Tuğrul Hayatımın en büyük acısını daha on üç yaşında çocukken yaşamıştım. Ölümde dahil beni bir daha hiç bir şeyin bu kadar üzeceğini hiç düşünmedim. Herkesin bir ölüm hakkı vardı, sadece bir kez ölüyordu. Ama ben sanki her gün ölüyor gibiyim. Ölüyorum ama acım dinmiyor, her gün, her gün aynı acı tekrar aynı yerden canımı acıtıyor. Denizin ortasında yine geçmişe dalmıştım. Geçmiş yakamı bırakmıyor, sanki canım az yanıyormuş gibi yine yüzü gözümün önüne geldi. Bir insan nasıl bu kadar vicdansız olmayı başarmıştı? Melek yüzlü şeytan çıktı. "Abi yedin, bitirdin kendini senelerce. Böyle yapmak yerine keşke çıkıp karşısına konuşsaydın." diyen Cabbar'ı susturdum. Sanki ben bilmiyorum karşısına çıkıp konuşmayı. Ama gördüğüm zaman öldürmemek için kendimi nasıl durduracağım? O benim daha mini

