~Roza~
Giymem için verdikleri elbiseyi giyip odadan beklerken anamda amcamla konuşmak için odadan gitmişti amma boşa gider. Korksam da amcam haklıydı. Rezvan Ağa, hepimizin gözü önünde Zayan Ağa'yı bacağından vurmuştu! Korkuyla gözümü kaparken “Rabbim sen bana yardım et.” dedim.
Kapı sesini duyunca gözümü açtım. Bana temiz elbise getiren kadın karşımdaydı. Yerimden kalktığımda “Rezvan Ağa, nikâhta bulunmana müsaadesi yoktur!” demesiyle başımı yere indirdim.
“Vekilliğini birine vermeni istedi!” diye lafına devam edip susunca gözüm yaşla dolmuştu. Kolumdan tutulmamla başımı kaldırdığımda kadın, bana bakıyordu.
“Bekleyecek vakit yok. İmam bekler!” demesiyle zorla yutkundum.
“Bekletme abla, ne de olsa ağa karısı olacaksın!” diye birden bağıran Elvan’a döndüm. Ayağa kalkmış bana doğru gelirken ruhu çekilmiş gibiydi.
Tam önümde durup gözünü üzerimde gezdirdi. Elini üzerimdeki elbiseye götürüp “Daha evlenmeden güzel giyinmeye başladın!” demesiyle hayır dercesine ona baktım.
“Ben bunu istemedim!” dememle başını salladı.
“Sen Zayan'ı istedin amma Rezvan’ı aldın!” diye bağırmasıyla neden böyle ettiğini anlamamıştım. Elvan’a doğru bir adım atıp “Mutlu olduğumu mu düşünürsün?” dedim.
Gözünü gözüme dikip bir şey demeyince yanımdaki kadına döndüm.
“Vekilim kardeşim olursa olur mu?” dedim.
Kadın bir şey diyemeden kolumdan tutulup çevrildim. Elvan bana öfkeyle bakarken “Sen benle dalga mı geçersin!?” diye bağırıp elini havaya kaldırdığında hayretle yüzüne baktım.
Elini yüzüme indirmeden kadın, Elvan’ın elini tutup “Kavganın sırası değil!” diye kızdı.
Elvan, öfkeyle yüzüme bakarken kapıdan bir kadın daha içeriye girdi. Kadın gözünü bize dikmişken Elvan’ın elini tutan kadın, kadına dönüp “Belkıs Hanımağam, bir şey mi lazım?” dedi.
Belkıs Hanımağa, tanıma gelip siyah sürmeli yeşil gözünü gözüme dikti.
“Vekilliğini kardeşine mi vereceksin?” demesiyle bizi duyduğunu anladım.
Elvan’ın az önceki hâlinden dolayı bir şey diyemedim. Belkıs Hanımağa, tebessüm edip “Rukiye, Rezvan’ın dediğini iyi anlamamış!” demesiyle korkuyla suratına baktım.
“Rezvan, sen ve senin kanından birini nikâhta istemez! Vekâletini bizden birine vereceksin!” demesiyle gözümü yere indirdim.
“Rukiye, bu köylüyü Selman Ağa’nın yanına götür. O vekâlet için bekler.”
Rukiye eliyle kapıyı gösterse de yerimden adım atamadım.
“Hadi yürü! Seni mi bekleyeceğiz!” diye bağırmasıyla gözümden akan yaşı hemen silip Rukiye’nin peşinden odadan çıktım.
★★•★★
Belkıs Hanımağa’nın kocası Selman Ağa’ya vekâletimi verdikten sonra bir kadın yanıma gelmişti. Bu kadın Rezvan Ağa’nın anası Cemile Hanımağa’ydı. Yanındaki kadınlarla birlikte bir beni bir odaya getirmişti. Bundan sonra bu odada kalacağımı söyleyip diğer kadınları odadan çıkarmıştı. Benle o tek başımıza odada kalırken ne yapmam gerektiğini bilmediğimden başımı önüme eğmiş konuşmasını bekliyordum.
“Rezvan, odaya gelirse o başını kaldır demeden sakin başını kaldırma!” diye uyarmasıyla başımı kaldırıp yüzüne baktım. Yüzüme sert sert baksa da tebessüm ettim. Şimdiye dek benle konuşanlar hep bağırıyordu amma Cemile Hanımağa, beni uyarıyordu.
“Allah razı olsun. Sağ olasınız.”
Yerinden kalkıp “Bunu senin için demem. Oğlum için derim!” dedi ve arkasını dönüp kapıya yürüdü. Kapıyı açtığında kapıda Elvan, göründü.
“Sen de kimsin?” diye soran Cemile Hanımağa’yla “Kardeşim!” dedim ve ayağa kalktım.
“Fazla kalma!” deyip kapıdan çıktı. Cemile Hanımağa, gidince Elvan odaya girip kapıyı kapattı. Yaş dolu gözlerle bana bakarken “Kardeşinim demek!” demesiyle ona yaklaştım.
“Neden böyle eder-”
Birden yüzüme inen tokatla susarken “Sen kardeşinin sevdiği adama göz diken ahlaksız birisin!” diye bağırmasıyla yüzüme inen tokattı düşünmeyi bıraktım.
Başımı çevirip Elvan’a baktığımda ağlayarak bana bakıyordu.
“Sen benim ablam değilsin!” diye ağlayarak konuştu.
Kullardan tutup bana bakmasını istesem de kollarını çekmesiyle “Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu!?” diye bağırdım.
“Bir de nikâh vekili olmamı istedin!” demesiyle anlamayarak yüzüne baktım.
Parmağıyla beni işaret edip “Bu vakitten sonra bana seni soran olursa ahlaksız, rezil biridir diyeceğim! Arkandan ıslık çalanlara bayrak sallayacağım!” demesiyle inanmayarak ona baktım.
Bana yaklaşıp parmağını göğsüme değdirerek “Sen bugün rüyamı elimden aldın! Ben de senden bu rüyanın bedelini alacağım!” dedi ve arkasını döndü.
Elini kapıya götürdüğünde “Rüyan Rezvan Ağa mıydı?” dedim ağlayarak.
Yanıt vermeden odadan çıkıp gidince ağlayarak yere diz çöktüm.
“Doğru değil de! Rüyam değil de!..”
Gözümden yaşlar ardı ardına gelirken Elvan’ın dediklerinin yalan olmasını diliyordum.
★★•★★
Ne kadar böyle kaldım bilmiyorum amma başım yere düşecek gibi olduğunda kendime gelip ayağa kalkmıştım. Elvan’ın dedikleri bir ân aklımdan çıkmazken doğru dediğini anlamıştım.
“Bilmiyordum!”
Bana ismini hiç demedi. Bana ismini deseydi bu nikâhın olmaması için Rezvan Ağa’nın ayaklarına kapanır ona yalvarırdım. Elimle yüzümü silip yatağa tutunarak yerden kalktım. Gözümü kapıya diktiğimde amcamın, anamın, Rezvan Ağa’nın, Zayan Ağa’nın, Elvan’ın... ve daha diğerlerinin sesi birbirine karıştı. Gözümü sımsıkı yumup elimi başıma götürdüm. Sesleri susturmak istesem de yapamıyordum.
Elimi başımdan çekip yatağa oturdum. Gözyaşlarım sel çıkarmadan akarken “Keşke kuma olmayı hiç kabul etmeseydim!” dedim.
Kuma olmayı kabul etmeseydim bunlar başımıza gelmezdi. Yatağın çarşafını elimin arasına aldığımda açılan kapı sesiyle Elvan’ın geri geldiğini düşünüp kafamı kaldıracakken gözüme değen ayaklarla duraksadım.
Kafamdaki sesler onu fark etmemle sussa da kalbim susmuyordu. Korkuyla başımı eğebildiğim kadar eğdim. Başımı eğsem de ayaklarını görüyordum. Gözümü kapatıp sakin olmaya çalıştım.
“Kalk ayağa!” diye emretmesiyle hemen yerimden kalktım. Önümde durur gibi olsa da hemen yanıma geçti. Aramızda mesafe olsa da korkuma engel olamıyordum.
“Başın yerden kalkmayacak! Her vakit yere, ayaklarıma bakacak!”
Korkudan bir şey demeden lafını bitirmesini bekledim.
“Yerin ayaklarımın altında!” demesiyle kafamı kaldırmak istesem de korkum izin vermiyordu.
“Yıkıl karşımdan utanmaz!” diye bağırmasıyla yerimden sıçradım.
Ayaklarından arkasını döndüğünü anlarken cama doğru yürüdü. Durunca başımı hafif kaldırıp kapıya baktım. Nereye gideceğimi anlamadığımdan önüme dönüp başımı eğdim.
“Defol arlanmaz!!!” diye tekrar bağırmasıyla odadan kovduğunu anladım. Kapıya yürüyüp odadan çıktım. Bir yere gidemeyeceğimden kapının önünde durmuş önümdeki karanlığa bakarken elimi ağzıma götürüp ağzımı kapayarak kaderime ağladım...