” demesiyle imam Yusuf Ali, başını salladı.
“O vakit, bu evliliğin bana hayır getiremeyeceğini bile bile evlenebilirim demek oluyor değil mi?”
İmam Yusuf Ali, Zayan’ın vazgeçmeyeceğini anlamıştı. Hafif bir tebessümle “Evlenirsin amma unutma ki, Allah tek eşliliğe teşvik eder. Eşler arasında adaleti gözetmezsen günaha girersin. Burada da adaletin evlenmene karşılık Berfin’i boşamak olacak!” dedi.
“Sağ olasın.” diye böbürlenerek konuşan Zayan’la imam Yusuf Ali, başını sallayıp Hakit’le beraber konağa doğru yürümeye başladı.
Berfin, Zayan’ın kendisini boşayacağını düşünürken İmam Yusuf Ali, gidince Zayan, Rezvan Ağa’ya döndü.
“Bu cezayı Berfin'in hakkını gözetmeyip kızlarımı evlattan saymadığım için verirsiniz değil mi?”
Ağalar başını sallarken Rezvan Ağa, sadece Zayan’ın konuşmayı nereye getireceğini bekliyordu. Zayan, kendi kızlarına dönüp baktığında kızlara doğru adım atacak gibi olsa da nefsi ağır geldi. Yüzüne tükürüldükten sonra bir de soysuz Rezvan’ın önünde etek mi öpecekti!? Yüzünü Rezvan Ağa’ya dönüp “Berfin’in hakkını gözetmeden de evlenebiliyorum! Bu evlilik bana hayır getirmese de evleneceğim!” diye bağırdı.
Kızlar korkuyla babalarından uzaklaşırken Rezvan Ağa’nın öfkesi harlanmıştı. Saliha, işin renginin değişeceğini anladığından kızların elini sımsıkı tuttu ve arkasını dönüp oradan uzaklaşmaya baktı.
“Zayan, haddini aşma!” diye son uyarısını yapan Rezvan Ağa’ya Zayan, başını hayır anlamında salladı.
“O kuma Berfin’in üzerine gelecek!” diye inatçı bir sesle konuştu.
Rezvan Ağa, Zayan’ın anlayacağı dilden konuşması gerektiğinin farkında olduğundan “Sen kim oluyorsun da bana karşı geliyorsun!?” diye bağırıp Zayan’a yaklaştığında Zayan, öfkeyle “Berfin, kadınlık görevinde eksiktir! Eksik olduğu konuda da hakkını gözetmem gerekmez!” diye bağırmasıyla Rezvan Ağa, Zayan’ı yakasından tuttuğu gibi kendine çekip tokadı yüzüne indirdi.
Zayan’ın söyledikleri ağaları şaşkınlığa uğratırken Berfin’se kocası olacak adamdan onurunun hiçe sayıldığı bu sözleri gözleri dolarak dinliyordu.
Zayan, yüzüne inen tokatla öfkesi büyürken “Roza, Berfin’in üzerine kuma gelecek!” diye bağırmasıyla Rezvan Ağa, Zayan'ı yakasından tutacakken Roza “Ben kuma olmayacağım!” diye bağırdı.
Roza, önünde gerçekleşen kavgaya korkuyla izliyordu. Kavganın kan dökmeye kadar gideceğinin farkındaydı ve o korkunun verdiği cesaretle kuma olmayacağını haykırmıştı ama ne Rezvan Ağa ne de Zayan, ona bakıyordu. Roza, yine de öne gelip “Zayan Ağa’ya kuma olmaktan vazgeçtim Rezvan Ağa!” diye sesi titreyerek konuştu.
Rezvan Ağa ve Zayan, birbirine bakmaya devam ederken Zayan, Roza’nın söyledikleriyle öfkesi daha da büyüdü.
“Roza olmazsa başkası olur! O kuma Berfin’in üzerine anlı şanlı bir düğünle sana inat gelecek!”
Rezvan Ağa, Zayan’a vurmak için elini havaya kaldırdığında Zayan, daha ileri giderek “Kanın senin gibi günahkârdır Rezvan!” diye bağırmasıyla Rezvan Ağa, elini beline indirip silahını çıkardı. Silahı Zayan’a doğrultmasıyla silahlar çekildi. Hayri Ağa, oğlunu korumak için “Rezvan!” diye bağırıp Rezvan Ağa’nın üzerine yürüdü. Rezvan Ağa’nın silahı Zayan’ın alnına doğrulttuğunu görünce “Yapma!” diye korkuyla bağırdı.
Rezvan Ağa, Zayan’ın alnına silahı tam doğrulttuğunda “Rezvan!!!” diye korkuyla bağıran Berfin’le Rezvan Ağa, gözlerini Zayan’dan çekmedi ama silahı da ateşlemedi.
“Sana dedim! Zayan, kuma almaktan vazgeçmez! Yapma! Elini onun için kana bulama!” diye ağlayarak gelirken ayağının taşa takılıp düşmesiyle Rezvan Ağa'nın bakışları Berfin’i bulmuştu.
Berfin’in yanına gitmek istese de yerinden hareket etmedi. Edemezdi! Berfin, yerden kalkmaya çalışırken Zayan, gözleri kanla dolan Rezvan Ağa’dan uzaklaşma derdindeydi.
Rezvan Ağa, Berfin'in ayağa kalktığını görünce Zayan’a döndüğü gibi silahını tekrar alnına doğrulttu.
“Ağaların önünde beni öldürecek misin?” diye içindeki ölüm korkusuyla soran Zayan’la Halit Ağa, müdahale edecek olsa da “Rezvan Ağa, elini kana bulama!” diye imam Yusuf Ali’nin sesi duyulduğunda Zayan, rahat bir nefes verdi.
İmam Yusuf Ali, çıkan kargaşa seslerine çıkıp gelmişti. Rezvan Ağa’nın silah çektiğini görünce de kan dökülüp aileler birbirine girmemesi için müdahale etmeye karar vermişti.
“Kan dökmek çare değildir!” diye teskin edici sözler söylese de o sözler Rezvan Ağa için geçerli değildi.
İmam Yusuf Ali, Rezvan’ın yanına gelip “Öfkene yenik düşme Rezvan Ağa.” dedi.
“Yapma Rezvan!” diye ağlayarak yalvaran Berfin’le Rezvan Ağa, elini silahın tetkikine götürdü. Elinin üzerinde hissettiği imam Yusuf Ali’nin eliyle başını çevirdiğinde gözleri Berfin’i bulmuştu. Berfin’in hemen yanında olan kuma kızı görünce de gözlerini ânında çevirip imam Yusuf Ali’ye baktı.
“Allah şahidim olsun ki, Zayan’a kızını kuma diye vermeye kalkan her kim olursa kızını nikâhıma alır, kanıyla birlikte ayaklarımın altında süründürürüm!” diye bağırmasıyla Zayan dâhil herkes şaşkınlığa uğrarken Rezvan Ağa, silahı indirir gibi olsa da Zayan’ın bacağına sıkmasıyla Zayan, yere düştü.
Hayri Ağa, korkuyla oğluna bakarken oğluna doğru yürüyecekken adamların onu tutmasıyla hareket edemedi. Zayan, can korkusuyla bacağını tutarken Rezvan Ağa, ayaklarının dibinde can çekişen Zayan'ın yaralı bacağına ayağıyla basıp daha çok acı çekmesini sağlarken “Bir daha kanıma kusurlu laf edenin kusurlu bırakırım!” diye bağırmasıyla ağalar hayretle birbirine bakıyordu ama etraftaki silahlı adamlar da Rezvan Ağa'ya itiraz edemiyorlardı.
“Rezvan, Zayan acı çekiyor.” diye uyaran amcasını duymazdan gelip elindeki silahla Roza’yı işaret etti ve “Bu kızla bugün nikâh kıyılacak!” dedi ve ayağını Zayan’ın bacağından çekemeden Zayan’a döndü.
Zayan, hissettiği acıdan bayılacak gibi olurken Rezvan Ağa “Kızı hazır edin!” diye bağırmasıyla Zayan, küfür etmek istese de acısı buna izin vermiyordu.
★★•★★
~Roza~
Kuma olmak istemediğimi söylesem de bir şey olmamıştı. Rezvan Ağa, herkese gözdağı olsun diye benle evlenecekti.
“Amcama yapma, korkuyorum!”
“Bunu başından düşünecektin!” diye bağırmasıyla gözlerim Elvan’ı buldu. Bizi görmez, duymaz gibi önüne bakarken anamda bir köşe de ağlıyordu.
“Amca gidip ona hâlimizi anlatalım. Hâlden anlar belki.” dedim son çare.
“Olanları görmedin mi? Ağa oğlunu gözünü kırpmadan vuran bize mi merhamet edecek!” demesiyle sustum.
Omzumda hissettiğim elle başımı kaldırdığımda “Selametimiz için Rezvan Ağa’yla evleneceksin!” demesiyle gözlerimi yumdum.
Yaşlar gözümde dolup taşarken “Korkuyorum!” diye itiraf ettim.
Ağa oğluna acımayan köylü birine mi acıyacaktı?
“Birazdan nikâha gitmezsen olan hepimize olacak! Kendi ettiniz hepimizi yaktınız!” diye bağırmasıyla Elvan’a kızmak istesem de o da iyi değildi.
“Roza, sade senle anan, kardeşin tek yoksunuz! Biz de varız!” diye bağıran amcamla başımı salladım.
“Rezvan Ağa’nın karısı olacaksın!” demesiyle itiraz hakkım kalmamıştı. Haklıydı. Kendimiz ettik amma mesele amcamın ocağına kadar gitti.
“Çok korkuyorum!” dememle anama döndü.
“Ne diye Rezvan Ağa’yı geri çevirip kuma olmakta ısrar ettiniz!?” diye bağırıp anamın üzerine yürüyünce önüne geçtim.
“Yapma amca!” dememle öfkeyle yüzüme baktı.
“Sizin yüzünüzde çocuklarıma bir şey olursa sizi yaşatır mıyım!?” diye bağırıp beni itmesiyle anama yaklaştı. Elini kaldırıp anamın çehresine indirecekken “Allah aşkına anama dokunma! Ne dersen yapacağım!” dememle yüzünü bana döndü.
Gözünden ne dediğini anlarken başımı önüme eğdim.
“Ka- Ka-”
Korkudan devamını getirmezken “Nikâhta evet diyeceksin!” demesiyle başımı salladım.
“Aferin!” dedi ve bana yaklaştı. Gözlerimi yerden ayrılmazken “Bir daha kendinizi kurtarmaya kalkarken iyice düşünün! Düşünün ki böyle rezil durumlara düşmeyin!” demesiyle eteğimi sıktım.
Yanımdan çekip giderken kapanan kapı sesiyle başımı kaldırdım. Gözüm Elvan’ı bulurken ölü gibi kıpırtısız dururken bir şey diyemeden ağlayarak ona baktım...